Kaydet
a- | +A

Güneydoğu sorunu, Öcalan''ı uluslararası bir acındırma kampanyası ile önce İmralı''dan çıkarmak, tecritten kurtarmak, çabaları ile yeni bir safhaya girmiş ve şimdi de mücadelede, inisiyatifi Türkiye''nin, TSK''nın elinden alıp, Türklüğün, Türkiye Cumhuriyeti''nin altını oymak stratejisi uygulamaya konulmuştur. Bu çabalar anlaşılan Mayıs ayı başlarında PKK''nın uzantısı ERNK''nın feshedilerek yerine, çoğu Kürt kuruluşlarını ve liderlerini bir araya getirecek olan PKK''yı yasallaştırmaya ve meşrulaştırmaya matuf YDK''nın (Demokratik Halk Birliği''nin) kurulmasında ve sonra da Öcalan''ın biran evvel toplanmasında ısrar ettiği "Barış konferansında" netleşecektir. Konferansın maksadı Öcalan''ın Türkiye''de Kürt-Türk Demokratik Cumhuriyeti''ni kurmak stratejisini hayata geçirmektir. "Kürt Ulusunun değişmez lideri Öcalan" İmralı''dan "Bu Barış Konferansı hızla toplanmaz ise Güneydoğu''da savaşın tırmanmasının önüne geçilemez" direktifini veriyor. Buradaki "barış" sözcüğü Sovyetler zamanında olduğu gibi, aslında karanlık emel ve tertiplerin kamuflajı, göz boyamasıdır.

Öcalan''ın kişiliği Bu noktada, Öcalan''ın bir kısım Kürtler için ve Kürt milliyetçiliği için sembolik önemini belirtmekte fayda var. Bunu Özgür Politika''nın kadın yazarı İnci Jann''dan alıntı ile ifade edelim: "Atatürk, nasıl Türk milletinin önderi ise Öcalan da öyle Kürt milletinin önderidir.. Öcalan''ı feda etmek gibi bir lükse salip olmayan Kürt halkı, planlı ve organize olarak, bütün demokratik yolları kullanıp Öcalan''ın özgürlüğü sağlanana kadar mücadele etmek zorundadır... Öcalan''ın özgürlüğü ve yaşamı Kürt halkının özgürlüğü ve yaşamı demektir, çünkü Öcalan Kürtlüğü ve Kürt halkını temsil ediyor!" Jann Hatun bir de tehdit savuruyor: "Kürt ulusunun bu soluğu da yok edilirse, o baş ortadan kaldırılırsa, hareketin beyinden yoksun, çok tehlikeli mesela Hizbullah vari ortadoğu modellerinin yaşayabileceği hesap edilmelidir." Eğer Kürtler''in beyinleri, akılları Öcalan''ın hayatı ile kaim ise ve biz de Türkler olarak bu akla bel bağlayacaksak vay halimize, vay Kürt kardeşlerimizin de haline!

Acındırma-kurtarma Önümüzdeki günlerde Öcalan''ı acındırma kampanyasının Avrupa''daki dokunaklı boyutlarına tanık olacağız. HADEP Genel Sekreteri Mahmut Şakar''dan sonra CHP''li Fikri Sağlar da içerden TC Hükümeti Öcalan''ın sağlığına dikkat etmekle mükelleftir diye entellerimize de "replik" verdiler. Doğrusu, onları yadırgamadım; soydur çeker! Ancak, bizim kıytırıklardan da yakında "Öcalan''a acıyın" mesajları gelmeye başlarsa hiç şaşmam! Asıl yadırgadığım, geçen yıldan bu yıla, Öcalan''ın, hemen idam edilmesi gereken bir kitle katilinin, "bir ulusun saygın lideri" hatta tövbe tövbe "Atatürk"ün seviyesine çıkartılmış olması ve buna karşı da medyamızın, politikcıların hiç tepki göstermemiş olmalarıdır. Acaba, Avrupa at gözlüklerini takmış olduğumuz için mi bu gelişmeleri görmüyoruz? Son zamanlardaki Hizbullah vs. operasyonları daha önemli addettiğimiz ve bunların Avrupalılar''ı pek rencide edici görmediğimiz için mi? Eminim, bazıları "Sırası mı şimdi Öcalan''ı gündeme getirmenin... Ne güzel unutturmuştuk" diyorlardır!

