Kaydet
a- | +A

Öcalan''ın bir bakıma Türkiye''nin de geleceğini; koalisyon liderlerinin 12 Ocak''taki zirve toplantısında, bu terörist başı vatan haininin ve caninin idam edilip edilmemesi hususunda verecekleri karar tayin edecek. Ne acı ve hazin bir tecelli! Bu toplantıda, koalisyonun geleceğinin de belli olacağı söyleniyor. Birçok hususlarda başarılı olan koalisyon, Öcalan yüzünden bozulacaksa bu da acı! Ama herhalde bunun vebali Öcalan''ın, AİHM kararı beklenmeden, infaz edilmesine taraftar olan MHP''ye yüklenemez. Öcalan konusundaki düşüncelerimi Öcalan hakkında Türk yargısı tarafından verilen ve tasdik edilen idam hükmünün artık beklenmeden infaz edilmesi gerektiğini şimdiye kadar çok yazdım, söyledim hatta bunun "tarihi" gerekçelerini de anlatan bir kitap (*) bile yazdım. Bu kanaatimde sonuna kadar ısrar ediyorum. Zirveden önce bu konudaki düşüncelerimi özetlemek istedim. Hemen söyleyeyim, benim bu konuda ısrarım genetik sebeplere, sırf duygusallığa dayanmıyor, akla ve Türkiye hukukuna da dayanıyor. Türkiye''de yalnız da değilim, bu hususta! Arkamda Devlet Başkanımız Süleyman Demirel''in bile görmezlikten gelmek istediği veya pek önemsemediği şehit yakınlarından ve gerçek milliyetçilerden oluşan sessiz bir çoğunluk var. Sesleri medyanın büyük kısmı tarafından pek duyurulmuyor... Medyamızı yönetenler, mesela Yargıtay Başkanı Sami Selçuk''un düşüncelerini geniş olarak yansıtıyorlar ama Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş''ın Öcalan avukatlarının tashihi karar taleplerini reddederken ileri sürdüğü hukukî gerekçeleri görmezlikten geliyorlar... Adeta, "biz kararımızı verdik, gerçeklerle aklımızı karıştırmayın!" dercesine... Garip olan bir şey var: Öcalan yakalanmadan, Avrupa''da dolaşırken ve yakalandıktan hemen sonra manşetlerde, yazılarda ve TV programlarında, nerede ise Öcalan''ın kanını içecek kadar celadet göstermiş olan medyamıza ne oldu da birdenbire Öcalan''ı kurtarmak kampanyasının silahşörleri kesildiler, asılmaması için boyuna gerekçeler imal ve icat ediyorlar. Avrupalı olduk diye, birden hidayete mi erdiler?.. Yoksa, Öcalan''ı asmamanın, kendi deyimleriyle "getirilerinden" pay bekledikleri için mi?

ÇELİŞKİLER Cumhurbaşkanımız "Avrupalılara anlatamayız!" diyor ama "duygusal şehit analarını" ikna edebileceğine inanıyor. Başbakan, Türkiye''den yükselecek tepkilere aldırış etmiyor ama idam kararı verilirse Davos''a "hangi yüzle" gideceğini düşünüyor... Avrupalılar da aynı. Türk halkının tepkilerine duygularına aldırış etmiyorlar Kürtler''in tepkilerinden korkuyorlar. Bizimkiler de korkuyorlar!

MHP''Yİ "KULLANMAK".. Bir de kimsenin gözden kaçırmaması gereken bir oyun var. Başlangıçta içlerine sindiremedikleri MHP''yi ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli''yi, bu konuda "yumuşatmak" gayretleri! Bazı güç işlerin yapılmasında, güç kararların alınmasında, MHP''yi alet etmek temayülü zaten vardı. Şimdi bu konuda, "zirveye" varıldı. Sayın Devlet Bahçeli, göklere çıkarılarak... "Koalisyonu kurtarmak" bahanesi ile bu işe alet edilmek isteniyor... Son zamanlarda "Ecevit Çankaya''ya-Bahçeli Konuta" sözleri de bu gayretlerin bir parçası. Tabii yutarsak!

İDAM BUZDOLABINA Zirvede ne olacak bilemiyorum. Söylendiğine göre Devletin ve koalisyonun yüksek menfaatleri uğruna, yargı kararı Başbakanlık''ta buzdolabına konacak ve AİHM''nin bir iki yıl sonra vereceği karar beklenecekmiş.. Pekala bunun, yargı kararını TBMM''ye sevketmemenin vebali kime ait olacak? Öcalan''ın kararı AİHM''de bir yıl rafta bekletilecekse, yani neticede terörist katil idam edilmeyecek olursa, son karar kimin olursa olsun vebal, kolektif olacaktır. Tarih önünde bu vebalden kurtulmak kolay olmayacaktır... Hem "bekletmenin" Türkçesi nedir? Kimse halkı aldatmasın, idare-i maslahatla "bekletmek" Öcalan''ın artık kesinlikle asılmaması, cezasını bulmaması demek olacaktır. Bu böyle biline! Kayıtlara geçsin diye Öcalan''ı kurtarmak isteyenlerin gerekçelerine teker teker cevap vermeye çalışayım.

