Çocukluğumuzda bir tekerleme vardı, "Anahtar ne oldu? Suya düştü, suya ne oldu? İnek içti, ineğe ne oldu? Dağa kaçtı, dağa ne oldu? Yandı kül oldu?... Vay benim köse sakalım!".. Öcalan''ın asılması konusu da bu ninniye döndü... Cumhurbaşkanımız Demirel, Elazığ ve Malatya gezisinin dönüşünde uçakta, Öcalan''ın idamı konusunda sorulan sorulara cevaben, özetle, "Önce hukuki sürecin tamamlanması gerektiğini, sonra da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''nin kararının beklenmesi gerekeceğini" söylemiş.. Daha önce de "ipin ucu Avrupa''nın elinde" demişti. Cumhurbaşkanımıza göre, Avrupa''ya entegre olmaya çalıştığımız, AB''ye üye olduğumuz bir süreçte ve AİHM''ni de tanıdığımıza göre, TBMM Öcalan''ı asmakta ısrar ederse, daha başlangıçta Avrupa ile ters düşermişiz! Bari Cumhurbaşkanı, Başbakan, diğerleri, açıkça ve idam cezasının kaldırılması meselesinden soyutlayarak, dobra dobra, "Öcalan asılmayacak, Öcalan''ın asılmasını istemiyoruz" deseler... Hem Diyarbakır''da, Malatya''da ve uçakta değil, mesela Yozgat''ta, Kastamonu''da Erzurum''da veya Afyon''da!...
ASIL YAKIŞAN... Tabii Atatürk''ün makamında oturan Cumhurbaşkanımıza asıl yakışan ve milletin büyük çoğunluğunun O''ndan beklediği sözler şunlardır: "Adil ve özgür Türk mahkemeleri tarafından hukukumuzda mevcut idam cezasına çarptırılmış ve cezası Yargıtay tarafından tasdik edilmiş olan Öcalan''ın cezası Türk egemenliğinin tek temsilcisi olan TBMM''de tasdik edilirse, bu "kanun" uygulanacaktır. Ülkemize ve milletimize bu kadar zarar vermiş, binlerce insanımızı öldürmüş bir terörist hakkında özgürce karar vermemizi, Avrupalılar''ın baskıları etkileyemez, değiştiremez!" Artık şartlar değişti diyecekler.. Bana göre, şartlar değil, asıl insanların, liderlerin kaliteleri değişti! Roma Belediye Başkanı bir karar almış: Eğer neticede Öcalan asılmaz ise, Roma''daki Colliseum, bunun şerefine, ışıklandırılacakmış! Biz de bari, şerefine Anıtkabir''i ışıklandıralım! Kıyak emekliliğe karşı halka "tepki gösterin, ayaklanın mesajları" verildi.. Cumartesi Anaları diye Beyoğlu birbirine katıldı. Ben de bu durumda, Öcalan''ın layık olduğu cezayı bulmaması ihtimaline karşı, sessiz çoğunluğu artık sesini çıkarmaya davet ediyorum. Söz konusu olan sadece Öcalan''ın kellesi değil, devletimizin, milletimizin varoluşu ve geleceğidir!
MHP''NİN KARARI MHP''nin, fertler, milletvekilleri olarak ve parti olarak, bu konuda çok kararlı olduğu gün geçtikçe anlaşılıyor. Yalnız, iktidarda, hele koalisyon ortağı olmanın müşkülleri var. "İktidar ifsad da eder, ıslah da".. Ben ilave edeyim: İktidarda olmak partilerin ve liderlerin ilkelere ne kadar sadık olduklarının sınanmasıdır da! Şimdi MHP yönetimi ve Genel Başkan bir yol ayrımında. İktidarda kalmak uğruna ilkelerden ve milliyetçiliğin gereklerinden vazgeçmeleri düşünülemez. Nitekim MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, bir devlet adamı ağırbaşlılığı ile son günlerde ve de dün, bütçe konuşmaları esnasında, gereken mesajları verdi. Şimdi düşünmek sırası koalisyonun diğer ortaklarında!
YILMAZ''DA DEĞİŞİM... Bu arada Cumhurbaşkanlığı''na kafayı takan Mesut Yılmaz''ın Diyarbakır''daki sözlerinden sonra, solcuları, entelleri memnun etmek için devletin, devlete bağlı olmanın demokrasiye karşı olduğunu söylemesi Devlet Bahçeli''nin ani ve yerindeki tepkisine yol açtı. Bu ülkede bir takım entellerin mi yoksa "gerçek" milletin mi sözünün geçeceği anlaşılacak! Bu konuya ayrıca temas edeceğim.
ÇAKICI VE ÖCALAN Garip bir durum var, Alaattin Çakıcı''ya karşı, içine maalesef düştüğü son durumlardan dolayı değil de, asıl geçmişte milliyetçilik ve devlet uğruna yaptıklarından dolayı dinmek bilmeyen bir kin besleyenler, Avrupa''ya ters düşeriz diye Öcalan''ın asılmasına karşı çıkarken, Çakıcı gene aynı Avrupa kriterlerine göre sorgulanamadığı için ve idam cezası ile yargılanamayacak diye ateş püskürüyorlar... Ellerinden gelse, Avrupa mavrupa dinlemeyip, insan hakları demeyip, Çakıcı''yı hemen asarlar! Öcalan''a sahip çıkan Avrupalılar da "kaza oldu diye" seslerini bile çıkarmazlar.
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Bazıları ilkeleri uğruna partilerini değiştirirler, bazıları ise parti hesapları (ve oy) uğruna ilkelerini değiştirirler" "Bir Başbakanın (bir devlet adamının) haysiyeti bir hanımın namusu gibidir... Yavaş yavaş aşınmaya tahammülü yoktur!" Winston Churchill