Hatırlatalım Biz hafızaları tazelemeye devam edelim. Öcalan, TSK''nın inisiyatifi ile Suriye''den çıkartılana ve Kenya''da yakalanıp İmralı''ya sokulana kadar, ne kendisi, ne de taraftarları, Türkler''le birlikte Demokratik Cumhuriyet kurmaktan ve Barıştan söz etmiyorlardı. Öcalan, yıllarca, Bekaa vadisinden MED TV''den Özgür Gündem''de takma adlarla yazdığı yazılarla Türkler''e, TC''ye düşmanlık ve kin kusmuştu. Dünkü yazımda sözünü ettiğim Mahmut Baksı da geçen yıl Türkler''in üzerinden silindirlerle geçmekten söz ediyordu. Ve eğer TSK''nın PKK''ya karşı mücadelesi başarılı olmasa idi, geçmeye teşebbüs edeceklerdi de! Ne var ki, Öcalan yakalanıp İmralı''ya tıkılınca, yani pabuç pahalanınca, birden hidayete mi erdiler de, barıştan ve birlikte mevhum bir "Türk-Kürt Demokratik Cumhuriyetini" kurmaktan söz eder oldular? Asıl emelleri birden değişti mi? Kesinlikle hayır. Baksı''nın dediği gibi "su ile yani olaylarla beraber akmak gerektiği" için, değişmiş görünüyorlar. Ve şimdi de Öcalan''ı acındırma kampanyası tutarsa "Kürt ulusunun büyük lideri Öcalan"ın direktifler ile operasyonun asıl safhası başlatılacak; maksat hep aynı maksat; PKK''yı yasallaştırmak, iktidara ortak etmek ve üniter Türkiye Cumhuriyeti''nin yerine, açıkçası Anadolu''nun Kürtleştirilmesine yol açacak oluşumları hazırlamak.

Zaman-zemin Öcalan''cılar, şimdi zamanı da zemini de bu gelişmelere müsait görüyorlar ve bunu da özetle şöyle ifade ediyorlar: "Türkiye''de birçok kesimler, medya, iş kesimleri, mücadeleden bıkmıştır... Artık kendisini Hukuk Devletine adamış yeni bir Cumhurbaşkanı da vardır... Basın Konseyi de ''Olağanüstühalin'' kaldırılmasını istiyor. Hizbullah vs. operasyonları ile, doğru veya yanlış irtibatlandırılan, bölücülüğe karşı mücadele etmiş kişiler itibardan düşürülüyor. Önlerindeki tek engel TSK ve kararlılığı! Ama zamanla, bizim kıytırıkların yardımı ile, bu en saygın, güçlü kurumda itibardan düşürülebilir, gevşetilebilir. Nitekim AB''nin isteği üzerine MGK''da askerlerin sayısının azaltılması yolundaki görüşün kabul edilmekte olması, gene -güya- Genelkurmay temsilcilerinin idam cezasının kaldırılmasına taraftar oldukları haberleri de, Kürt temsilcilerinin Çankaya''daki resepsiyona davet edilmiş olmaları da Türkiye''deki, kendi lehlerindeki yeniden yapılanmanın göstergeleri olarak memnunluk vericidir." Özgür Politika''nın Marksist yazarlarından Sıraç Bilgin de, Türkiye''nin Kürtler konusunda pekala değişeceğini ve sonunda Öcalan''ın barış sürecini kabul edeceğini, Marksist diyalektiğe göre yorumluyor. Aynı yazar Öcalan''ın ve taraftarlarının 180 hatta 360 derece dönüşlerini şöyle izah ediyor: "Yeteri kadar kan dökülmüştür... Kürt halkı artık istenilen düzeyde politize olduğuna göre.... sorunlarımızı barışçı yoldan çözmeyi denemeliyiz..... Son zamanlarda görüldüğü kadarıyla CHP''liler ve bazı dinci düşünce sahipleri (!) dahil pekçok insan barışın gerekliliğini kavramış durumdalar. Barış cephesi yeterli derecede organize olup yeterli gücü topladığında, değişimin önündeki engeller birer birer yıkılacaktır" Tercümesi: Zemin oluşturmaktır. Biraz ağırlık konulara, Türkiye''nin mücadele azmi çökecektir." Kürt ideologlarının yazılarını ve satır aralarını okuyunca ortaya çıkan bir gerçek var: Biz milliyetçiliğimizden arındırılmaya çalışılırken, Kürt Milliyetçiliği pompalanıyor. Bundan sonraki mücadele Türkiye Cumhuriyeti''ne karşı olduğu kadar Kürt Milliyetçilerinin Türk milliyetçiliğine karşı mücadelesi olacaktır! İzlemeye devam edeceğiz!

NOT: Dünkü yazımdan sonra Abdullah Öcalan imzalı bir tehdit elektronik mektubu aldım. Öcalan''ın İmralı''dan bunu yollayabileceğini sanmıyorum. Yollayan herhalde bir uşağıdır. Ama uşak efendisine söylesin ben, şahsen, böyle tehditlere kulak asmam ama "Öcalan''ın kellesi gövdesinden ayrılırsa, bu TC''de 10 milyon halka mal olacaktır" tehdidine de Türkler ve TC kulak asmazlar! Hem ben Kürt kardeşlerimizin düşmanı değil, O''nun gibi aramıza nifak sokanların düşmanıyım!