Kaydet
a- | +A

Bizim bazı meslektaşlarımızın ve meslek kuruluşlarının iddiasına göre, Türkiye düşünce ve basın özgürlüğünün en fazla kısıtlandığı ülkelerden biridir ve güya, dünyada en çok gazetecinin hapiste olduğu ülke de Türkiye''dir. Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi''nin yabancılara, "Basın suçlarından tutuklu oldukları iddia edilenlerin çoğu aslında meslek kriterlerine göre "gazeteci" değiller veya tutuklanmalarını gerektiren suçlar da basın suçu değil" diye diye dilinde tüy bitti. Ama nafile, damga yapıştırıldı bir kere! Bu iddialar, içimizden de yapılınca "İnsan Hakları Müfettişleri" de elbette teyit ederler. Geçenlerde, ülkemize teftiş için gelen ABD''nin İnsan Haklarından sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Harold Koh cenaplarının da, ayrılmadan önce yaptığı basın konferansındaki iddialarından biri de buydu..

BİZ ABD''Yİ TEFTİŞ EDEBİLİR MİYİZ? Parantez arasında, acaba bizim İnsan Haklarından sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Hikmet Sami Türk''e, Amerika''dan oradaki insan hakları ihlalleri konusunda şikayet gelse, Amerika''ya gider, teftişler yapabilir, cezaevlerinde terör suçluları ile serbestçe konuşabilir miydi? Ve sonra da basın konferansında Amerikan adaletini eleştirebilir mi idi? Bu soruları, Hakkı Devrim''den başka kimse sormadı veya gündeme de getirmedi; çünkü kısacası ,"O Amerika!"...Teftişlere kendimizi açmışız ve "ev ödevlerimizi" yapmayı kabul etmişiz bir kerre... Bu da yeni dünya nizamının gereği...

ASIL KONUM Ama benim bugünkü konum aslında bu değil. Dikkati çekmek istediğim konu okuyucularımın pek göremedikleri, yasadışı örgütlerin, yasal olarak yani serbestçe dağıtılan organlarında yayınlanmakta olan yazılar.. Mesela: *"İşçi sınıfı ve emekliler bu oyuna gelmemelidirler... Kürt halkına karşı en vahşi yöntemlerle kirli savaş yürüten bizi bu savaşta vatan-millet için ölmeye çağıran bu devlet bizim devletimiz olamaz... Kürt halkı bu saldırılara onuruna ve özgürlük tutkusuna sahip çıkarak direniyor.." *"Kürt halkının özgürlük hakkı ertelenemez.." "Faşizme karşı silah başına.. Yaşasın Kürt-Türk halklarının mücadele birliği-Yaşasın Partimiz TKEP-LENİNİST! Yaşasın 13 Mart Genç Komünistler Birliği!" (1999 Mart''ında Bayrampaşa Ülkü Ocağı ve lokaline yapılan bombalı ve silahlı saldırıyı açıkça üstlenen bildiriden) *13 Mart''tan Gazi''ye Gazi''den Zafere!" (NOT: Açıkça üstlendikleri Gazi olaylarından dolayı bazı polislerimiz hâlâ yargılanmakta..) Mücadele Birliği Dergisi Mart-Nisan-Temmuz 1999 sayıları 299

"Bu savaşın töresi; kan kanla yıkanacak" Özgür gelecek 30 Nisan 13 Mayıs 1999 *Öcalan''ın yakalanışından, kendi deyimleri ile "esir alınmasından sonra ''bundan böyle hiçbir Türk devlet yetkilisi rahat uyumasın!" *"Özgürlük teslim alınamaz... Tek bir işimiz var; özgürlük için savaş... Öcalan''a sahip çıkalım... Öcalan''a özgürlük.. Politikada Atılım Gazetesi-27 Şubat 1999 *"Hiçbir halk düşmanı cezasız kalmayacak" (''Kontrgerilla elemanı Turan Ünal''ın 4 Temmuz 1999''da Çankırı Cezaevinde "devrimci" tutsaklar tarafından halk düşmanlığı suçu ile ölümle cezalandırıldığını ilan ederken) DHKP-C Organı Kurtuluş Dergisi 15 Temmuz 1999 *"Kadifekale''yi baştan başa dolaşın.. Kendinizi Mardin''de yürüyor sanırsınız... Tarihinde yoktular şimdi tarih oluyorlar... En çok Kürtler yaşıyor Kadifekale''de.. (Gavur İzmir''den önce Türk sonra Kürt İzmir''e).. Kürdistan''da köyleri boşaltılan ve yakılan halkın göç etmesiyle Mersin''de 1990''da 350.000 olan nüfus 800.000''e yaklaştı... Ülke Dergisi 22.8.1994 "TC ordusu sürekli teknik olanaklarla besleniyor... Sanayi her geçen gün daha fazla militarize ediliyor.. Daha çok sayıda şirket ordunun savaş araçlarının temin edilmesi, savaşın süreklileşmesi için çalışıyor, üretiyor... Bu tarz üretim yani militarize edilmiş işçi sınıfının önüne yeni olanaklar açıyor.." Mücadele Birliği dergisi 16 Nisan 1999 sayısında bunları yazıyor ve ilave ediyor: "Devrimci güçler orduyu dağıtmanın ve ordu içinde çalışma yapmanın bir ayağını işçiler kurmalıdır.. Ordu için üretim yapan şirketlerde çalışan işçilere ulaşılarak onların sabotaja tahrik edilmesi gerektiğini" açıkça ilave ediyor "Savunma sanayiinde üretim yapan şirketlerle uğraşmak orduyla uğraşmak anlamına gelir."

VE MELİK FIRAT''TAN PKK organı Demokrasi gazetesinde Şeyh Sait''in torunu Melik Fırat''ın Bayrampaşa Cezaevinden yazdığı köşesinden: "Ne yazıktır ki bugün Türkiye''yi yöneten güç Hülagu''yu kendilerine örnek almışlardır. Barış ile ilgili ne söz ve davranış varsa hepsine düşmandırlar... Onların da pek yakında kendilerine denk müstahaklarını bulacaklarına az zaman kaldı. Bu ilahi ve tabii kanunlar icabıdır..." Aynı Melik Fırat, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra Yassıada''da aynı koğuşu paylaştığımızda bana, yarı şaka: "Seni severiz ama bir gün analarınızı belleyeceğiz!" demişti. Evet bugün bütün bu ihanet belgeleri (ve suça ortak olmamak için yayınlamak istemediğimiz daha aşırıları ve fazlası var. Bunlar basın özgürlüğünün güya olmadığı Türkiye''de serbestçe yayınlanıyor. Savcılar herhalde çoğunu takip ediyorlar. Mahkemeler biraz uzasa da gereğini yapıyorlar ama sonra gene pıtrak gibi çıkıp ihanetlerine devam ediyorlar. Bu yayınların marjinal olduklarını zannetmeyin... Hele toplumun rahatsız ve elektrikli olduğu dönemlerde belirli yerlerde ve kesimlerde etkili oluyorlar. Ama ne yapalım düşünce ve basın özgürlüğü var... Daha doğrusu, birilerine göre yok!

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Hiçbir haine güvenmeyiniz... İhanet kadar hızlı hiçbir şey yoktur"

CİCERO