Tarihi olayların önemi bazen yaşandıkları zaman, tam anlamı ile idrak edilmez, ancak daha sonra anlaşılır. Koalisyonun üç ortağının üzerinde uzlaştıkları Cumhurbaşkanı adayı Ahmet Necdet Sezer''i Fazilet ve Doğru Yol partilerinin Genel Başkanları Recai Kutan''ın ve Tansu Çiller''in de desteklemeyi taahhüt etmeleri ve Parlamentoda temsil edilen beş partinin hep bir arada, bu taahhüdü imzalamaları, siyasi tarihimizde şimdiye kadar nadir olan, hatta hiç mevcut olmayan uzlaşma kültürünün bizde de yerleşmesi bakımından tarihî bir olay, tarihî bir kilometre taşı idi. Beş liderin birlikte görüntüleri de, bu aşamanın sevinç ve umut verici bir tablosunu oluşturdu. Bu uzlaşma motivasyonunun şimdiye kadar gösterilmemiş olması, yakın siyasi tarihimizde, birçok musibetlere, zaman ve kıymet kaybına sebep olmuştur.
Ecevit''in başarısı Bunun dünkü tek aday üzerinde, somut uzlaşmanın baş mimarının Başbakan Bülent Ecevit olduğu ortada. Başbakan, son zamanlarda, bazıları tarafından, çeşitli şekillerde tenkit edildi. Hatta yaşlandığı için, olaylara artık hâkim olamadığı ileri sürüldü. Ama dünkü tabloda ve sonra da, TV''lerdeki konuşmalarında görüldü ki, Ecevit sağlıklıdır, son durumlara hakim olmuş ve sabrı ve uzlaşıcı tutumu ile bütün partiler, daha doğrusu liderler arasında uzlaşmayı sağlamıştır.. Bu başarıda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli''nin büyük payı da gözardı edilemez. Zaten Bahçeli, koalisyon kurulalı beri ilkelerini korumakla beraber, tabanın da, zaman zaman benim de eleştirilerimize rağmen, doğru bildiği yolda devam etmiştir. Herhalde, daha başta MHP''ye ve ona alışamayacaklarını, MHP ile ortaklığı içilerine sindiremeyeceklerini söyleyenler, şimdi o sözlerini geri almak durumundadırlar. ANAP lideri Mesut Yılmaz''ın da, adaylıktan vazgeçmekle gösterdiği anlayış ve özveriden dün bahsetmiştim. Herhalde DSP-MHP-ANAP koalisyonu, çok muhataralı bir zamanda, Türkiye''ye Allah''ın bir lütfu olmuştur. Ama daha misyonu sona ermemiştir; önünde çok büyük sorunlar ve "meydan okumalar" vardır. Cumhurbaşkanlığı gibi çetin bir sorun inşallah TBMM''de yeni bir pürüz çıkmadan çözüldükten ve Ahmet Necdet Sezer 17 Mayıs''ta Çankaya''da görevine başladıktan sonra, diğer büyük sorunlar, bölücülük tehditleri, AB''ye adaylık yolunda, önümüze çıkarılacak tuzaklar, genel af meselesi ve hepsine temel teşkil edecek mali ve ekonomik sorunlar, salim kafalarla ve başka bunalımlarla gölgelenmeden, ele alınır ve çözülür. Bu sorunlar arasında, Anayasada son tecrübelerin ışığı altında yapılması gerekecek değişiklikler de vardır. Ahmet Necdet Sezer, Cumhurbaşkanı seçildiği takdirde, Çankaya''da, bu değişikliklerde bilimsel yol gösterecek bir Devlet Başkanı bulunacaktır. Sırası gelmişken, Sezer''in dış politika ve ekonomi konularında bilgili ve deneyimli olmadığı yolundaki tarizlere de cevap vereyim: Bir Cumhurbaşkanının her konuda tam uzman olması gerekmez. Sezer aklı ve izanı ile bu konulara kısa zamanda yeterince vakıf olur. ABD başkanlarından Harry S. Truman hiç ummadığı bir zamanda, Roosevelt ölünce, Başkanlık mevkiine hiçbir konuda bilgisi ve hazırlığı olmadan çıkınca büyük cesaretle "Artık her şey benden sorulacak" demiş ve özellikle uluslararası konularda çok iyi bir Başkan olmuştu!
