Türk Silahlı Kuvvetleri, bir konuda daha sivillere öncülük yapıyor. Genelkurmayca düzenlenen basın turuna katılan arkadaşlarımız, Ordumuzun Güneydoğu''da, PKK''ya karşı, başarılı silahlı operasyonlarından başka, kalpleri ve kafaları kazanmak için de neler başardıklarını anlata anlata bitiremiyorlar. PKK ideologları, TSK''nın hem son operasyonlarından, hem de yeni psikolojik savaş yöntemlerinden çok kuşkulular. Uluslararası kuruluşların, ABD''nin son harekata karşı sessiz kalmasından şikayetçiler. Mücadelelerinin yeni safhasında "inisiyatifi kaybetmekten" korkuyorlar.
Yeni dönem Güneydoğu sorununun, bölücülük tehlikesinin sadece silah gücü ile çözülemeyeceği malumdu. Ancak bölgede, bölge halkına aş ve iş sağlanmak için, kalkınma hareketlerinin yapılabilmesi, herşeyden önce, PKK''nın, silah gücü ile PKK''nın bertaraf edilmesine, müsait istikrar ortamının oluşturulmasına bağlı idi. PKK tehlikesi, hâlâ dağlardaki birkaç bin teröriste, bunların hâlâ karıştırdıkları fesada rağmen, büyük ölçüde giderilmiş ve sıra, psikolojik savaşa, kafaları ve kalpleri kazanmaya gelmiştir. Askerlerin başlattıklarını daha büyük ölçüde ve daha büyük imkanlarla hükümet, mahalli idareler devam ettirmelidirler. Ancak bunlar, neticeler uzun vadede alınacak uğraşlardır.
PKK fesadı Ancak unutmayalım ki, PKK-Öcalan fesadı, bunlar oluşana kadar, devam edecektir. Zaten PKK organları "PKK''nın bitmediğini ve mücadeleyi yeni koşullara göre sürdüreceğini, Türkiye''de ve dünyada siyasal alanda çalışma yapmak için gerekli insan ve ekonomik güce sahip olduğunu" açıkça söylüyorlar. HADEP bölgede Kürt milliyetçiliğini tahrik etmekten geri kalmıyor. Bundan sonra yarış veya mücadele onlarla, Türk sivil ve askeri makamları arasında, bölge halkını, özellikle, gençlerin kafa ve kalplerini, Öcalan''ın "milli" önderliğindeki ve HADEP''in mahalli taşeronluğundaki yeni modern elbiseli, Kürt bölücü milliyetçiliğinin kıskacından kurtarmak için yapılacaktır. Bu mücadelenin bir önemli diğer boyutu da, Türkiye''nin Batısında da dağılmış olan ve de pişmanlık yasası çıkarsa sayıları artacak. Öcalan''ın "Pimleri çekilmiş, kinleri bilenmiş , gençleri" yeniden kazanmak olacaktır. En önemlisi Kürt bölücüleri mücadelelerini büyük ölçüde uluslararası platformlara taşımayı başarmışlardır. Bu platformda da mücadele vermek zorundayız..
Öcalan''ın sağlığı Ve bu mücadele Öcalan''ın ölüsü veya dirisi üzerinde odaklaşıyor şu sırada. Amerika''daki ve Avrupa''daki dış odaklar, gittikçe artan bir tempo ile, Üniter TC''nin başlangıçta büyük bir hata olduğunu, Güneydoğu sorununun ancak Kürtler''in önce kültürel tabii sonra da siyasi haklarını tanımakla...yani Kürtler''e özerklik vermekle sağlanacağını söylüyorlar ve Öcalan''ın "Demokratik Kürt-Türk Cumhuriyetine" çok sıcak bakıyorlar. Bazı Türk dostları Amerikalılar bile bana "Niçin olmasın!" diye soruyorlar. Niçin olamayacağını, olmaması gerektiğini anlamak için Türk olmak ve Türk tarihini "yaşamış" olmak gerek.
Taktik Bölücülerin...Her ne kadar bugünkü zahiri söylemleri, "Türkiye''de, barış ortamı içinde Türkler''le birlik" ise de, bu değişim ve dönüşümün bir taktik olduğunu da hemen ağızlarından kaçırıyorlar. Hem, nasıl bir "Türk-Kürt kardeşliği" ki, bunları yazanlar Türkiye''ye ve Türkler''e karşı olan düşmanca hislerini, kinlerini pek gizleyemiyorlar.. Kürt kuruluşları ve kişileri birleşmek gayretindeler ama aralarında, Öcalan''ın ve PKK''nın gevşediğini iddia edenler de var. Bunlara karşılık da şöylenen şu: "PKK evcilleşmedi, değişim-dönüşüm yaptı" Bakın ne yazıyor, ideolog yazarlardan Mahmut Baksı: "Suyu görmek yetmez, suyun akışını da kabul etmek lazım!"a göre hareket etmek gerekir!" ilave ediyor: (Öcalan''ın yeni açılımı olan) Demokratik Cumhuriyet, PKK''nın temel hedeflerinden ayrılmak değildir. Kürt halkının ulusal ve demokratik değerlerinden uzaklaşma söz konusu değildir!" Kitaplarında, medya organlarında, sempozyumlarda ve kongrelerinde ifade edilen, bu fikirleri ve bu yeniden yapılanma çalışmalarını, Kuzey Irak''ta, ABD''nin tasvibi ile yürütülmekte olan "otonom" yani özerk bir Kürt bölgesinin kurulması çabaları ile birlikte mütalaa edin, karşı karşıya bulunduğumuz tehlikeyi daha iyi anlarsınız.
Kritik nokta Güneydoğu sorununda, çok kritik bir noktadayız. PKK-Öcalan organları şu bağlamın, kendileri için de kritik bir nokta olduğunu açıkça söylüyor ve uyarıyorlar: "İnisiyatifi, genç TC''ye ve özellikle TSK''ya kaptırmamalıyız, yoksa "başımıza ikinci bir Lozan gelebilir!" Bundan önceki üç yazımda belirtmeye çalıştığım gelişmeleri ve tehlikeleri, yarınki yazımda özetlemeye ve bir neticeye varmaya çalışacağım.
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Kürtler''de milliyet şuuru ve milliyetçilik duyguları yok ama biz (İngiltere) biraz iterek bunu yapabiliriz!" İngiliz Ajanı Binbaşı Noel (1919)

