Kaydet
a- | +A

Türkiye 2002''den bu yana istikrar, büyüme, kalkınma ve dolayısıyla hızlı bir değişim içinde… Ekonomik istikrar ve kalkınma yaşamın her alanını etkiliyor, değiştiriyor, dönüştürüyor. Değişim sadece içerde değil, dünyadaki yerimiz de değişiyor, dünyanın bize bakışı da…


Düne kadar dış borçları nedeniyle kompleksleri olan ve dışa kapalı olan Türkiye, "Artık dünya sahnesinde ben de varım" diyor. 

Ortadoğu''da sınırlar yeniden çizilirken, Türkiye bu süreçte önemli bir rol oynuyor. Bugün Türkiye tüm İslam âlemini tek bir çatı altında toplama hedefi olan lider bir ülke. Doğu’da ve Batı’da, stratejik öneminin farkında olan ve bunu en iyi şekilde değerlendiren bir ülke... Türkiye’nin yükselişini kimse durduramaz.

Türkiye’nin değişen yüzü ise artık TRT World’le dünyaya yansıyor. Evet TRT World… TRT’nin yıllardır büyük bir titizlikle yürüttüğü dev proje… Bu projenin başında ise genç, dinamik, misyonunun bilincinde olan ve kendini yaptığı işe adayan gerçek bir televizyoncu var: İbrahim Eren…

TRT Genel Müdür Yardımcısı olan İbrahim Eren henüz 37 yaşında… Ancak kariyeri sayısız başarıyla dolu. Özellikle ifade etmek isterim ki TRT 1 ve TRT Belgesel kanalları, onun dokunuşuyla bambaşka bir çehre kazandı. Şimdi sıra TRT World’de…

TRT World çok önemli.

Neden mi?

Çünkü Türkiye’nin dünyadaki sesi… Ülkemizin büyümesinden rahatsız olan dış güçler, Türkiye’yi karalama peşindeler. Bu nedenle Türkiye’de yaşanan olaylar saptırılıyor ve dünyaya farklı şekilde yansıtılıyor. Küreselleşmeyle birlikte uluslararası arenada etkinlikleri artan medya kartelleri, taraflı haberleriyle Türkiye’nin imajını olumsuz yönde etkileyebiliyor.

Uzun zamandır Türkiye’nin bu bakış açısını değiştirecek, olayları dünyaya farklı bir pencereden anlatabilecek bir yayın kanalına ihtiyacı vardı. Ve yine bunu düşünen, ileriyi görebilen Cumhurbaşkanımız oldu. TRT World bu ihtiyacın sonucu olarak ortaya çıktı.

Nasıl Türkiye yeni dünya düzeninin temellerini atan ülkeler arasında yerini aldıysa, TRT World de küreselleşen dünyada global bir oyuncu olarak, uluslararası ilişkilere yön veren aktörlerden biri olmaya artık hazır.

TRT World hakkında pek çok şey söylendi. Ne yazık ki toplumun bazı kesimlerinde, yeni gelişmelere uyum sağlayamama, bu nedenle de iyi olanı, güzel olanı sürekli karalama gibi bir hastalık var. Bu insanlar her şeye negatif bakıyorlar. Araştırmadan, incelemeden iyi olanı karalayıp yerden yere vuruyorlar. Kanalın hayata geçmesi sürecinde harcanan paraları abartarak anlatıyorlar. Oysa iyi bir iş çıkarmak istediğinizde elbette gerekli yatırımı yapmak zorundasınız. Hele ki hedefiniz büyükse ve yapmak istediğiniz şey uluslararası arenada vitrine çıkacaksa küçük düşünemezsiniz. Küçük düşünürseniz, başaramazsınız. Eminim ki bu kadar atıp tutanlar bir kere bile kanalı izlememişlerdir.

Bu zihniyet, dünyanın en büyük ve en önemli projelerinden biri olan Marmaray’ı da aynı şekilde karalamıştı. Ama artık sesleri kesildi. Çünkü kim ne söylerse söylesin doğru proje, iyi proje her zaman gerçek değerini buluyor.

Ancak yine de üzülüyor insan... Bir yandan bu ülkede bazı şeyler değişmeye, yeni değerler yükselmeye başlarken, bu başarıyı hazmedemeyenler onları aşağı çekmeye çalışıyorlar. 

TRT World bugün dünyanın en güçlü televizyonlarından hiç farklı değil; bir televizyoncu olarak değerlendirdiğimde, haberciliğiyle, dekoruyla, stüdyosuyla, ışığıyla, grafik tasarımları, çekim teknikleri ve ekran yüzleriyle on numara bir iş çıktığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Uluslararası alanda rekabet edecek olan bir televizyon için en önemli unsurların başında dil geliyor hiç kuşkusuz... Bu anlamda da kusursuz bir İngilizce kullanıldığı ortada. Zira dünyanın en saygın televizyoncularından oluşmuş bir ekip kurulmuş, büyük bir özenle…

Ben bir Türk vatandaşı olarak gerçekten gurur duydum ortaya çıkan işle... Başta bu projenin mimarı olan İbrahim Eren olmak üzere bir rüyayı gerçekleştirmek için tecrübesini ve yüreğini ortaya koyan herkesi kutlamak isterim bütün içtenliğimle…

Bakalım ülkemiz daha başka hangi başarılı işlere imza atacak.