Önceki gün Hürriyet gazetesinin birinci sayfasında yayınlanan bir fotoğraftan söz etmek istiyorum... Fotoğrafın kendisinde bir şey yok: Fas''ta Kral II. Hasan''ın cenazesi esnasında Cumhurbaşkanımız Demirel''in ABD Başkanı Clinton ve Yaser Arafat''la çekilmiş tesadüfi bir fotoğraf... Ama belirli bir yeri daire içine alınmış ve özellikle belirtilmiş: "Clinton''ın eli Baba''nın omuzunda" diye! Yani gazetemize göre, Clinton''ın elini Türkiye Cumhurbaşkanının omuzuna koyması; Demirel için de, Türkiye için de büyük iltifat ve herhalde Amerika''nın şu sırada, Türkiye''yi "sıyanet ettiğinin" belgesi veya işareti!
ABD DÜNYA POLİSİ Anlaşıldı; ABD bugün dünya lideri ve polisi... New York Herald Tribune gazetesinde anlamlı bir karikatür vardı.. Bir karesinde 1974''te ABD Bayrağı ayın üzerinde dalgalanıyor... Diğer karede de, otuzüç yıl sonra 1999''da, ABD''nin çizgili yıldızlı bayrağı bütün dünyanın üzerinde... Artık bütün dünya sorunları ABD''den, Beyaz Saray''dan ve ABD Kongresinden soruluyor.. Washington, Çin''den maçine kadar bütün sorunlara el atıyor. Bu "reel politika" gerçeği karşısında ne denir! Sovyetler Birliği yıkılıp gittikten sonra tek süper güç olarak Amerika kaldı. Para onda, askeri ve teknolojik güç, enformasyon üstünlüğü onda.. Bu kadar karışık ve problemli dünyaya bir polis lazım ve bugünün şartları içinde Amerika''dan daha uygun bir polis veya "şerif" nerede bulunur?.. Gene temelde iyi niyetli olan bir Amerika''dan başka bugünün koşullarında kime, hangi devlete, güvenilebilirdi.. Herşeye rağmen PAX AMERİCANA bir barış güvencesi... Herhalde bu barış düzeni, Moskova''nın ve her ülkedeki uşaklarının, Stalin ve Soğuk Harp döneminde baskı ve tehditlerle dayatmak istediği "PAX SOVIETICA"dan daha iyi. (Parantez içinde hatırlatmalıyım. O günlerde bu düzeni bize de yeraltı faaliyetleri ile kabul ettirmeye çalışan "eski tüfekler" şimdi adeta Amerikan mandasına talip olacak kadar PAX AMERICANA yanlısı olmuşlardır.).. Amerika''nın dünya liderliği ve polisliği iyi de, Amerika''nın her konuda muhakkak doğru bildiğini, doğru hareket ettiğini, çıkarlarının, başka ülkelerin çıkarları -mesela Türkiye''nin çıkarları ile- çatıştığı hallerde, hep hakkaniyet dairesinde hareket edeceğini düşünmemek gerek... PAX AMERİCANA düzeni içinde, itaatkar ve kontrol edilebilir bir "müşteri devlet" olduğumuz müddetçe iyi de, ya bizim çıkarlarımız ABD''nin bölgedeki çıkarlarına ters düşerse o zaman ne olacak? Daha geniş bir perspektifte Amerika, Türkiye ile ilişkilerinde, mesela Kıbrıs konusunda, hiç hata yapmamış mıdır?.. Bir Amerikalı yazarın Türk-Amerikan ilişkileri hakkındaki kitabının adı "Sancılı İttifak" idi.. "Zoraki İttifak" olmasına ramak kalmıştı! Türk-Amerikan ilişkilerinde bu dönemde tekrar sancıların yeniden başlamaması umulur. Bunun en belirli "testi" Kuzey Irak''ta olacaktır.. Amerika, eğer, bize Kuzey Irak''taki bir Kürt devletini, Saddam rejimini devirmek bahanesi ile ve Türkiye''deki Güneydoğu sorununa "siyasi çözüm" formülü ile dayatmaya kalkışırsa, siz seyredin gümbürtüyü...
HÜRRİYETİN ANLAMLI FOTOĞRAFI Hürriyet''in fotoğrafı ile başlamıştım: Anlaşılan gazetemiz, Clinton''ın elinin omuzunda olduğuna dikkati çekerken, ABD Başkanını ve ABD''nin Türkiye''yi sıyanet ettiği, kolladığı anlamını ve umudunu çıkarmış. Bence, bu, milli şeref ve itibarımız açısından, pek iftihar edilecek bir şey değil. Eğer işimiz ve geleceğimiz Clinton''ın omuzumuzdaki eline ve sadece ABD''nin kollamasına kalmışsa, ne acı ve vay halimize!.. Bu fotoğraf ne zaman anlamlı olurdu bizim için bilir misiniz? Babamızın eli Clinton''ın omuzunda olsa idi!
TÜRKİYE VE İRAN Dünya satrancı devam ediyor ve bu çok boyutlu satrançın bir boyutu da Orta Doğu''da... Kafkaslar''da, Türk-İran ilişkileri ısınıyor veya ısındırılıyor. İki ülkenin ilişkileri hiçbir zaman Türkiye''nin gayretlerine rağmen Atatürk''le Rıza Şah dönemi hariç, Sadabat Paktı denemesi hariç, hiçbir zaman mükemmel olamamıştır.. Türklerin İran''a karşı 24 Ağustos 1514''teki Çaldıran zaferinden beri, İranlılar Türkün üstünlüğünü hiçbir zaman içlerine sindirememişlerdir. İran''da milyonlarca Azeri, Kaşkayı ve Türkmen Türkünün mevcudiyeti İranlıları hep tedirgin etmiştir. Müşterek bir tehlike olan Kürt bölücülüğüne karşı bile Türkiye ile ortak hareket edememişler, aksine "Düşmanımın düşmanı benim dostumdur" gibi bir garip mantıkla PKK''yı desteklemişlerdir. Şimdi de, İranlılar, içerideki başkaldırılar karşısında, klasik bir gündem değiştirme hareketine, dikkatleri ve milli heyecanı, içerideki problemlerden, Türkiye''ye ve akıllarınca Türk "tehlikesine" karşı, kanalize etmek çaresine, Türkiye''ye karşı bir milli birlik oluşturmaya tevessül etmişlerdir. Ama şuraya yazıyorum: Ne yaparlarsa yapsınlar, mollalar rejimine karşı başlayan hareket tekrar tüpe sokulamayacaktır. Bu arada da Türkiye''ye karşı fazla diklenirlerse, Türk Silahlı Kuvvetlerinin inisiyatifi ile, muhakkak törpüleneceklerdir... Benim endişem, bu vesileyle, bizim dikkatimiz İran''a çevrilmişken Kuzey Irak''ta bir emrivaki ile karşı karşıya kalmamız ihtimali!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Siz Amerikalıların dehası şudur ki hiçbir zaman, açık seçik budalaca hareketler yapmaz sadece komplike budalalıklar yaparsınız ve bunlar da bizi, bunların altında acaba anlayamadığımız bir şeyler mi var ihtimali üzerinde düşünmeye sevkeder..." CEMAL ABDÜL NASIR

