Birilerini acaba şeytan mı dürtüyor? Bizi bölen, ayıran bu kadar çok şey varken, durup dururken bir de "Dönmelik-Selaniklilik" konusunu ortaya attılar. Bunun başını çeken, Mehmet Şevket Eygi''nin ve onun "Yahudi Türkler Yahut Sabetaycılar" kitabını yayınlayan -ve kendisinin de Selanikli olduğu söylenen- kişinin niyetleri, daha doğrusu şu bağlamda "ard niyetleri"- nedir acaba diye merak ediyorum. Üstelik,1961''de vefat eden de Profesör Abraham Galante''nin bu konuda eskiden yazdığı bilimsel kitabın da, aynı yayınevi tarafından, bu sırada, yayımlanması da anlamlı. Konu gerçekten ilginç bir araştırma konusu ve de "medyatik". Ama zamanlamaya gelince işte orası meşkuk! Zaten karışık olan ortama yeni bir nifak unsuru katmak mı, yoksa şöhret dürtüsü mü? Müslümanları Yahudilerden yeniden kuşkulandırmak mı? Belki hepsi de birden.
Dönmelik nedir "Selaniklilik" ve "dönmelik", öteden beri yanlış anlaşılan ve de bazıları tarafından bilinçli olarak kötüye kullanılan konular. "Dönmeliğin" veya bununla eş değerde ifade edilen "Selanikliliğin" tarihi malum. 17. yüzyılda Selanik''te Mesihlik iddia eden Sabetay Sevi''nin cemaati, Sultan IV. Mehmet''in zoru ile ve iddiaya göre "zahiren" Müslümanlığı kabul ettikten sonra, kendi içlerine kapanmışlar, kendi âdetlerini devam ettirmişler. Dışarıya kız vermemişler ve bu yüzden de uzun yıllar merak ve tepki çekmişler, birtakım şüphelerin ve komplo teorilerinin odağı olmuşlardır. Bu içlerine kapalılık, sadece kendi aralarında evlenmeleri nesillerini de ters yönden etkilemiştir. Bazı Selanikliler arasından, her cemaatin arasında olabileceği gibi, yanlış kişilerin çıktığı da doğru olabilir. Ancak ne var ki, ülkeye hizmet eden (mesela rahmetli eski Maliye Nazırı Cavit Bey gibi, Ahmet Emin Yalman gibi) kıymetli insanların son zamanlarda da Abdi İpekçi ve bazı diplomatlarımız gibi, kıymetli ve vatansever Selanikliler daha çoktur.
Mustafa Kemal''in Selanikliliği Sırası gelmişken söylemeliyim; her Selanik doğumlu olan Sabetay Sevi cemaati mensubu veya "dönme" değildir; ama bazı kem maksatlılar Mustafa Kemal''i de Selanik''te doğduğu için, Cumhurbaşkanı seçilmesini önlemek ve halka yanlış tanıtmak için "dönme" olarak tanıtmaya çalışmışlardır. Hatta bunda başarılı olamayınca, onun Selanik iddiasındaki ve kıymetini ilk anlayan hocasının "Selanikli" olduğunu vurgulamışlardır.
Gene sırası gelmişken, Eygi''nin kitabına "şeriat düşmanı" diye özellikle aldığı Tekin Alp, Selanikli ve klasik anlamı ile "dönme" değildi. Ziya Gökalp''in yakın arkadaşı olarak Tekin Alp adını alarak Türkçülüğe, Türk milliyetçiliğine ve Turancılığa "dönmüş" bütün hayatında bu davalara hizmet etmişti.
İslam dinine dönmek aslında bir zül değil, güzel bir olaydır. Hemen hemen hepimiz başka başka inançlardan dönerek mübarek dinimizle şereflenmişizdir. Peygamber efendimiz de (SAV), İslamiyeti sonradan seçenleri özel olarak övmüştür...
Selanikli Sabetay Sevi "dönmeleri" hususundaki şüphe, cemaatin aşırı gizliliğinden ve kendi aralarında kalmalarından kaynaklanmıştır ve bir yerde kendi kabahatleridir. Esrar ve gizlilik kaçınılmaz olarak şüpheleri çeker, türlü rivayetlerin ve efsanelerin oluşmasına yol açar.
Bugünkü durum Ancak ne var ki, Sabetay Sevi cemaatinin bu tarihi hatası çoktan geride kalmıştır. Bazı bağnaz Selanikli aileler hariç çoğu ve hele yeni kuşaklar, son yıllarda eski âdetlerini bırakmışlar, gerçekten Müslüman ve Türk olmuşlar ve artık dışardan evlenmeye başlamışlardır. Bunlardan çok yakın dostlarım vardır ve ben bu konuda, samimiyetleri hususunda hüsnü şehadette bulunurum.
Bu tartışma vesilesiyle ortaya, sevgili can dostum Abdi İpekçi''nin adı atıldı. Görmedim ama, bir TV programında kızı -benim de sevgili kızım- Nükhet, cesaret ve bilgi ile, rahmetli babası Abdi İpekçi''yi -Eygi karşısında- savunmuş demiyeceğim- anlatmış. Keşke ben de o programa katılabilse idim, söyleyeceğim çok şey vardı. Nükhet''in, o programda bir konuda söyledikleri hususunda tereddütüm var. Eski Tercüman gazetesinde ve Ahmet Kabaklı tarafından Abdi''ye "dönme veya Selanikli olduğu için hücum edildiğini hatırlamıyorum. Nitekim Kabaklı Hoca da köşesinde bunu açıkladı.
Can dostumdu Rahmetli Abdi, benim ölene kadar en yakın dostumdu; hem de oğlunu bana emanet edecek kadar! Onun dostu olmakla iftihar ederdim... Hâlâ da ediyorum. O sosyalist, ben sağcı idik. Bütün düşüncelerini ve yazdıklarını da tasvib etmez ve kendisine de açıkça söylerdim. Ama bunlar bu düşünce ayrılıkları dostluğumuza asla halel getirmedi. Yakınlığımızı bozmadı. Çünkü Abdi''nin gönlünün, gerçekte, nerede oldugunu çok iyi bilirdim. Abdi''ye, hem bir Türk vatanperveri olarak güvenirdim hem de Türkiye''nin yetiştirdiği ve şimdi de yeri doldurulamayan bir gazeteci olarak büyük saygı duyardım. Ona aşağılayıcı manada "dönme" nazarı ile bakmazdım. O bütün duyguları ve emelleri ile, gerçek bir Türk''tü. Bizim bir parçamızdı o!. Alçakça öldürülmesi beni de yaraladı ve MHP''lilerin bu cinayeti, MHP''li olarak işlediklerine hiç inanamadım.
Abdi İpekçi şimdi Zincirlikuyu''da babamın mezarı ile karşı karşıya yatıyor. Onu bu ebedi istrahatgahında rahatsız etmemeliyiz. Diğer Selanik kökenlı Türk ve Müslümanları da!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI " Yarım gerçek, tam bir yalandır"
Arap Atasözü

