Kaydet
a- | +A

Başbakan Yardımcısı ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: "Kuşatma altındayız!" demiş. Aslında, biz Türkler ne zaman kuşatma altında olmadık ki?

Şu sıradaki olaylara ve Ermeni, Kıbrıs, azınlıklar, idam cezasının kaldırılması, MGK ve TCK''nın 312. maddesi hususlarındaki baskılara bakarak, başka türlü yorum yapmak mümkün değil... Tabii tarihteki ve şimdiki bütün suçları kendimizde aramak itiyadında ve gafletinde değilseniz... Ve de, Avrupa''dan, muhtelif çevrelerden yükselen, adaylığımıza karşı devamlı itirazlara AB cezbesine kapıldığınız için, kulaklarınızı gerçeklere tıkarsanız...

Helmuth Schmıdt konuştu Son olarak Almanya''nın eski başbakanlarında Sosyalist SPD''nin eski liderlerinden Helmuth Schmıdt Die Zeit gazetesinde açık seçik: "Türkiye''nin AB''de yeri yoktur ve olamaz" demiş. Bunun da sebeplerini şöyle, birer birer sayıyor: "Türkiye''nin nüfusu 21. yüzyılın sonunda 100 milyonu gececek (ve tabii milyonlarca Türk Avrupa''da serbest dolaşacak. * Avrupa ile Türkiye arasında aşılmaz diğer adaylardan çok fazla kültürel farklılıklar var. *AB Türkiye''den sonra Mısır''ı, Fas''ı, Cezayir''i ve Libya''yı nasıl reddedebilir?

*Türkiye''nin, Yunanistan''la, Ermenistan''la, çözülmesi güç büyük sorunları olduğu için ve Kürt sorunu yüzünden ortak bir dış politika oluşturmak mümkün olamaz. *Türkiye''de iktidar MGK''da ve Generallerdedir. Schmıdt bunu söyedikten sonra gerçi bunun ülkede "tekrar düşünülebilir olmuş köktendinciliğe" karşı ve laikliğin savunulması için bir garanti teşkil etmekle beraber "paradoksal olarak" demokratik hakları kısıtlanmaktadır.

Ve sıkı durun, Helmuth Schmıdt Türkiye''nin AB''ye ve dış politikasına ters düşeceği hususundaki gerekçelerine ilginç bir faktör ilave edıyor; Orta Asya''daki Türk halklarının bağımsızlık hareketleri yüzünden ve doğalgaz ve petrol boru hatları yüzünden Türkiye ile "bu bölgede kaybettiği 5 Cumhuriyetin" acısını -ve emperyalizm dürtülerini- unutmayan "Rusya arasında çıkacak

büyük sorunlar AB''yi rahatsız edecektir" diyor. Schmıdt, burada ABD''nin ve Amerikalı politikacıların Ortadoğu''da ve Orta Asya''daki stratejık üstünlüğünü sürdürebilmesi için desteğine ihtiyacı olduğu Türkiye''nin AB''ye üye olmasını "ısrarla" istediğini de ilave ediyor.. Bu iddialar sadece Schmidt''e has değil, daha önce mesela eski Fransa Dışişlerı Bakanlarından Andrer Louıs-Poncet de hemen hemen aynı şeyleri söylemişti.

Benim de hep söylediklerim Bunlar benim tezimi destekliyor, biz Avrupa Birliği cezbesine tutulmuş. Yol haritaları ve Ortaklık belgeleri yazıp çizer ve bu arada dış tehditlere, parçalanmaya karşı bütün savunma "kalkanlarımızı" indirmeye, Milli Egemenliğimizden tavizler vermeye hazırlanırken -ve de sırtımızı asıl güvencemiz olması gereken Orta Asyaya ve Kafkaslara ve oradaki gelişmelere çevirmişken- Batı bizi oltasının ucunda tutacak. Oyalayacak ve hep yeni taleplerle, dayatmalarla çıtayı yükseltecek ve bize "vasat devlet" muamelesi yapacaktır. Hem Suat İlhan Paşa''nın "AB''ye Niçin Hayır" kitabında söylediği gibi; "Avrupa Birliğine girmemizi tehallükle isteyenlerin kimler hangi örgütler olduğuna bir bakın bu konuda belki daha gerçekçi bir hükme varırsınız...

Ve Yugoslavya Eski Yugoslavya''da Perşembe''nin gelişi Çarşamba''dan belli idi. Aynı filmleri çok gördüğüm için daha Miloşeviç muhalefetin kazandığı seçimleri iptal etmek ve halkın büyük infialine rağmen 2001''de yenilemek budalalığını yaptıktan ve yüzbinlerce Sırp sokaklara döküldükten sonra "cini yeniden şişeye sokmanın" artık mümkün olamayacağını, Ordunun da Miloşeviç''i desteklemeyeceğini bir TV programında söylemiştim.

Ancak bir hususta yanıldım. Miloşeviç yelkenleri suya indirdi ve o küstah ve zalim adam TV''de yenilgiyi kuzu kuzu kollarını önünde kavuşturak kabullendi. Böylelikle de Rumen diktatörü Çavuşesku''nun akıbetinden -şimdilik- kurtuldu.

Sırbistan''da -şimdilik- tek egemen güç olarak görünen yeni Başkan Vojislav Kostunıca, Miloşeviç''i Uluslararası Adalet Divanına teslim etmeyeceğini, Miloşeviç de partisinin başında siyasete muhalefette devam edeceğini söylüyor.

Fakat film bitmiş değil. Bir defa o da selefi gibi hararetli bir Sırp Milliyetçisi olan yeni Başkan, diğer muhaliflerle anlaşabilecek ve iktidarını pekiştirecek mi? İlk coşkular geçtikten sonra milli birliği sağlayabilecek mi? Yugoslav Federasyonu devam edecek mi, ötedenberi ayrılmak isteyen Karadağ Federasyonda tutulabilecek mi? Velhasıl bir bakıma film kaldığı yerden yeniden başlıyor. Balkanları ve Yugoslavya''yı yeni çalkantılar bekliyor.

Nihayet AB ve Amerika Yugoslavya üzerindeki ambargoları süratle kaldıracaklar ve muhtemelen Yugoslavya''nın veya Sırbistan''ın AB''ye adaylığı ve üyeliği gündeme getirilecek. Eğer bu ülkenin adaylığı veya üyeliği Türkiye''den evvel gerçekleşirse hiç şaşmayın... Kültür ve din konusundaki benzerlikler başta, Yugoslavya, esasında Avrupa için, onlardan bizim kadar farklı ve bizim kadar "mahzurlu" değil... Hem, Kostunıca''ya bir ödül vermek de gerekli!

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Sırp Milliyetçiliği, Sırpların kolay kolay terkedemeyecekleri bir fikir yapısıdır." James Flanagan