Siz çelişkiye bakın; Clinton ve NATO liderleri Kosova''da büyük bir zafer kazandıklarını ilan ettiler... Harp suçlusu ilan edilen Slobodan Miloşeviç, Belgrad''da hâlâ iktidarda ve "Kosova Sırbistan''ın parçasıdır, parçası kalacaktır!" diyor. Gerçekten de, yapılan anlaşmaya göre, Kosova''ya hemen bağımsızlık verilmesi bir yana, hatta, Şubat ayındaki Rambouillet planında öngörülen üç yıllık deneme safhasından sonra tam bağımsızlığa bırakılan açık kapı da kapanmıştır. Aslında Rambouillet planının diğer önemli maddesi, NATO''nun sadece Kosova''da değil bütün Sırbistan hususunda söz sahibi olması koşulu da yok. Aksine bir fark var; aradan geçen zaman zarfında, Miloşeviç Arnavutlar''ın etnik temizliğini, hem Sırp çeteleri vasıtası ile sürdürmüş hem de binlerce insanı, çoğu bir daha dönmemek üzere Kosova''dan göçmeye zorlamıştır. Zafer bunun neresinde?
SIFIR ZAYİAT ZAFER Mİ? Kosova''da ulaşılan neticeyi, Clinton ve NATO''nun başarı addetmelerinin başlıca sebebi, kendilerinin sıfır zayiatı ile, çok insana mal olabilecek bir kara harekâtı yapılmadan barışın sağlanmış olması... Miloşeviç''in, böylelikle dize getirilmiş olması, "Clinton Doktrini"ni haklı çıkarmıştır onlara göre... Ama bence, Miloşeviç''in pek dize getirilmemiş olması, Yugoslav Ordusunun, hava kuvvetlerinin ve haberleşme imkanlarının büyük kısmının sağlam kalması, elde edilen barışın muğlak ve netameli olduğunu gösteriyor.. Olsa olsa küçük çapta bir soğuk savaş sürüyor şimdi Rusya ile NATO arasında! Uluslararası Barış Gücü Kosova''da tam güvenlik sağlayabilecek mi? Miloşeviç''in bundan sonra Karadağ ve Makedonya''da gene eski oyunlarını oynamaya kalkışmayacağı da garanti değil. "Savaşın iyisi barışın kötüsü olmaz" derler. Ancak Economist dergisinin dediği gibi, tarihe en hafif deyimi ile "Acaip Savaş" olarak geçecek bu harbin getirdiği barış da kaçınılmaz olarak acaip ve pamuk ipliğine bağlı. Tabii, asıl çıban başı Ruslar... Kosova''ya bayraklarını herkesten önce dikmek için, bir oldu bitti ile diğer NATO kuvvetlerinden önce girmekle ve Priştine havaalanında kalmakta ısrar etmekle, barışa gölge düşürdüler. Ve de Rusya''nın hiçbir zaman güvenilir bir ortak olamayacağını gösterdiler. Galiba da yanlışlık Rusya''yı barış masasına davet etmekle başladı.. Clinton acaba Rusların ayı sarması oyununu farkedemedi mi? Yoksa Rusya''yı Kosova''daki barışa ortak etmek hatasını başka alternatifi olmadığı için veya bir ayağı çukurda Yeltsin''in Moskova''daki prestijini ve gücünü, özellikle orduda da uzantıları olan muhaliflerine karşı artırmak için mi yaptı? Veya ordu Priştine''ye girmekle Yeltsin''e meydan mı okudu? Her ne hal ise, bunalım devam ediyor. Washington''ın iyimserliğine rağmen kolay kolay çözülecek gibi de değil! Bir ihtimal de Ruslar''ın -hatta Yeltsin''in- Priştine''ye önce girmekle Kosova''da hâlâ Sırplar''a bir bölge sağlayacak ve hatta Miloşeviç''i ve diğer Sırpları harp suçluluğundan kurtaracak bir pazarlıkta bir koz kazanmak istedikleri! Eğer NATO şimdi başlangıçta reddettiği Kosova''yı sektörlere ayırmak önerisini kabul eder ve kuzeyde Rusya''ya bir sektör tahsis ederse bu sektör Miloşeviç''in ve Sırp çetelerinin üssü haline gelecektir. Hem kuzey bölgesi zengin madenleri ve elektrik santralleri ile önemi bir stratejik bölgedir. Kosova''da Yeltsin''in iktidardan ayrılışından sonra bir Rus-Sırp Ortodoks tezgahının, Moskova''daki iç politikaya yansıyacak ürünlerini görmemiz çok muhtemeldir.
GÜÇ BARIŞ Bu barışın çok büyük başka güçlükleri var, yıkılan Kosova''nın yeniden inşası, yaraların sarılması, geri dönen mültecilerin yerleştirilmesi vb. Bunlar nasıl olacak? Milyonlarca dolar nereden gelecek? Ama en önemlisi Kosova''nın nasıl yönetileceği ve müstakbel statüsü. Miloşeviç istediği kadar "Kosova Sırbistan''ın parçasıdır" desin, Arnavutlar bütün acı tecrübelerinden sonra Sırbistan tabiyetine dönmek istemeyecekler ve direneceklerdir. Ülkeyi iki kısma, kuzeyde Sırp ve güneyde Arnavut bölgelerine taksim etmek de haksızlık olacaktır. Çünkü Kosova''nın hiçbir bölgesinde Sırplar''ın nüfusu % 10''u geçmiyor. Ama asıl önemlisi bu taksimat başka çatışmalara yol açacaktır.
TAM BAĞIMSIZLIK! Muhakkak ki en pratik ve adil formül tam bağımsızlıktır.. Arnavutlar bundan aşağısına razı olmayacaklardır. UÇK mücadelesine, hatta NATO''ya rağmen devam edecektir. Tabii bununla bağlantılı olarak, UÇK''nın dağıtılması ve silahsızlandırılmasına da Arnavutlar''ın kolayca razı olacaklarını hiç sanmıyorum. Bu muğlak ve tehlikeli barış, acaba çekilen bunca eziyete, dökülen kana ve insan trajedisine değdi mi?

