Kaydet
a- | +A

Bundan yirmi yıl kadar önce "insan genome"unun, yani genetik şifresinin, çözülmesi için, uluslararası bir projenin uygulanması fikri ortaya atıldığında, birçok bilginler bunun lüzumsuz olduğunu, boşuna para ve insan beyin gücü israfına yol açacağını iddia etmişlerdi. Zaten nedense tarih boyunca, büyük keşif ve icatlara, bazı kişiler hep karşı çıkmışlardır. Ama bu karşı görüşlere rağmen genetik şifrenin çözülmesi konusundaki çalışmalara, özellikle Amerika''da ve dünyada, iki koldan özel kuruluşlar ve kamu kuruluşları tarafından devam edildi. Nisan''ın ilk haftasında Washington''da, CELERA GENOMICS Bioteknoloji (genetik) Şirketler Grubu Başkanı Dr. J. Craıg Venter''in Amerikan Kongresinin özel Komisyonunda yaptığı açıklama, o zaman bizim medyada galiba hiç yer almamıştı. Dr Venter, Celera Şirketi uzmanları tarafından, İnsan Genome''unun (genetik şifresinin) adı verilmeyen bir kişide "okunduğunu" yani çözüldüğünü, analiz edildiğini ve insanoğlunun tüm genetik "planının" Haziranda açıklanacağını ilan etmişti. Nitekim 26 Haziran''da hem Dr. Venter, hem de kamu kaynaklarından finanse edilmiş olan GENOME projesinin Başı Dr. Francis Collins, Başkan Clinton''ın "Hayatın Kitabı" dediği, insanın GENOME''unun Genetik şifresinin % 97''sinin çözüldüğünü ilan ettiler.

Genome ne ki? "Genome" tabirinin lügat anlamı şu: Genler, kromozomlar ve bunların toplamı olan DNA, ırsiyeti insanoğlunun, cinsiyetini babadan ve anadan tevarüs ettiği vasıfları tespit ve tayin eden şifre. Her canlının hücresinde bulunan, kromozomlar şeklinde organize olmuş genetik "verilerin" tümü "Genome"un 3 milyar genden oluşan DNA şifresi, bir insanın yapısını ve hareketlerini belirliyor ve şifre çözülmüş olduğuna göre, genetik ve bio-teknoloji alanında bir çok ilerlemeler ve buluşlar mümkün olacak, bazı mahzurlar da ortaya çıkacak!. Ben 10 Nisan''da TÜRKİYE Gazetesindeki köşemde "GENETİK FELAKET Mİ, YOKSA ÜSTÜN İNSANLAR DÖNEMİ Mİ?" başlıklı bir yazımda bu konunun önemini, fayda ve mahzurlarını belirtmeye çalışmıştım. GENOME veya insan DNA''sında mevcut genetik şifrenin çözülmesi, Kopernik''in dünyanın, kainatın merkezi olmayıp döndüğünü kanıtlaması İsaac Newton''un yer çekimi konusundaki buluşu Gutenberg''in yer değiştirebilir hurufatla birlikte matbaayı icadı, Dr. Fleming''in penisilini bulması ve nihayet nükleer gücün kontrol altına alınması gibi başarıların yanıbaşında insanlık tarihindeki en önemli merhalelerden biri, belki de en önemlisidir. Bu başarıya imza atanlar Nobel Barış Ödülünü muhakkak hak etmişlerdir.

Artılar, eksiler Ancak, insanın genetik şifresinin çözülmesi, hayat kitabının "okunabilmesi", her yeni buluş ve icat gibi ve özellikle nükleer güç gibi, hem insanlık için büyük faydaları ve hem de bir çok tehlikeleri ve mahzurları olabilecek, iki tarafı veya çok tarafları keskin bir kılıçtır. Doğrusu beni rahatsız eden başlıca hususlar öncelikle ahlakî ve felsefî bazı hususlardır. Yüce Allah''ın işine karışmak, Allah yapısı ile oynamak doğru mudur? Bunu, bağnaz bir açıdan değil pratik bir açıdan soruyorum, eğer böyle yaparsak acaba ilahi ve doğal bir dengeyi bir yerinden bozmuş olmaz mıyız? Sonraki gelişmeler, zincirleme, kainatın dengesini alt üst etmez mi? Ama, galiba artık ok yaydan çıktığına göre; bu gibi sorular ve endişeler akademik felsefî safhada kalmaya mahkum!