*İDDİA-İdam cezası ilkel bir cezadır ve AB ilkelerine Kopenhag Kriterlerine aykırıdır.. Kaldırılması ve böylelikle Öcalan''ın idamının imkansız hale gelmesi sağlanmalıdır! CEVAP-İdam cezasının kaldırılmasını Öcalan''ın idam kararına bağlamak, kararın infaz edilmemesine gerekçe yapmak hatadır, ayıptır! Öcalan suçlarını kitaplarımızda bu ceza varken işlemiş ve cezayı fazlasıyla hak etmiştir. Cezası infaz edilmeli ve idam cezası sonra, eğer TBMM karar verirse, kaldırılmalıdır.. *İDDİA-Öcalan idam edilirse bizi Avrupa Birliği''ne kesinlikle almazlar. CEVAP-Avrupa Birliği''ne üye olmak Öcalan''ın kellesine bağlanacak kadar ucuz mu veya pahalı mı? Sormak lazım, Avrupalılar Öcalan''ın idamına, niçin bu kadar karşılar?.. Kendi ülkelerindeki Kürtler''in tepkilerinden korktukları için mi yoksa Öcalan''ı özgürlük savaşçısı olarak kolladıkları için mi? İki şık da AB açısından ayıp.. Türkiye''nin bu gerekçeleri bile bile, AB''ye boyun eğmesi daha ayıp! Böyle, Türkiye''nin geleceğini ve birliğini ilgilendiren bir davada, milli egemenlik haklarımıza, milli yargımıza müdahale edilmesini kabul etmek de haysiyet kırıcı.. AİHM konusunda, daha önce üzerinde fazla düşünülmeden bazı taahhütlerde bulunulmuşsa, bunlar Allah kelamı mı ki, Türk milletinin var oluşu söz konusu iken, körü körüne bağlı kalacağız? Nitekim, Vural Savaş''ın işaret ettiği gibi Özbek muhaliflerin iadesi konusunda hükûmet AİHM''yi dinlememiştir. Eğer TCK''da idam cezası olmasaydı bile bölücülük tehlikesi ve Öcalan''ın cinayetleri karşısında bu cezayı kanunlara koymak gerekecekti. İkinci Dünya Savaşı''ndan sonra Hitler''in ve Naziler''in cinayetleri karşısında yeni bir uluslararası hukuk oluşturulmuş ve Naziler idam edilmişti.. Hem reel politika açısından, artık Türkiye''ye kendi çıkarları açısından muhtaç duruma gelen AB, Öcalan''ı astık diye bizi dışlayamaz.. *İDDİA-Hükümete ve zirveye çeşitli istihbarat birimleri tarafından verilen raporlara göre, PKK terörünün azacağından örgütün kuvvetleneceğinden korkuluyormuş ve bu da zirvede nihai kararı etkileyecek bir faktör olacakmış... CEVAP-Bana yeni bir şey söyleyin; daha Öcalan yakalanmadan önce de bu faktörler ve endişeler vardı ve bunun için de, "siyasi çözüm" hatta Öcalan ve PKK ile müzakere önerenler vardı. Ama Türkiye ve TSK mücadeleyi, askeri çözümü seçti ve başarılı oldu. Şimdi bütün bu mücadeleyi ve başarıyı unutup, terör ve PKK korkusu ile yeniden siyasi çözüme mi itileceğiz?.. Öyle ise, bu mücadeleyi niçin yaptık, binlerce şehidi neden verdik? Öcalan''ı neden yakalayıp İmralı''ya tıktık ve yargıladık? Keşke bıraksaydık Avrupa''da dolaşsa idi veya Avrupa''da bir mahkemede yargılansaydı.. Eğer Öcalan idam edilirse istihbarat birimlerinin tahminleri tahakkuk edebilir... Hatta teröristler tehdit ettikleri gibi beni de havaya uçurabilirler. Ama korkunun ecele faydası yok... Büyük devlet bu riskleri göze almalıdır. "Yiğit" liderler de! Aksini düşünün; Öcalan idam edilmez de, "ağırlaştırılmış müebbet ceza" ile hücresinde tutulabilse. Bu ne kadar sürer? Yoksa bir iki yıl sonra, Öcalan''ı kurtarma kampanyaları ve AB''nin insan hakları baskıları ile bir kahraman, bir Mandela olarak karşımıza çıkmaz mı? Eğer çıkmasa dahi, bugünkü devlet ve hükümet başkanları, liderler PKK''nın ve bölücülük hareketlerinin ve terör eylemlerinin sona ereceği konusunda teminat verebilir mi? Ben söyleyeyim, bu hareketler, hele Öcalan konusunda devletçe ve medyaca gösterilen edilgenlikten cesaret alacak ve silahla yaptıramadıklarını bize, okşaya okşaya, yaptıracaklardır!.. Ben bu hususta haklı olduğumu, tarih ve gelecek önünde kayıtlara geçmesi için, söylüyorum. Ama korkarım, ilerde haklı çıktığımı görecek kadar yaşayıp yaşamayacağım bir tarafa, Türkiye''nin, bu yüzden neler kaybettiğini idrak edebilecek insanlar da, belki ortada kalmayacak! Çünkü artık Avrupalı olacağız! .......... (*) TİTREK PUSULA-Timaş Yayınları

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Alçaklar, ölmeden önce çok defa ölürler... Yiğitler ise ölümü yalnız bir kere tadarlar.. Garip olan, insanların zorunlu bir son olan ölümün, nasıl olsa geleceğini bildikleri halde, niçin ölümden bu kadar korktuklarıdır." William Shakespeare-Jül Sezar''dan