ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz''ın Cumhurbaşkanlığı''na "koştuğu" besbelli... Son günlerde gittikçe anlaşılıyor ki, etrafındaki birtakım eski tüfek, eski eylemci kılavuz kargaları onu, Cumhurbaşkanlığı yolunun, Diyarbakır''dan, Kürt kökenli seçmenlere hoş görünmekten, "kutsal devleti" aşağılamaktan ve başka parti liderlerine, özellikle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli''ye "mademki Avrupa Birliği''ne giriyoruz sizin de değişmeniz gerek" demekten geçtiğine inandırmışlar. Bu, onun kaçıncı yanılgısı olacak?
ARTILARI-EKSİLERİ Cumhurbaşkanlığı''na talip olmak her Türk vatandaşının hakkı. Ama, Yılmaz acaba hangi büyük başarıları ve hangi karizması ile, hangi içten gelen tebessümü ile talip? Özal döneminde ANAP''ın, ister beğenin ister beğenmeyin, belirli bir karakteri ve istikameti vardı. Dört eğilimi birleştirmek iddiası ve bu hususta, bir dereceye kadar, başarısı da vardı. Bugün Yılmaz''ın son çıkışlarına kadar, ANAP''ın belirli bir kişiliği ve kendi içinde bir konsensüs olduğu söylenebilir mi? Özel olarak görüştüğüm ANAP''lılar, bana Yılmaz''ın toparlayıcı ve birleştirici olmaktan ziyade kırıcı ve "soğuk" olduğundan, hoşlanmadıklarını ekarte ettiğinden veya onun tavırları yüzünden, birçok eski ANAP''lının ayrıldığından söz ederler.
ARI''LARA NE OLDU? Mesela ANAP içinde Kemal Köprülü gibi gençlerden oluşan güzel bir Arı Hareketi vardı.. sonra ANAP''tan koptu. Acaba niçin? Bu iyi niyetli, pırıl pırıl gençler neden tedirgin oldular veya tedirgin edildiler, ayrılmaya zorlandılar? Yılmaz, belli ki, şimdi entellere ve de özellikle Güneydoğu''daki Kürt kökenlilerin oylarına oynuyor. Kumara olan inhimaki malum da, bana öyle geliyor ki bu yanlış bir kumar... Güneydoğulular kendi partileri dururken, ANAP''ta Kürt kökenli bazı milletvekilleri olsa da neden ANAP''a oy versinler? Acaba Yılmaz ve kurmayları bu gayretleri ile diğer bölgelerdeki seçmenleri ihmal ettiklerini hatta kızdıracaklarını düşünmezler mi?
DEVLET DÜŞMANLIĞI Yılmaz''ın son takıntısı "Kutsal Devlet"... Kim kulağına fısıldadı ise Devleti -Alman veya İngiliz Devleti söz konusu olamayacağına göre- TC Devletini, Yunan mitolojisindeki haydut Prokrustes''e benzetmiş! Öldürdüğü kurbanlarını demir bir yatağa yatıran, boyları kısa olanları çeke çeke yatağa göre uzatan, uzun olanların da bacaklarını kesen bir canavara! Teşbihinde biraz aşırı hata, daha doğrusu zarafetsizlik ve saygısızlık yok mu? Devlet-Millet ikilemi gerçekten eski bir tartışmadır. Devletin-daha doğrusu Devleti teslim etmek durumunda olan hükümetlerin (Yılmaz''ın başında olan hükümetler dahil) zaman zaman devleti suiistimal ettikleri, devlet adına milleti ezdikleri, "hikmeti devlet" diye devlet adına yanlış kararlar aldıkları doğrudur da, Devlet "müessesesinin", milletin milletlerin temeli unsuru olduğu ve devletsiz bir millet düşünülemeyeceği daha doğrudur. Devlet düşmanlığından hareket eden Komünistler bile, Sovyetler''de gerçek Prokrustes Devleti, bütün dehşet unsurları ile kurmuşlardı. Türk tecrübesinde "Devlet" ebet müebbet bir ortak payda olmuştur. "Devlet başa, kuzgun leşe" tabiri bir tekerleme değil, devlet olmazsa kuzgunların nasıl leşe üşüşeceklerinin bir ifadesidir. Devletin, hükümetler tarafından kötüye kullanılmış olması, müessesenin "kutsallığına" ve "saygınlığına" engel değildir. Devleti yıkmak değil kutsallığını ve saygınlığını sağlamak ideal olmalıdır. Ama Yılmaz''a yol gösteren ve şimdi de Yılmaz''ın yanına almak istediği kılavuz kargalar herhalde hep Devleti, Türkiye Cumhuriyetini milli devletini yıkmak isteyen leş kargalarıdır! Babalarımızdan, üzerinde TC Hükümeti yazılı kurşun kalemini bile okula götürmemek, terbiyesini almış bizler için "Devlet"in kutsal bir anlamı vardır ve iyi ki vardır. Bunun yerine acaba neyi koymayı düşünüyorlar? Yılmaz''ın son çıkışı MHP''ye ve Genel Başkanı''na Avrupa''ya girerken "değişmeleri" ve kendisini yenilemesini "tavsiye etmek". Bu konuda, MHP''nin ve Sayın Bahçeli''nin, Yılmaz''ın kılavuzluğuna ihtiyacı yok. MHP körükörüne "tutucu" bir parti değildir ama "muhafazakardır". Bu değişim furyası içinde, milletin ve devletin yüzyılların hasılası olan birikimlerini, değer yargılarını ve örf ve adetlerini muhafaza etmekten yanadır.. "Tutmakla", "muhafaza etmek" arasındaki nüansı, bilmem "değişimci" Sayın Yılmaz anlayabiliyor mu?
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Gerçek politikacı, neyi hatırlayacağını ve neyi unutması gerekeceğini, neyi duyacağını ve neyi duymazlıktan geleceğini bilen kişidir!" Churchill

