Öcalan davasında, Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş''ın, idam kararının düzeltilmesi için hükümlü avukatlarının tashihi karar talebini reddetmesi ile Türk hukuk süreci tamamlandı. Top, şimdi siyaset -ve de feraset- alanında!
SAVAŞ''IN GEREKÇELERİ Vural Savaş, hukuki gerekçelere dayanan "ret" kararından sonra, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''nin, bu konudaki "tehiri icra" yani tedbir talebine, uyup uymamanın, "hükümetin takdirinde" olduğunu söylüyor. Ama aynı zamanda da, bence büyük medeni cesaretle, AİHM''nin talebine uymamak gerekeceğini, 8 sayfalık gerekçeli kararında, gene hukuki delillere dayanarak, büyük bir vukufla ifade ediyor! Özellikle, hükümetin daha önce Özbek muhaliflerin Özbekistan''a iadelerinin önlenmesi hususunda, AİHM tedbir kararına uymadığını ve muhaliflerin, herhalde siyasi sebeplerle Özbekistan''a iade edildiklerini hatırlatıyor. Ayrıca, gene daha önce, Anayasa Mahkemesi''nin, Türkiye Komünist Partisi yöneticilerinin, AİHM''de açtıkları davaya karşılık verdiği bağlayıcı ret kararını da, "Tashihi karar" talebini reddetmesine dayanak yapıyor. Herhalde, bütün ilgililerin, Cumhurbaşkanının, Başbakanın, danışmanlarının ve özellikle koalisyon ortağı liderlerin nihai ve geriye dönülmesi güç bir karar vermeden, önce Vural Savaş''ın gerekçeli kararını dikkatle okumaları gerekir.
BAŞBAKANA KALIRSA Başbakan Bülent Evevit, Avrupa İnsan Haklarının bu konudaki "tehiri icra" kararına uyulup uyulmayacağını, yeni yıl başında hükümet ortakları ile kararlaştıracaklarını söyledi. Uyma kararı verilirse, AİHM Türk yargısının verdiği kararı gözden geçirecek ve bu süreç de, en az bir yıl sürecek. Kimse kimseyi aldatmasın; böyle olursa AİHM herhalde idam kararını tasvip etmeyecek, bir yıl geçtikten sonra da Öcalan idam edilmeyecek ve cezası "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına" çevrilecek. Bu cezanın idamdan beter bir ceza olacağını iddia edenler var. Ben, bizde bu kafa varken, buna kesinlikle inanmıyorum. Öcalan''ın İmralı''da PKK, daha doğrusu bölücülük hareketi, üzerindeki etkisini kaybetmeyeceğine ve aksine, giderek, hücresinden ahkam kesen bir simge olacağına inanıyorum... Ve bizde de bu milli unutkanlık ve maalesef edilgenlik oldukça, Avrupa''da başlayacak, insan hakları dayatmaları ve Öcalan''ı "kurtarma" kampanyaları neticesinde, nihayet iki yıl sonra, serbest bırakılacağını ve başımıza bir Mandela kesileceğini tahmin ediyorum. Herhalde bunlar, gözardı edilemeyecek ve üzerinde kumar oynanamayacak ihtimaller.
DUYGULAR VE AKIL Bazı yazarlar, özellikle bu kararda anahtar rolü oynayacak olan Başbakan Yardımcısı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli''yi etkilemek maksadı ile, "Duygusallık mı, yoksa akıl mı ağır basacak?" diye soruyorlar. Daha evvel de yazdım; MHP''nin ve sayın Bahçeli''nin bu konudaki görüşlerinde, tabii, büyük bir kitlenin duygusallığı önemli rol oynuyor. Genelkurmay Başkanımızın TSK için söylediği gibi, bölücülükle ve Öcalan ile mücadelede MHP de "taraftı" hâlâ da "taraftır." Seçimlerdeki zaferinin kökeninde bu konudaki tavırlarının ve söylemlerinin büyük etkisi olmuştur. Şimdi "iktidar ortağı olduk" diye bunları bir kalemde silemez ve unutturamaz.
