Başbakan Ecevit, Oslo''da kendisi ile görüşme talebinde bulunan, Özbekistan''ın başlıca muhalefet partisi "Erk"in lideri Muhammet Salih''i, herhalde, profesyonel deformasyon mâlülü ve sığ düşünceli birtakım hariciyecilerimizin telkini ile, "Özbekistan''la ilişkilerimizi bozar" diye geri çevirmiş ve sonra da yaraya tuz basarcasına, "isteklerini yazılı olarak versin" diye ilave etmiş. Bu sadece Avrupa at gözlüklerini takmış onun ötesinde, arkasında, dışında hiçbir şey düşünemeyen, Orta Asya diktatörlerini Rusya''yı, Çin''i gücendirmemekten öte hedefleri olmayan geniş, uzun vadeli stratejilerden mahrum dış politikamızın yeni bir tezahürü idi! Bu zihniyet, Çin Komünist Devletini memnun etmek için Doğu Türkistan bayrağını Sultanahmet''ten indirten ve Muhammet Salih''i daha önce sınır dışı eden aynı sığ zihniyet!
Turancılık Ben kendimi bildim bileli Turancı''yım! Belki de, babamın Birinci Dünya Harbi''nin sonlarında Azerbaycan''a giren, İslam Ordusunun komutanı Nuri Paşa''nın emir subayı olması ve ondan Bakü hatıralarını dinlemiş olmam ve böylelikle Türkiye dışındaki Türkler hakkında bilgilenmem, ana tarafımın Buhara-Özbek kökenli olması, körpe zihnimde "niçin ayrıyız?" sorusunu oluşturmuştu. Orta Asya''ya ve Türkler''e dair yabancı ve yerli kitapları, Ziya Gökalp''in, Tekinalp''in Göktürkler''e ait eserini okumama sebep olmuştu. Gökalp''in "Vatan ne Türkiye''dir. Türkler''e ne Türkistan, büyük ve müebbet bir ülkedir Turan!" mısraları beni heyecanlandırmış ve gene O''nun mısraları ile "Düşman ülkesinin -tabii Rusya''nın- yıkılıp viran olmasının ve de Türkiye''nin büyüyüp Turan olmasının" özlemini duymuştum. Rahmetli Abdullah Ziya Kozanoğlu''nun Türk boylarına ve kahramanlarına ait romanları Turancılık hislerimi kamçılamıştı. Lise yıllarında sevgili Reha Oğuz Türkkan''ın yönettiği Bozkurt ve Gökbörü dergilerine yazılar yazmaya başladım. Rahmetli Alparslan Türkeş''i de o zamanlar tanıdım. Lisenin son yıllarında onların "sokuldukları" tabutlukların eşiğinden, o zamanki polis müdürü Ahmet Demir''in babamla olan yakınlığı sayesinde "döndürüldüm". Fakat hiçbir zaman Turancılık idealimden ve Türkler''i esir tutan Sovyet-Komünist rejimine olan düşmanlığımdan, onların Türkiye''deki maşaları ile mücadele etmekten vazgeçmedim.
Paranoya Turancıları tabutluklara ve zindanlara sokanlar maalesef bu "maşaların" etkisi altında kalmış veya Rus-Kızılordu paranoyasından kurtulamamış bazı hükümet adamlarımızdı. Bu fobiler yıllarca Türk Dışişleri Bakanlığı''nı da etkisi altında tuttu. Bu yüzden, harbin sonunda bize iltica etmeye çalışan yüzlerce Azeri huduttan geri çevrildi ve Kızılordu mitralyözleri tarafından biçildi. Bu yüzden, Orta Asya''ya ve Türk dünyasına hep sırtımızı çevirdik. Basın-Yayın Genel Müdürü iken diğer Türk lehçeleri ile özellikle Azerbaycan''a radyo yayınları başlatmak çabamı Dışişleri Bakanlığı Rusya''yı kızdırırız gerekçesiyle veto etti. Sonra Amerika''da görev yaparken, hem de çok değerli bir hariciyeci olan rahmetli bir büyükelçimiz, New York''taki Türk Dernekleri Federasyonu''na Kırım, Özbek vb. derneklerinin dahil edilmelerinin "Ruslar''ı kızdıracağını" söylemiştir. Hatta, en sonunda Sovyetler Birliği''nin parçalanması belli olmuşken bile, gene çok değerli bir eski büyükelçi, bir vakıfta, Türk Dünyası ile ilgili bir sempozyum yapmamıza engel oldu! Bu konuda Rus-Kızılordu vs. paranoyası sonra da devam etmiştir, galiba hâlâ da sürüyor.
