Kaydet
a- | +A

Eşkıyabaşı Öcalan''ın İmralı''da yargılanmasına bu ayın sonunda başlanacak. Klişe tabiri ile, sona ermekte olan "20. Yüzyılın duruşması" olacak. Ortaya birçok yeni gerçekler dökülecek. Ama heyecanla bekleyeceğimiz "dramatik ve sürpriz bir final"in olmayacağı belli. Bu cinayet filmini, sonunu şimdiden bilerek seyretmek de pek heyecanlı olmayacak. Ama gene de Öcalan''ın kendisini savunmak için neler söyleyeceğini, avukatlarının nasıl savunma yapacaklarını merak ediyorum. Cumhurbaşkanı Demirel''in dediği gibi, herhalde Öcalan''ın kendisi ve avukatları da, çok merak ediyorlardır! Merakla izleyeceğiz.

BATININ PEŞİN HÜKÜMLERİ Bu davaya Batının ve entellerin gösterdikleri tepkilerle, bir peşin hüküm anıtının taşları şimdiden yerleşiyor... Ancak tepkilerin vız gelip vız geçmesi gerek; unutmayalım, yargılanan adam bizim şehitlerimizin, gazilerimizin şüphe götürmez katilidir.

Mutlu olduğum bir husus var: Çok şükür ki, DGM''nin teşekkül tarzı yani yargıçlardan birinin asker olması Batının baskısı altında "mahkemenin adaletine gölge düşürmemek" gerekçesi ile değiştirilemedi. Asıl böylesine, baskı altında değişiklik yapılması milli haysiyetimize büyük gölge düşürürdü... Eğer Öcalan hak ettiği cezayı yedikten sonra da, gene Batılıları tedirgin etmemek ve adaletimize böylece "gölge düşürmemek" tasası ile, cezanın gereği, aynen yerine getirilmeyecek olursa, hem milli haysiyetimiz darbe yemiş olur, hem de milli vicdan rencide olur. Benden şimdiden söylemesi!

İKİ BOYUT Bu konu iki ayrı yönden, bugünlerdeki DSP-MHP tartışmaları ile, "geçmişi unutmamak" feryatları ile de ilgili. Bir bakıma da, bir kısım medyanın Oral Çalışlar''ın, Öcalan''la yaptığı mülakatı içeren kitabından dolayı yemiş olduğu hapis cezasına gösterdikleri tepki ile ilgili.

Çalışlar''ın cezasının gerekçelerini ve ayrıntılarını tartışmayacağım. Zaten onu savunanlar ve cezalandırılması ile düşünce ve basın özgürlüğünün zedeleneceğini yazanlar da bu detayları ya bilmiyorlar, ya da ortaya koymaktan çekiniyorlar. Bu ayrıntıları, Başbakana kınama yazısı gönderen IPI-Uluslararası Basın Enstitüsü de herhalde bilmiyor... Gerekçeli karar ortaya çıkınca kamuoyu gerçekleri anlar inşallah. Ama şu var ki, 1. No.lu İstanbul DGM''si Çalışlar''ı, iddia edildiği ve dışardaki odaklara yansıtıldığı gibi, sırf Öcalan ile röportaj yaptığı ve bunu kitap olarak yayınladığı için cezaya çarptıracak kadar karakuşi hüküm vermiş olamaz. Üstünde de Yargıtay var. Gerekçeli Karar yayınlanınca bu işin o kadar basit olmadığı herhalde anlaşılacaktır.

GAZETECİLİĞİN DOKUNULMAZLIĞI Ancak devletinizin bir varoluş savaşı verdiği sırada milletimizin ve ülkemizin düşmanı olduğu aşikâr bir düşman liderle, Öcalan ile gidip röportaj yapmayı, onu devletimizle adeta eşit durumda telakki etmeyi bir Türk gazetecisi nasıl düşünebilir? Bence bu, savaş esnasında "düşmanla yatmak" kadar ahlaki bir zaaf eseridir. Ben gazetecilerin, hele bir savaş esnasında, vatanperverlikten ve milli kimliklerinden soyutlanarak, "Gazetecilik görevidir" diye, ülkenin düşmanı ve binlerce insanımızın katili ile gidip röportaj yapmalarını ve onu tasvib edici bir eda ile sorular sormalarını doğrusu anlayamıyor ve tasvib edemiyorum. "Herşeyden önce, hatta ülke çıkarlarından da önce gazetecilik" diyenleri de kabul edemiyorum! Bu gazeteciler ülke çıkarlarına karşı hizmet etmek "dokunulmazlığını" kimden, nereden almışlardır..

