Yıllardır Türkiye''ye "musallat olan", RADİKAL gazetesinde Haluk Şahin''in çok yerinde bir tabiri ile "hortlak" dediği "Sözde Ermeni Soykırımı" tasarısı, bu sefer, seçim dönemi olduğu için, en fazla göründükten sonra, mezarına tıkıldı, ama gelecek yıl gene hortlatılmak üzere! Çünkü tasarıyı geri alan Temsilciler Başkanı Dennis Hastert''ın de demecinde ima ettiği gibi, tasarı, muhtevasının yanlış ve gerçeklere aykırı olduğu için değil, Amerika''nın siyasi ve stratejik çıkarlarına ters düştüğü için, hele şu bağlamda, ülkenin başı Orta Doğu''da belada. Orta Asya''da da nazik durumda olduğu için, "bu defalık" geri çekilmiş oldu! Velhasıl, tabir caizse bizde "bu ense, karşı tarafta da bu iç politika çıkarları, Ermeni lobisinde de bu güç oldukça" biz bu "hortlak"tan kolay kolay kurtulamayacağız. Bence, en doğrusu ,"hortlak"tan artık korkmamamız ve görmezlikten gelmek! Zira ne yaparsak yapalım, bir yüzyıldır Ermeni örgütlerinin, misyonerlerin, kiliselerin, "Zavallı aç bi ilaç Ermeniler" sloganları, çikolata paketlerinin içine bile koydukları sözde mezalim resimleri ile Amerika''nın ve Batının kolektif hafızalarına yerleştirdikleri abartılı iddiaları silemeyeceğiz!
İç politika gerçeği Üstelik Amerika''da, bir de iç politika faktörü var. Son New York Times Magazine dergisinde bu faktörün önemi, Kaliforniya''da Cumhuriyetçi aday James Rogan ile Demokrat aday Adam Schiff arasında, milyonlarca dolara mal olan çetin, adeta boğaz boğaza mücadele konusundaki yazıdan anlaşılıyor. İki adayın başarıları için, bölgedekı üç tane Ermenice TV kanalı ve Ermenice gazeteleri ile 75.000 kişilik Ermeni cemaati, anahtar durumunda. Rogan''ın tasarının başını çekmesinin de sebebi tabii bu! Clinton''ın da, bu politik gerçeklere karşı tasarıyı geri çektirebilmesi de büyük başarı!
İletişim Profesörü dostum Haluk Şahin''in, bu durum karşısındaki önerisi net: "Hortlağı" gün ışığına çıkarıp yok etmek! Ancak o da, "tüm arşivler açılarak, ünlü tarihçiler davet edilerek, kendi deyimiyle bilimsel özgürlük içinde,"Hortlak", gün ışığına çıkarılırsa bile, altından ne çıkacağından -daha doğrusu ne çıkarılacağından- pek emin değil!
Ben de, bunca yıl sonra, Şahin''in bu önerisinin hortlağı yok etmek için doğru yol olacağına kesinlikle inanmıyorum. Çünkü herşeyden önce tarihçilerin hiçbirinin -bizimkiler dahil- bu konuda tamamiyle objektif davranabileceklerine inanmıyorum. Netice lehimizde de çıksa, sözde Ermeni telefatının devlet talimatı ile veya özel bir teşkilat tarafından yapılmadığı, iki taraftan da ölenlerin karşılıklı mücadele veya hastalık, açlık neticesinde telef oldukları anlaşılsa ve tarihçiler de bunun üzerinde uzlaşsalar bile, "hortlak" mezarında çürümeye terkedilmeyecektir. Bu çabalar olsa olsa "hortlağı" yeni boyutlarla canlandırır. En doğrusu Hortlağı görmezlikten gelmek ve artık bu heyuladan korkmamaktır! Çünkü korkunun ecele faydası, hortlağa da zararı yok!
Vatana ihanet Haluk Şahin burada, belki de "entelliği" gereği, çok anlamlı bir konuya dokunuyor: "Farklı görüşler ileri sürenlerin derhal vatana ihanetle suçlandığı bir ortamda özgür bir bilimsel çalışma yapılabilir mi?" diye soruyor. Bu soru her iki taraf için de varit. Ve, bizatihi bunun için de, "hortlağın" sözde "bilimsel aydınlıkla" yok edilmesine imkân yoktur.
Ben, soykırımını bizim -şu veya bu şekilde- yaptığımızı, yeni sözde delil iddialar da katarak savunan "bizim" yazar ve tarihçilerimizi, açıkça "ihanetle" suçlayanlardan biriyim ve bu iddiamın tam arkasında duruyorum. Benim inancıma göre karşımızda ve aleyhimizde, her tarihi konuda olduğu gibi, Ermeni konusunda da, objektif olamayan bu kadar gelmiş ve geçmiş tarihçi varken, bizimkilerin gönüllü olarak onlara katılmaları, destek olmaları, bilimsel işgüzarlıktan ukalalıktan da öte, ihanet değildir de nedir? Hangi amaca hatta "akademik" amaca hizmet eder? Tarih müspet bir ilim olmadığına, belgelerin bile tahrif edilmiş olabileceğine, daha dün cereyan etmiş bir olay hakkında görgü tanıklarının dahi çeşitli rivayetleri olabildiğine göre, kesin gerçek nerededir? Kaldı ki tarihçilerin de, ne kadar dürüst olurlarsa olsunlar, peşin hükümleri, dini ve milli takıntı ve saplantıları olabilmiştir.
Gazetecilik Bu vesileyle, başka vesilelerle de gazetecilikte objektiflik konusunda hep sorduğum bir soruyu İletişim hocası Şahin''e de sormak isterim: Gazeteci, ülkesinin çıkarlarını ilgilendiren durumlarda tam manasıyle objektif olmalı mıdır, olabilir mi?
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Tamamıyle objektif tarihçi olamaz. Eğer kendisine has bir fikri yoksa tarihçi tık tık işleyen bir saatten ibaret kalır ve okunmaz da!
Barbara W Tuchman
"Tarih yalanlar bilimidir. Çünkü hiçbir görgü tanığı bile olayları doğru olarak hatırlamaz!"
Nancy Pickard
"Tarih bir bakıma bir öyküye benzer; anlatana göre değişir."
Dorothy S. Davis

