Sabancılar ve Koçlar yıllardan beri hayır işlerine, eğitim hizmet ve kuruluşlarına yaptıkları milyarlık yardımlarla Türkiye''de "filantropi" yani kamuhayrı hizmetlerinin başını çekmişler. Ve bu ülkede kazandıklarını gene bu ülkeye ve insanlarına vermek geleneğinin kurulmasının öncüleri olmuşlardır. Şimdi, bu geleneğin yerleştiğini ve büyük iş adamlarının ve kuruluşlarının, özellikle eğitim alanında büyük yardımlar yaptıklarını, okullar açtırdıklarını memnunlukla görüyoruz.
Sabancılar ve Koçlar bu gayretlerine rağmen, bazı çevrelerin ve küçük düşünen insanların hasetlerini ve küçük düşüncelerini üzerlerine çekerler. Olmadık engellerle karşılaşırlar. Koçların Koç Üniversitesi kampusü konusunda karşılaştıkları engeller bunların bir örneği idi...
Bir Vehbi Bey geleneği Koçlar cephesinde, Türk Eğitim Vakfı''ndan başlayarak yapılan ve yapılmakta olan hizmetlerin, rahmetli Vehbi Koç''tan başlayarak gerçek maksadının sadece "hizmet ve ülkeye minnet borcunun ifadesi" olduğunu yakından bilirim; rahmetli Vehbi bey bizzat bana "Büyük paraları gayretimizle kazandık ama bu millet ve ülke olmsa idi, beş para kazanamazdık... Bu millete vicdan ve minnet borcumuzu ödememiz lazım, yoksa o paraların hiç hayrı olmaz!" demişti. Sakıp Sabancı''nın da aynı duygu ve güdülerle hareket ettiği muhakkak.
Ama buna rağmen küçük düşünenler "Günahlarını affetirmek istiyorlar" demişlerdir. Sanki ülkede endüstriyi kurmaktan ve istihdam kapıları açmaktan başka ne büyük günahlar işlemişlerdi ki?
Baltalimanı Hastanesi MİLLİYET gazetesinde köşe yazarı Meral Tamer kardeşimiz de şimdi Baltalimanı''ndaki, Sabancıların gayreti ıle restore edilen kemik hastanesine Sakıp Bey''in oğlu Metin Sabancı''nın adının verilmesini haset erbabı bir okuyucusundan aldığı mektuba dayanarak kınamış.
Bir defa ben Sakıp Beyin, yardımlarını üzerlerine SA rumuzunu veya oğlunun adını koymak için yapmadığına, KOÇ''ların da artık böyle bir takıntıları olmadığına inanırım. Ama Sabancı ve KOÇ adları toplumun şükranının küçük bir ifadesi olarak kabul edilebileceği gibi, asıl diğer zenginleri de teşvik edici faktörlerdir: Hem onlardan bunu esirgemek kıskançlığı veya cimriliği niye? Hem bu rümuzları koymakla hastanelerin veya vakıfların geleneksel adları kaybedilmiyor ki... Ve de, hem eski Vakıf hastanelerine ve kuruluşlarına bağışlayıcılarının adlarının verilmesi de eski bir gelenek. Hepsi adları ile yaşıyor ve yaşayacak. Depremde zarar gören sağlık kuruluşları için zenginlerden ve holdinglerden yardım isteyen Sağlık Bakanı Osman Durmuş da Baltalimanı Hastanesi''nin tarihi ve geleneksel bir adının olmadığını, depremde hasar gören ve Rahmi Koç tarafından onarılacak Haydarpaşa Numune Hastanesi''nin, Eczacıbaşıcılar tarafından onarıldığı için de HEYBELİADA Sanatoryumunun rahmetli Nejat Ferit Eczacıbaşı adı ile anılacağını ifade ettikten sonra diğer harap hastaneler için diğer hayırsever zenginlerden yardım bekliyor. Bu gayretleri şimdi limon sıkıp baltalamanın ne sebebi var? Keşke ülkenin bütün hastaneleri hayırseverler tarafından onarılsa, yeni hastaneler ve üniversiteler onların gayretleri ile yapılsa da, onların adları da, neticede kamuya mal olacak bu kuruluşlara verilse! Kim ne kaybeder?
Hem, Meral hanım kardeşime hatırlatayım: Baltalimanı''ndaki Kemik Hastanesi''nin geleneksel ve unutturulması gereken bir adı da yoktu. Asıl unutturulması gereken de, bu binanın yakın tarihimizin ünlü hainlerinden Damat Ferit Paşa''nın konağı olmasıdır... Bilgilerine...
Bir Bozkurt''un ölümü Azerbaycan''ın bağımsızlık mücadelesinin büyük öncüsü Ebulfez Elçibey''in vefatı ile bir Türk büyüğünü kaybettik. 1990''da hâlâ gizlendiği köyde duvarları Atatürk''ün resimleri, Türk bayrakları ile donatılmış evinde ziyaret ettiğimden beri tanıdığım bu büyük adamı pazar günkü yazımda anacağım. Azerbaycanlı kardeşlerime başsağlığı, Elçibey''e Allahtan rahmet dilerim.
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI * "Para kazanmak kolaydır.. Herkes bir yoldan para kazanabilir ama verebilmek, doğru yerlere verebilmek çok daha güçtür! "
DAVİD ROCKEFELLER

