Öcalan''ı, her ne olursa olsun "astırmamak" için dışardan ve içerden esen şiddetli rüzgarlar karşısında, kendimi, "Ok Meydanı''nda buhurdan gibi", yalnız ve biraz da çaresiz hissediyorum; Öcalan''ı astırmayacaklar!. Strasbourg''taki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi dün, Öcalan hakkında Türk yargısının verdiği nihai karar hususunda yürütmeyi durdurma kararı almış -yani AİHM, davayla ilgili hukuki süreci, tetkikatını tamamlayıp karar verene kadar (yani en az bir buçuk yıl) "dondurmaya" karar vermiş. Zaten bunun böyle olacağı belli idi; Cumhurbaşkanı ve Başbakan "ipin ucu" Avrupa''nın elinde demişlerdi... İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik de "böylelikle bir buçuk yıl kazanırız" demişti... Ama Türkiye''nin bence hiçbir şey kazanmayacağı, Öcalan''ın ve bölücülerin kazanacağı muhakkak. Şimdi taktik veya strateji olayı "zamana yaymak", "idare-i maslahatın" yeni ismi! Bunun da Türkçesi "ölme eşeğim ölme"; bir buçuk yıl sonra ne olacağı şimdiden malum: AİHM herhalde Türk Yargıtayı''nın aksine, Öcalan''ın duruşmasında usulsüzlükler ve eksikler olduğu için, Öcalan''ın yeniden yargılanmasını isteyecek ve beraatine karar verecek. Kısacası, neticede Öcalan asılmayacak... Cezası ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrilecek ve sonunda gene Avrupa''nın baskıları altında serbest bırakılacak. Böyle olacaksa, bu kadar yıl neden mücadele verildi, neden Öcalan''ın yakalanmasına çalışıldı. İmralı''da neden yargılandı? Öcalan''ı bıraksaydık Avrupa''da yargılasalardı!
İRTEMÇELİK''İN TANELERİ... İrtemçelik, önceki gün Milliyet Gazetesi Yazıişleri toplantısında, çoğu zaten "asmama" yanlısı olan hâzirun karşısında, Öcalan''ın asılmamasının, yani yaşamasının Türkiye''nin ne kadar yararına olacağını anlatmış!.. Söyledikleri tam Orwell mantığı...savaş, barıştır nev''inden... Bu konu, Öcalan konusu olarak ele alınmamalı diyor ama bütün söyledikleri Öcalan''ı illa ki de sağ bırakmaya matuf Bakan "Öcalan bize artık ayakbağı olmamalıdır" diyor, ama farkında değil, ölse de ölmese de, yıllar boyu sadece ayakbağı değil boynumuzdaki değirmentaşı olacak... Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi bizim üstümüzde organlar değilmiş, bunlar "bizmişiz"...hangi "biz" kelime oyununun ve yutturmacanın böylesi!
İKİ UNUTULAN HUSUS Bakanın laf salatası içinde sözkonusu etmediği iki husus var: Yargıtayımız, yüksek Türk yargı mercii olduğuna göre, bu merciin kararını ve hatta dolaylı da olsa TBMM''nin kararını önlemek yetkisinin AİHM''de olduğunu kabul edince, "Egemenliğin Kayıtsız Şartsız Türk milletinin" olduğu ilkesi ne olacak? İrtemçelik onun cevabını da vermiş; AİHM "bizmişiz" de, bizim haberimiz yok. Aslında, mesele Bakanın da söylediği gibi Öcalan meselesi değil... Bunu idam cezasının kaldırılması konusu ile özdeşleştirenler, Bakan da dahil, bunu bir Öcalan meselesi, Öcalan''ı kurtarma operasyonu haline getirdiler.
YA ASIL MAĞDURLAR? Bakan''ın hiç temas etmediği veya şöyle bir söz rüşveti vererek geçiştirdiği Türkiye''ye verdiği sayısız ıstıraplar ve şehit yakınlarının ve gazilerin duyguları var: AİHM bunları ne bilir! Keşke sayın Bakan, bütün söylediklerini asıl onların huzurunda ve onlara karşı söyleyebilse idi..tabii cesareti varsa!
UMUT TBMM''DE Şimdi tek bir ümidim kaldı; gündemine -bu dosyayı diğer idam cezalarının önüne alacak kadar- hakim olması gereken TBMM''nin, nihai kararını, süratle ve kesin olarak vermesi! Ama biliyorum, eğer bunu yaparsa da, Yargıtay''ın "bir çuval inciri berbat ettiği" için, eleştirdikleri gibi, Parlamentoyu da acele edip oyunu bozduğu için eleştireceklerdir. Ancak TBMM, kararı savsaklar veya neticede de tasdik etmezse, o zaman Meclis kürsüsünün üzerindeki "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Türk Milletinindir" ibaresinin altına "Avrupa Birliği ve AİHM müsaade ettiği kadar" kaydının düşülmesi artık gerçekten vacip olacak...
ÖZETLE Düşüncelerimi özetleyeyim: -Öcalan, DGM tarafından vatana ihanet ve terör suçlarından dolayı ve aslında 15 yıl Türk milletinin barışını, huzurunu bozduğu ve milletin arasına nifak soktuğu için, şeffaf duruşmalar sonunda ölüm cezasına çarptırılmış ve Yargıtay bu cezayı tasdik etmiştir. Bunun aması maması yoktur! -Hakettiği cezayı bulana dek, Türk milletinin büyük çoğunluğu -maşeri vicdan- tatmin olmayacak, bir ukde olarak işleyecektir. *Öcalan idam edilmezse, İmralı''da ömür boyu yatarsa, bölücülük sona ermeyecek aksine, cesaretlenerek devam edecektir. Onbeş yıl boyunca "siyasi çözüm" diye PKK''ya boyun eğilmesine taraftar olanlara rağmen, TSK, PKK''yı bitirmişti. Şimdi döndük dolaştık, gene "siyasi çözüme" getirildik. Bundan sonra, Öcalan''ın, hücresinden manevi liderliğini yapacağı Kürt-Türk Demokratik Cumhuriyeti ve Kürtler''in kültürel kimliklerinin tanınması yutturmacası ile ve bizdeki bu irade zaafı oldukça, Türkiye Cumhuriyeti''ni bitirmek, hatta Anadolu''yu "Kürtleştirmek" emelleri ivme kazanacaktır. Ne garip tecellidir ki Türk devletinin ve milletinin kaderi, bir cani ve teröristin kellesine bağlı! Tekrar ediyorum; mesele Öcalan''ın kallesi değildir. Mesele Sayın İrtemçelik''in söz cambazlıkları ile sürdürdüğü akademik tartışma veya salt hukuk konusu da değildir. Strasbourg''ta toplanan ve Helsinki''de toplanacak olanların inceliklerini ve anlamını asla anlayamayacakları, Türk milletinin ve devletinin varoluşu konusudur! Üzerinde ihtimallere göre kumar oynanamayacak ve "zamana yayılamayacak" ve "idare-i maslahatla", savsaklanamayacak kadar, hayati bir konudur!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI *"Onbeş gerilladan bir ordu çıkardık. TC''nin bu orduya karşı koymasına imkan yoktur, serhildan (başkaldırı) TC dize getirilene ve Kürtler''in kimliğini ve haklarını zorla kabul edene kadar devam edecektir. ÖCALAN-1988

