Kaydet
a- | +A

Bugün İmralı''da Öcalan hakkında karar günü. Mahkeme heyetinin vereceği kararın, TCK''nın 125. maddesine göre, vatana ihanet ve ülkeyi silahlı isyanla bölmek suçundan "idam cezası" olacağından kimsenin şüphesi yok. Bu suçları işlediğini kendisi de itiraf etti. Avukatlarının istedikleri 159. maddenin yani hafifletici sebepler dolayısı ile cezasının müebbete çevrilmesine de pek imkan yok. Binlerce insanımızın ölümüne, cinayetleri bizzat işlememiş olmasa bile, bunları azmetirdiği bütün delillerle belli olduğuna göre, suçu fazlası ile sabit olmuştur. Ancak sadece bu yüzden değil iki kardeş halkın arasına onarılmaz bir düşmanlık soktuğu için de idam cezasını birkaç kere hak etmiştir. Eğer kanunlarımızda idam cezası olmasa idi, Öcalan için özellikle konulması gerekirdi.. Şurası muhakkak ki İmralı''daki mahkeme Öcalan''ın ve avukatlarının istedikleri gibi, Güneydoğu sorununun siyasî çözümünü kararlaştıracak bir platform değildi. Ama görülüyor ki, karar ne olursa olsun, neticeleri o tarafa çekilecek.

AMMA... Bu ceza infaz edilir mi? Yoksa türlü bahanelerle savsaklanır, geciktirilir ve neticede unutturulur mu? Ne acıdır ki, bugün Türkiye''nin gündemi hep değiştirilirken ve özellikle dış baskılar yüzünden bunlar tartışılmakta. Cumhurbaşkanımız bile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''nin yürütmeyi durdurmaya, yani Türk mahkemesinin vereceği kararın yürütülmesini durdurmaya hakkı olduğunu ifade etmiş. New York Times gazetesinin "iyi duyumları olan" Türkiye muhabiri Stephen Kınzer, başlangıçta Türkiye''deki bütün köşe yazarlarının, yorumcularının, duruşmalar başlarken Öcalan''ın idama mahkum edileceğinden ve bu hükmün de infaz edileceğinden kuşkuları olmadığını ama şimdi ortaya aykırı düşünceler çıktığını ve bazı yazarlarımızın Öcalan''ın pişmanlık ifadelerinin, "isyanı" sona erdirmk önerilerinin ve samimiyetinin "denemesi" yolunda yorumlar yaptıklarını yazıyor. Kinzer''e göre, bu yorumların ardında PKK''nın, Öcalan asılırsa topyekun savaş yapma tehdidinden doğan korku yatıyor.. Almanya''da PKK''nın ülkedeki tepkilerinden endişe duyuyor ve Türkiye üzerinde baskı yapıyormuş. Yani Türkiye Cumhuriyeti bağımsız yargısının verdiği kararı uygulamak hususunda eşkıyanın misillemelerinden korkacak, bir yabancı ülkenin veya ülkelerin baskılarından etkilenecek!.. Güneydoğu''dan dönen Hasan Cemal kardeşimiz de idam hükmünün infazının o bölge halkını rahatsız edeceğinden endişeli. Biraz da kulağını Türkiye''nin başka yörelerine çevirse nasıl olur? Doğru Güneydoğu''daki anaların da yürekleri yaralı ama Öcalan''a kapılıp dağlara çıkanlarla ve onların anaları ile, devlet uğruna ölenler ve onların anaları arasında bir fark olmalı bir yerde!

