Kaydet
a- | +A

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre boşanan çift sayısı 10 yılda yaklaşık yüzde 36 artışla 130 bin 913''e yükselmiş.  Yani bu demek oluyor ki her yıl yaklaşık 131 bin kişi boşanıyor. Bu sayı her geçen yıl daha da artıyor.  Bununla birlikte evlenenlerin sayısı da her geçen yıl azalıyor.
Peki ne oluyor bize?! 
Nereye doğru gidiyoruz?
Türk milletini tarih boyunca yenilmez kılan en önemli unsurlardan biri de geleneksel aile yapısıdır. Bizi biz yapan, ailemize verdiğimiz değer ve bu sevgiden, bu aile birliğinden aldığımız güçtür.
Manevi değerlere sahip olan gerçek bir aileyi hiç kimse yıkamaz… Hayat ne getirirse getirsin o aile tüm zorluklara birlikte göğüs gerer; hatta daha da güçlenir ve ardından gelen güzellikleri de paylaşır. Hayatı anlamlı kılan da bu değil midir; paylaşmak… Acıyı da, güzellikleri de, yokluğu da, bolluğu da… Ama bu noktaya gelmek için sabır ve emek gerekir. Emek vermeden olmaz.
Bir annenin evladının ardından ettiği yürekten dualar evladını bir tılsım gibi korur. Biz Türk milleti olarak bunu çok iyi biliriz. Bir evladın saygısıyla, sevgisiyle anasının babasının gönlünü hoş etmesi, ona Yaradan’ın bereket kapılarını açar.  Büyüklerimizin kalbini kırdık mı işlerimiz rast gitmez… Biz bunlarla büyümedik mi? Bu koruyucu gücü hayatımızda hep hissetmedik mi? 
Bir süredir bir yozlaşmanın içine doğru çekiliyoruz. Televizyon seyredemez oldum artık. Haberlere bakamaz oldum… Toplum olarak yavaş yavaş manevi değerlerimizi kaybettiğimizi görüyorum ve çok üzülüyorum. 
Uyuşturucuda madde kullanım yaşı 10’a düşmüş… Gençler arasında alkol bağımlılığı tavan yapmış. Kadına şiddet, taciz ve canice işlenen kadın cinayetleri günümüzün en büyük sorunları arasında… Gazetelerimizin, televizyon haberlerimizin gündemi ne yazık ki artık bunlar…
Oysa biz bunları daha önce Avrupa ülkelerinde görürdük. 
Bugün güçlü ekonomilerine rağmen birçok Avrupa ülkesinin temel sorunu nüfusun yaşlanması... Gençlerin artık evlenmek, yuva kurmak ve çocuk dünyaya getirmek istememeleri… 
Sonuç; gecelik ilişkilerle günlerini geçiren, kök salmadan, gerçek sevgiyi tatmadan, manevi değerlerden yoksun, kaybolmuş bir şekilde yaşamlarını sürdüren insanlar… Çoğu ruhsal bunalım içinde, intiharın eşiğinde, alkol, ya da uyuşturucu bağımlısı… 
Biz de onlar gibi mi olalım?
Hepimiz uyanalım. Bugün aile kurumumuz tehlikede!.. Küreselleşen dünyada biz de toplum olarak “modernlik” adı altında sunulan materyalizmin etkisi altında kalıyor ve yavaş yavaş değerlerimizi kaybediyoruz. Buna izin vermeyelim! 
Alkolizm, uyuşturucu bağımlılığı, kadına şiddet, taciz ve işlenen kadın cinayetlerinin temeli bence aile kurumunun bozulmasıdır. Bu “arıza” düzelmediği sürece, istediğimiz kadar kadına şiddete ve cinayetlere “hayır’’ diyelim, kampanyalar düzenleyelim, yine de sonuç değişmez.
Unutmayalım ki; aile güçlü olduğunda birey de toplum da güçlü olur. Aile kurumumuza sahip çıkmazsak hiçbir sorun çözülmez…  
Çözüm aile kurumunu kurtarmaktır!!