Farklı görüşler Ahmet Necdet Sezer''in bir Anayasa hukukçusu olarak, Cumhurbaşkanlığının yetkilerinin kısıtlanması ve Anayasa''nın 125. maddesindeki "tek başına yapacağı işlemlerin" ve Yüksek Askeri Şura kararlarının yargı denetimine tabi tutulamayacağı hususundaki hükmün kaldırılması yolunda belirli ve farklı görüşleri olduğu anlaşılıyor. Bunları dünkü yıldönümü konuşmasında da gene ifade etti. Bu fikirlerde olması ve bu hususları tartışmaya açması, kesinlikle yadırganacak şeyler değil. Ben, ötedenberi, bu konularda sayın Sezer''den farklı düşünüyorum. YAŞ kararlarının yargıya tabi tutulmaması hususunda da, askerlerin, TSK''nın disiplin ve gelenekleri açısından, belirli ve çok haklı gerekçelere dayanan görüşleri vardır. Bu konu arada önemli bir ihtilaf konusu olabilir. Yalnız şu da var; Sezer diktatör olmayacak ve Cumhurbaşkanı olur olmaz bu görüşlerini empoze etmeyecek, ancak tartışmaya açacak. Bir de, insanlar muayyen mevkilere gelmeden önce taşıdıkları düşünceleri ne kadar bilimsel ve ideal olursa olsun, somut koşul ve gerçeklerle karşılaşınca değiştirebiliyorlar. Sayın Sezer de, Çankaya''ya çıkıp görevin içine girince, bazı görüşlerini ve bu arada kendi deruhte edeceği yetkilerin fazla mı az mı olduğunu, bizzat yaşayacağı koşullar içinde, "revize" edebilir! Winston Churchill''in Muhafazakar Partiden Liberal saflara geçerken söylediği gibi: "Fikir değiştirmek, her zaman döneklik ve ilkesizlik değil, çoğu zaman medeni ve fikrî cesaret meselesidir!"
Son dakikadaki tatsızlık Yazımda mutlu ve umutlu tabloyu çizmiştim ki, galiba nazarım değdi. Bilmiyorum, son dakikada 13 yeni adayın çıkması uzlaşmanın ilk turda hatta en sonunda uygulanmasını engelleyecek mi? Aday olmak her milletvekilinin tartışmasız hakkıdır. Bazı milletvekillerinin sırf adları aday olarak duyulsun diye bazıları da uzlaşmanın bir empozisyon olduğunu protesto etmek için de olsa aday olmalarını yadırgayamıyorum. Ve doğrusu, Cumhurbaşkanı olmak için gereken nitelikleri haiz bulunan Sayın Yıldırım Akbulut''un ve Sadi Somuncuoğlu''nun adaylıklarını koymalarını da, ilke itibariyle, yadırgamıyorum da, ülke istikrarı açısından pişmiş aşa su katacağı ve bunalıma yol açacağı için yadırgıyorum. Özellikle, Sayın Somuncuoğlu''nun da Genel Başkanı ile ters düşmesine de MHP açısından üzülüyorum. Fakat MHP açısından asıl üzüldüğüm husus, Meclis bahçesinde o gece yaşanan olay, bazı MHP''lilerin Sayın Somuncuoğlu''nun adaylığına kaba kuvvetle engel olmaya kalkışmaları ve televizyon ekranlarına yansıyan çirkin manzaralar ve sözlerdi. Şimdi MHP imajını karalamak isteyenlere yeni fırsat çıktı.. Çok yazık! Bakalım bu olay bugünkü ve sonraki oylamaları nasıl etkileyecek?
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Düşüncelerini hiç değiştirmeyen kişi durağan, akmayan su gibidir..akılda sürüngenleri üretir!" William Blake, İngiliz Şairi (1757-1827)