FIRSAT Öcalan''ın geçmişteki her ateşkes teklifinde "Aman bu fırsatı kaybetmeyelim" diyen gafillerimiz şimdi de aynı şeyleri söylemeye başlıyorlar ve bundan sonra "akıllı davranalım" diyorlar. Ne var ki onların "akılları", "akıllı çözüm" formülleri gene Öcalan''ın önerileri ile çakışıyor. Bu "akıllar" veya "akıllılar" bizde oldukça, Öcalan hakkındaki hükmü sulandırmak için, Yargıtay, Parlamento safhalarına kadar, daha başka ne baskılar göreceğiz!.. Öcalan''a yumuşak bakılması için ortam da müsait. Kosova bunalımı şimdilik sona erdi. Avrupalılar önce yıkacak sonra da yapacak yeni yerler ve konular arıyorlar. G-8''ler hemen ortaya Kıbrıs konusunu getirdiler. Başka baskılar da var. Dostumuz müttefikimiz ABD arka bahçemizde Kuzey Irak''ta, Saddam''ı devirmek bahanesi ile ordusu, yönetimi ve parlamentosu ile bir Kürt devletinin çatısını kuruyor. ABD, muhakkak PKK''ya karşıdır. Türkiye''nin istikrarsızlığını da herhalde istemez ama Kürtler konusunda Washington''da hakim olan düşünce rant uzmanlarından Graham Fuller''in ve ABD Dışişleri Bakanlığı''nın "değerli" uzmanlarından Henry Barkey''in son rapor-kitaplarında ileri sürdükleri ve ABD''nin eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowıtz''in de her fırsatta dile getirdiği Milliyet Washington muhabiri Yasemin Çongar hanımın gönüllü sözcülüğünü yaptığı görüş, Öcalan''ın İmralı''daki savunmasındaki iddialarından ve önerilerden hiç farklı değildir. "Mustafa Kemal 1923''te Cumhuriyeti kurarken büyük hata yaptı. Üniter Türk devletini kurdu. Oysa Kürt-Türk devletini kurmalı idi." Dikkat edelim, şimdi döndük, dolaştık bu aynı noktaya getiriliyoruz! Öcalan''ın kurnazca hazırlanmış savunmasındaki "akıllı" çözüm, bizdeki gafillerin de, yıllardır "akıllıca barışçı" çözüm diye savunduklarıdır ve bundan sonra da, bu sefer Öcalan''ın tarihi gerekçelerine sarılarak aynı tezi, Öcalan''ı ipten kurtarmak için kullanacaklardır. Onlara göre Öcalan''ın ölüm cezasını infaz etmek AIHM kurallarına uluslararası hukuka aykırı düşeceği gibi "akıllıca" da olmayacaktır. "Pişmanım kullanın beni" diyen Öcalan kullanılmalıdır!.. Ama burada kim kimi kullanacak, o belli değil! Görülmüyor mu ki Öcalan ölü veya canlı zaten bazılarının "kahraman"ı olacaktır. Muhakkak ki onun intikamını gene terörle almaya kalkışacak olanlar çıkacaktır. İdam edilmese de, zindandan liderliğini sürdürecektir.. Asılmasa da, bu sefer af edilmesi için uluslararası hukuk karşımıza çıkarılacaktır... Ama TC Devleti bu kadar aciz midir ki Öcalan''ın silahla yapamadığını şimdi ölüsünün veya hapiste tutulacak dirisinin, yapmasına imkan vereceğiz, boyun eğeceğiz.

MİLLİ HINÇ Bu olayda, milli hınç ve milli intikam duyguları realitesini gözardı edemezsiniz. Haysiyetli milletlerin intikam duyguları vardır. Entellik adına bunu gözardı edemez ve hoşgörümüzün sınırlarını zorlayamazsınız! ABD''de Oklahoma''da bir binayı havaya uçurarak ikiyüz küsur kişinin ölümüne sebeb olan Timothy McVeigh aleyhinde ölüm cezası veren yargıç "milli vicdanı" tatmin etmekten söz ediyor ve Amerikan gazeteleri bir itfaiyecinin kollarında ölen bebeğin fotoğrafını yayınlarken altına "Bu bebeğin hakkı nasıl ödenecek" diye yazıyorlardı... Güneydoğu''da Türkiye''de kaç böyle bebeğimiz kaç insanımız vardı! Onların öcünü almak istemek bizim de hakkımız!

MÜDAFAA-İ HUKUK Birinci Dünya Harbi''nden sonra Batı''nın Avrupalılar''ın Türkiye''yi parçalamayı amaçlayan ve ceberut "hukukuna" karşı Türk''ün hukukunu korumak, Anadolu''da kendiliğinden ortaya çıkan ve mahrekini Mustafa Kemal''in bayrağı altında bulan Müdafaa-i Hukuk hareketlerine düşmüştü. Bugün de milli hukukumuzu, şehitlerimizin ve gazilerimizin hukukunu, savunmak zorundayız. Bunlardan da öte Türk Devletinin bir oldu bittiye kurban edilmemesi için mücadele vermek zorundayız... İmralı''da şehit yakınlarının feryatlarını duydum. Eğer Öcalan''ın hükmü şu veya bu sebeble infaz edilmeyecek olursa, o feryatlar bütün yurtta, artarak yükselecek ve bu infazı engelleyecek ve geciktirecek olanları boğacaktır... Hiçbir siyasi "zamanla unutulur" düşüncesi ile böyle bir tarihi hatayı yapmayı göze alamaz... Benden söylemesi..