Geçtiğimiz hafta sonu duygu dolu bir nikâh törenindeydik.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güzeller güzeli kızı Sümeyye’nin en mutlu gününde...
Türkiye’nin ve dünyanın gözü bu nikâh törenindeydi. Hiç kuşkusuz bu törenle ilgili anlatacak pek çok şey var. Nikâhtan bu yana da çok şey yazıldı ve çizildi. Bugün, bu köşede bunları tekrarlamak değil niyetim.
Ancak beni bu özel nikâh töreninde çok etkileyen, düşünmeme ve derin duygulara dalmama sebep olan bir konudan bahsetmek istiyorum bugün sizlere.
Cumhurbaşkanımızın kızıyla ilgili herkesi duygulandıran, orada bir an her birimizi başka âlemlere alıp götüren sözlerine:
"Çocukluğunda ona hep ''Ceylanım'' derdim. ''Gözümün nuru'' derdim. Şimdi baba evinden nazlı bir ceylanın zarifliğiyle inşallah mutlu olacağı kendi evine gidiyor."
O gün, orada Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi kimliğinin dışında bambaşka bir yönüne tanık olduk. Orada kızını gelin eden duygu dolu bir baba vardı. Kızını sevgiyle büyüten, onu kendi gözünden bile sakınan ve tüm kötülüklerden koruyarak büyüttüğü evladının bir kuş gibi yuvadan uçmasının hüznünü yaşayan bir baba...
***
O konuşma sırasında herkes gibi benim de gözlerim doldu. Biricik eşime, can yoldaşıma baktım gayriihtiyari... Duygularını belli etmemeye çalışsa da onun da boğazı düğümlenmişti. Biliyorum bu konudaki hassasiyetini... İlk göz ağrımız Nazlımıza olan tarifsiz sevgisini, ona bakarken bile içinin titrediğini, kokusunu nasıl içine çektiğini, ondan bahsederken gözlerinin nasıl parladığını, azıcık ateşi yükseldiğinde yüreğinin nasıl yandığını... Cumhurbaşkanımızı o an en iyi anlayan sanırım Mücahid Bey’di...
Bu dünyada beni en mutlu eden şey, canımın parçası olan evlatlarıma babalarının sevgiyle bakan gözleri, onların aralarındaki o sıcacık bağ... Birlikte oynamaları, onların neşe dolu kahkahaları, evlatlarımın babalarının boynuna sevgiyle atlamaları... Sıcacık, neşe dolu, hayat dolu... Bir kadın için, bir anne için bundan daha değerli, daha güzel bir şey olabilir mi?
Allahıma her zaman şükrettim evlatlarımın babası için... Çünkü bir çocuğun hayatında, hele ki bir kız çocuğunun hayatında ‘baba’, o kadar önemli ki... Bir kız çocuğu, eğer arkasında aslanlar gibi duran bir babası varsa, ayakları daha sağlam basıyor yere. Kimseye ezdirmiyor kendini. Baba ne kadar sevgi doluysa, kızı da o kadar hayat dolu oluyor. Sevmeyi biliyor, sağlıklı bir evlilik bağı kuruyor, çocuklarına sevgi verebilen bir anne oluyor.
Bir baba kızının kalbinde, ruhunda ne kadar yer etmişse, kızı o kadar kendiyle ve dünyayla barışık oluyor. Bir kız çocuğunun arkasında duran bir babası yoksa, kanadı kırık bir kuş gibi oluyor. Bir yanı hep eksik, hep yaralı...
Günümüzde daha çok annenin çocuğun üzerinde etkilerinden bahsedilir ama baba da anne kadar önemlidir bir çocuğun hayatında.
Evlilik kararı alırken, eş seçerken gençliğin toyluğu içinde bazı şeyleri göz ardı edilebiliyor insan. Aslında bir kadın için en önemli şey çocuklarına ‘baba’ olacak erkeği seçmektir bence. Ama gerçek baba... Evlatlarına sevgiyle sarılacak, her zaman yanlarında olacak, onlara güç verecek, güven verecek ve onları sabırla yetiştirecek, emek verecek bir baba...
Ben çok şanslı hissediyorum bu konuda kendimi. Eşim hamileliğimden bu yana, her iki evladımızın her anında, hep sevgiyle yanımda oldu. Ailesini, evlatlarını, her şeyin üstünde tuttu. ‘Önce ailem’ dedi. Mutluluğu, huzuru evinde buldu. Ne mutlu bana, ne mutlu evlatlarıma... Allahım nazarlardan korusun yuvamızı...
Anne olmak, baba olmak bunlar çok önemli kuşkusuz… Ama en önemlisi de bir evliliğe adım atarken, bir yuvayı kurarken o yuvanın duvarlarını sevgiyle inşa etmek...
***
Sayın Cumhurbaşkanımız o gün sözlerini Peygamber Efendimizin, kızı Fatıma’ya nasihati ile tamamlamıştı.
Ben de yazımı, çok derin anlamlar taşıyan şu sözle noktalamak istiyorum. Bu söz bence gerçek mutluluğun formülü ve her evlenen çiftin pusulası olmalı:
"Birbirinizden gözlerinizi ayırmayın, böylece sevginiz artar."