Kişisel açıdan Daha pratik hatta kişisel açıdan bilmek mi iyi bilmemek mi? Eğer şifrenin çözülmesi sayesinde birkaç yıl içinde çocuğun doğmasından önce, hatta daha sonra, daha ileri yaşlarda "Hayat Kitabının" okunması ile hangi arızalarla hastalık vs. potansiyelleri olduğu bilinince, muhtemelen bunları önleyici tedbirler alınabilecek.. Ama çocuğun iflah edilemeyecek kadar sakat doğacağı belli olunca, ana ve babanın ellerinden ne gelecek?.. Ve ben, kişi olarak ölümcül, tedavisi mümkün olmayan bir kansere yakalanacağımı önceden kesinlikle bilirsem, ne yapabilirim ki? Bazan, insan kahve fallarının bile etkisi altında kalabiliyor. Ya böylesine bilimsel gelecek "gerçekleri" karşısında elden ne gelir? Bir yerde bilgi kuvvettir ama bilmemek de, Allah''ın bir lütfu telakki edilebilir. Yüce Allahın, insanlara herşeyi peşinen "bilememe" imkanını vermiş olmasında bile acaba ilahi bir anlam yok mudur... Daha doğrusu yok mu idi? Genetik şifrenin çözülmesi ile genlerin manipule edilmesi, insanların kopyalanmasından başka daha üstün ve mükemmel nesiller oluşturmanın iyi niyeti dışında, kötü maksatlarla Frankenştayn Canavarları peydahlamak veya laboratuvar kazası olarak ucubeler meydana getirmek şeklinde de neticelenemez mi? Hele bu bilgiler, sorumsuz kişi veya devletlerin eline geçerse, nükleer güç hususunda olduğu gibi çok büyük tehlikelerle karşı karşıya kalmaz mıyız? Şifrenin çözülmesi sonucu bioteknolojideki gelişmelerle insandaki ve tabiattaki arızalara, hastalıklara karşı yeni ve etkin ilaçlar geliştirilebileceği de muhakkak. Genetik araştırmalar ve bu araştırma ve bilgilere dayalı bio-teknoloji, son yıllarda büyük ve kârlı bir iş alanı oluyor. Bu da olumlu taraflarının yanıbaşında, insan sağlığına "para unsurunun fazlasıyle girmesi sonucu oluşabilecek suiistismalleri akla getiriyor.

Babuna-Durmuş olayı Genetik şifre hukuken kimin malı olacak? Kim kontrol edecek? Bakın, Sağlık Bakanı Osman Durmuş''un, Babunaların Türkiye''deki DNA''ları dışarıya göndermesine engel olması eleştirilmişti ama galiba, o işin de, Durmuş''un endişelerinin de gerçek anlamı, ortaya çıkıyor. Bakanın günahına girmişiz galiba! Genetik şifrenin çözülmesinin fayda ve mahzurlarını tartışırken akla çok yakın ve pratik bir mahzur da geliyor: Büyük şirketler bankalar ve sigorta şirketleri, her insanın hayat kitabını okuyabilince insanlar arasında ayırım yapabilecekler hastalık ve ölüm riski gördükleri bir genci işe almayabilecekler aynı sebeple bir insana kredi vermekten imtina edebilecekler veya bazılarını sigorta etmekten kaçınacaklar. Bu ihtimallere karşı çare ne olacak?.. Belki devletlerin, insanların "Hayat Kitaplarını" özel hayatın korunması olarak, gizli tutmaları, bu sırların yanlış ellere geçmesine karşı müeyyideler koymaları... Ama bu müeyyideler ne kadar etkili ve geçerli olabilir? Bakın, Allah''ın sırlarını bile muhafaza edemiyoruz, kulların sırlarını, ne derceye kadar, hem başkalarından hatta kendi kendimizden ne kadar saklı tutabileceğiz?

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Bilmek mi, bilmemek mi? İşte asıl soru bu!" Shakespeare''in Hamlet piyesindeki meşhur sözün yeni şekli "Hata sevgili Brütüs, yıldızlarımızda değil, "genlerimizde" dir... SHAKESPEARE''in Jül Sezar piyesinden uyarlama