Biliyorum bu "gazeteciler" belki de, "ben bölücülük başkaldırısını ülke çıkarlarına karşı addetmiyorum. PKK''yı terör örgütü saymıyorum, meşru bir "silahlı bir mücadele" örgütü, Öcalan''ı da "özgürlük savaşçısı olarak biliyorum!" diyeceklerdir ve demektedirler. O zaman onlara "Öyleyse çekin ceremesini" demekten başka çare yok. Kaldı ki böyle düşünenlerdir ki PKK ve Öcalan''a türlü şekillerde, manen destek ve umut verenler bu belayı büyütmüşlerdir.

KARŞILIKLI KAYGILAR İşte şimdi "geçmişteki olaylar bizi kaygılandırıyor" diye 1960''larda 1970''lerde milliyetçi gençlerin devleti korumak için yaptıkları mücadeleden söz edenler, o yıllarda PKK''nın ve Öcalan''ın soldaki Fikir Kulüpleri Federasyonunun, DEVGENÇ''in ve giderek THKP C THKO gibi TİKKO gibi alfabetik örgütlerin cadı kazanından peydah olduğu ve bölücülüğün "Türkiye Halkları" sloganından kuvvet almış olduğunu unutuyorlar ve yavuz hırsız misali, unutturmaya çalışıyorlar. Asıl unutmamak gerekirse Milliyetçilerin de unutamayacakları gerçekler vardır. Oral Çalışlar''ın röportajına başlarken Öcalan''ın herhalde eski yoldaşına söylediği şu sözler dikkate şayandır: "Devrimciliği siz başlattınız bakın şimdi bize kaldı... Olur mu?"

Hatırlardadır: Oral Çalışlar''dan sonra, "araştırmacı" Ragıp Duran ve Kızıldere terör olayı kahramanlarından Ertuğrul Kürkçü de, PKK''nın organı ÖZGÜR GÜNDEM adına Öcalan''ın ayağına gidip röportaj yapmışlar ve bu söyleşilerini 1995''te "ÖCALAN-BARIŞ TAMAMLANDI-SIRA KURTULUŞTA" gibi adeta meydan okuyan PKK sloganı gibi bir başlık altında, yayınlamışlardı... Orada da bizim solla Kürtçülük hareketi arasındaki irtibatın nice delilleri var: Yazarlar Kürkçü, Öcalan''a Kürt kökenli öğrencilerle birlikte Kızıldere olayını protesto etmek için yürüyüş düzenlediklerini hatırlatıyor. Öcalan da "Evet" diyor, "22 yıl sonra Kızıldere''nin intikamını aldık!"

En iyisi artık kutuyu hiç açtırmamak ve kötüyü söyletmemektir.

İLGİNÇ BİR DEĞERLENDİRME Çalışlar''ın önsözünde yaptığı bir değerlendirme, hakkında karine oluşturmak bakımından ilginç: "Bu sorunun barışçı çözümünün esas yükü Türk yönetimin omuzlarında... Akıllı barışçı, halkın haklarını dikkate alan, sabırlı, kararlı bir çizgi izlense bu sorunun zaman içinde çözümü mümkün, Öcalan olsa da olmasa da Türkiye''nin bir Kürt sorunu vardır. Bu sorunun çözümü, cesur ve radikal çözümler gerektiriyor..." Yani, herhalde Çalışlar''a göre çözüm askere bırakılmamalı, Kürtlere kimlikleri, kendi geleceklerini kendilerinin tayin etmeleri hakkı ve özerklik verilmeli ve Öcalan ile diyalog yapılmalı...

Ama Allah''ın işine bakın ki, onun ve o gibilerin umutlarının aksine, çözüm dağlarda askerimizin, süngüleri ile gerçekleşirken, İmralı''da "radikal" olarak halledilecek. "Bir bakıma" diyorum, zira Kürt sorunu, liboşların entellerin, Çalışlar, Ertuğrul Kürkçü ve Ragıp Duran gibilerin desteğiyle Batılılar tarafından sürdürülecek, işimiz zor... Hep dediğim gibi; Türk olmak Türkiye olmak zor!.. * * *

HAYRETTİN ERKMEN''İN ARKASINDAN... Aziz dostum, çok değerli devlet ve siyaset adamı, Yassıada arkadaşım Hayrettin Erkmen beyefendinin vefatı beni çok üzdü. Cenazesine yetişemediğim için de çok üzgünüm. Allah gani gani rahmet eylesin.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Dünya yıkılsa bile adalet yerini bulmalı" İmparator Ferdinand