Bilgisizlik Orta Asya Türklüğü konusundaki bilgisizlik de, tarih kitaplarında, Atatürk döneminde mevcut Türklük şuurunun yavaş yavaş adeta sistematik olarak eritilmesi yüzünden azami hadde varmıştır. Öyle ki, bir genç gazeteci bir Azeriye "A, ne güzel Türkçe konuşuyorsunuz...nasıl öğrendiniz?" diye sorabilmiştir.
Turancılık=Faşizm! Bu konunun bir boyutu daha vardır. Yukarda sözünü ettiğim Komünist maşalar, bilinçli olarak Turancılığı ırkçılık-kafatasçılık ve faşistlikle eş anlamlı kullanmışlardır. Türkçülüğü sanki zararlı bir akımmış gibi göstermişlerdir. Sovyet İmparatorluğu''nun dağılmak üzere olduğunu ve dağılınca da esir Türk topluluklarının kurtarılması ile Türkiye için büyük fırsatlar doğacağını bize Helen D''Encause ve Bennigsen gibi yazarlar "hatırlatmış"lardır. Kötülükler İmparatorluğu dağıldıktan sonra, bazılarımız uyandı. Tabii, Komünist olanlar da, bozgunculuklarına devam ettiler. "Çin Seddinden Adriyatik''e kadar Türk dünyası" bir gerçek olduğu halde bunu alay konusu yaptılar. Ama doğru olan şu ki Türkiye, önünde açılan bu büyük fırsatı layıkiyle değerlendiremedi ve hâlâ da değerlendiremiyor. Bu yazıda hataların ayrıntılarına giremeyeceğim. Muhammet Salih''in bu konuda yazdığı makaleyi okumanızı tavsiye ederim. İtiraf edeyim, bu konudaki hayal kırıklığım göğsümde yumruk oluyor ve yazmamı da engelliyor, hatalar o kadar acı ve çok ki; Muhammet Salih olayından sevgili Elçibey''in yanlız bırakılışına kadar... (Eğer MHP''liler olmasa idi, Elçibey bu sefer Türkiye''ye gelişinde de dışlanacaktı) Tabii Türk ülkelerinde de beni sükutu hayale uğratan gerçekler var. Yöneticilerin Komünist döneminden kalma olmaları, Lenin heykellerinin yerlerinde durması, dillerinin Rus egemenliği altında adlarının Rusça kalması, Kırgızlarla Türkmenlerle Rus tercümanlar vasıtasiyle anlaşabilme zorunluğu vb. Taşkent''teki bir Özbek gence "nesin?" diye sorduğumda "Türküm" demeyip "Özbekem" diye cevap vermesi (buna karşılık Beijing çarşısında iki Uygur''a birden "Türk müsünüz?" diye sorunca hemen "Nereden belli?" diye sevinçle boynuma sarılmışlardı) Bütün bunlar acı ama zamanla ve iletişim ve eğitimle çözülebilecek olaylar... Yeter ki bu konuda -bölük pörçük çabalar değil- belirli temel stratejilerimiz olabilse idi ve olsa!
Yeni gelişmeler Biz Avrupa at gözlüklerimizi takmış sadece Batıya endekslenmişken, asıl gücümüzün kaynağı olması gereken doğumuzda ilginç gelişmeler oluyor. Alkolik, fevri Yeltsin''in yerinde, bugün ne yaptığını ne yapacağını bilen Rus-Slav milliyetçisi Vladimir Putin var. Kendi arka bahçesi addettiği bölgede eski Komünist liderlerin yardımı ile Rus emperyasını tekrar kurmanın adımlarını atıyor! Sakın yanlış anlaşılmasın. Ben Turancıyım ama gençliğimde hayal ettiğim gibi tek bir bayrak altında bir Turan devletinin kurulmasının -kısa vadede- mümkün olamayacağını da biliyorum. Ama gene bir tek gönderde bütün Türk topluluklarının "Türk" bayraklarının eşit olarak dalgalanacağı, bir Türk Devletleri Topluluğu hayalimi yitirmedim. Ruslarla, Çinlilerle karşılıklı çıkar ilişkilerimizi devam ettirmeliyiz. Bağımsız Türk devletlerinin içişlerine karışmamalıyız, hatta belki ağabeylik de taslamamalıyız. Ancak şurası muhakkak ki Türkiye''nin ve Türklüğün bu hayati alandaki geleceği, Putin''e biat eden Kerimov gibi Sovyet artığı diktatörlerin hayatlarına değil özgürlük için mücadele eden milliyetçilerin geleceklerine bağlı olacaktır.
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "İdealler Kutup Yıldızı gibidir. Belki hiçbir zaman ulaşılmazlar ama yol gösterirler!"