KOALİSYON PROBLEMİ Bu konuda koalisyon bir yol ayrımında, gerçekten birçok konularda uyumlu çalışarak başarılı olan koalisyonun devamının, herşeyden Öcalan''ın idamından da mühim olduğu iddia edilmektedir. Sayın Bahçeli önemli bir kararı kesin olarak vermek zorunda. Kayıtlara geçmesi için söylüyorum: "Hikmeti devlet" veya "Koalisyonun devamı gerekiyor" diye topu ne taca ne de başkasına atamaz ve bunu ne kendisine oy verenlere ne de geniş bir çoğunluğa anlatamaz! Bu konuda verilecek yanlış bir karar milli vicdanı çok rahatsız edecek ve Türk Devleti''nin geleceği bakımından vebali büyük olacaktır.
FUTBOL FANATİKLİĞİ DEĞİL Kaldı ki, MHP''nin duygusallığı, "futbol fanatikliği" değildir. Tabii, binlerce insanımızın katledilmesi, ülkemizi yıllarca ilerlemekten alıkoyması duygusal ve milli infial sebepleridir. Milli vicdanın tatmin edilmesi zorunluğu vardır. Ancak bu duygularda asıl "akıl, mantık ve hukuk" vardır. Türk yargısının, Türkiye''de idam cezasının mevcut olduğu dönemde, kitlesel terör ve vatana ihanet suçlarını işlemiş olan Öcalan''ın muhakkak, hak ettiği en ağır cezaya çarptırılması, toplum vicdanının tatmin edilmesi zorunluğu vardır... Ama asıl akıl, mantık ve Vural Savaş''ın da belirttiği gibi "hukuki gerekçeler" vardır. Öteki tarafındakinden de fazla!
ÖTEKİLERİN "AKLI" Öcalan''ın idam edilmemesini isteyenlerin "akıllarına" bir bakalım. Bu "akıllarda" önce Avrupa Birliği''ne girmek tutkusu var. Yani Öcalan asılmazsa Avrupa Birliği''ne üye kabul edileceğiz, asılırsa veto edileceğiz? Kaderimizin ''Öcalan''ın kellesine bağlanması, en azından garip, hatta kendimizi aşağılayıcı bir "akıl" değil midir?
MİLLİ EGEMENLİK KONUSU Herşeyden evvel, hatta herşeyin üstünde önemli bir ilke meselesi de var: Başbakan''ın, hükümetin Türk Hukuk süreci sona erdikten sonra Türk yargısının verdiği kararı, gerektiği ve mutat olduğu gibi, milli egemenliğin tek ve nihai temsilcisi olması gereken TBMM''ye sevketmeyip, AİHM''nin bir iki yıl sonra vereceği karara kadar, yasaklamaya hukuken hakları var mıdır? Başka bir iddiaya göre, Cumhurbaşkanı TBMM''nin idam kararı "kanununu" veto eder mi? Edebilir mi? Bilmiyorum, ama yaparlarsa ve bunlara cevaz verilirse, herkes cumhuriyetin geleceği ve milletin birliği açısından büyük vebal altında kalır!.. Hem böyle bir şey olursa böyle yaparlarsa, önce de yazdığım gibi meclisteki "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir" ibaresinin altında ve parantez içinde: "Avrupa Birliği müsaade ettiği kadar" ibaresini de asmak gerekecek! ........ Rakamlarla aram hiçbir zaman iyi olmadı. Milenyum konusundaki son yazımda da ikinci milenyuma gireceğimizi yazmıştım. Dikkatli dostum Şiar Yalçın uyardı: Meğer 3. milenyuma giriyormuşuz.. Kutlu olsun!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Millet egemenliğini kazanmıştır ve savaşarak kazanmıştır! Kazanılmış olan egemenlik, tecezzi (bölünme) kabul etmez, hiçbir sebep ve suretle, terk ve iade edilmez..tevdi edilmez. Bu egemenliği tekrar geri alabilmek için alınması için kullanılan vesaiti kullanmak gerekir!" Gazi Mustafa Kemal 1922

