Kaydet
a- | +A

Bir zamanlar Osmanlı sultanlarının yürüyüşler yapıp rahatladığı, günün stresini ve yorgunluğunu attığı has bahçelerinden birindeyim; hava soğuk… Etrafımda yıllara meydan okuyan kocaman çınar ağaçları... Yürürken  üşüyorum... Ama birazdan göreceklerimin heyecanı içimi ısıtıyor yavaş yavaş…


Topkapı Sarayı’nın hemen yanında bulunan ve bugün Gülhane Parkı olarak İstanbulluların hizmetine sunulan bu parka çok uzun zamandır gelmemiştim. Yıllar önce harap bir hâlde olduğunu, bu canım yerde zavallı hayvanların telef olduğunu hatırladım. Buranın ne kadar güzel bir yaşam alanı hâline geldiğini görünce şaşırdım kaldım. Avrupa’nın en güzel kentlerindeki parklar gibiydi. Bir zamanlar padişahların yürüdüğü bu parkta şimdi insanlar sevdikleriyle dolaşıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kutlamak lazım. Gerçekten tarihî dokuyu hiç bozmadan vatandaş için harika bir yaşam alanı oluşturmuş. Bir İstanbullu olarak gurur duydum.


Bu keyifli ortamın tarihî ve doğal dokusu beni çok etkiledi hiç kuşkusuz. Ancak benim Gülhane Parkı’na geliş sebebim nefeslenmek, günün stresini atmak değildi. Beni buraya çeken bir müzeydi; İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi…


Bu müze bizim için çok önemli. Zira Müslüman âlimlerin evrensel bilim tarihine yaptıkları katkıyı gün ışığına çıkarıyor ve ön yargıları ortadan kaldırıyor… Yanlışları düzeltiyor…


Bugüne kadar bilim sanki sadece Avrupa’nın tekelindeymiş gibi algılandı. Müslüman bilim adamlarının ilme sağladıkları katkı çoğu zaman görmezlikten gelindi. Astronomi, tıp, cerrahi, mühendislik, mimarlık, coğrafya gibi pek çok alanda bilim tarihine büyük katkı sağlayan Müslüman âlimler, bu katkılarından dolayı hak ettikleri takdiri görememişlerdi. Onların yaptıkları çalışmaları, ortaya koydukları el yazmaları, tarihin tozlu raflarında unutulmuştu.


Ta ki bu cevheri ortaya çıkarmak için bu yola baş koyan Prof. Dr. Fuat Sezgi̇n’e kadar…  Ona ‘Yitik Hazinenin Kaşifi’ diyorlar.


O, yıllarca süren meşakkatli çalışmalarla, tarihin derin katmanlarına açtığı kuyuyla, sahip olduğumuz cevheri gün ışığına çıkardı.


O yaşamını; yok sayılan, üzeri örtülen, görmezden gelinen İslam bilim ve teknoloji tarihini yeniden ortaya çıkarmaya adamış bir tarihçi. Müslüman âlimlerin bilim dünyasında oynadıkları rolü tüm dünyaya tanıtan değerli bir bilim adamı…


Fuat Sezgin 60 darbesi sırasında üniversiteden uzaklaştırılan öğretim üyelerinden biri. Çalışmalarına Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde devam eden Fuat Sezgin, bildiği tam 27 dille 60''ın üzerinde ülkede araştırmalar yapmış, çeşitli dillerde yazılmış toplam 600.000 el yazmasını tek tek elden geçirmiş. 


Bu çalışmaların ortaya çıkardığı sonuç şu ki; modern bilimin temellerinin atılmasında Müslüman ilim adamları öncü olmuşlar.


Ne ilginçtir ki tarihte “Karanlık Çağ” olarak bahsedilen ‘Ortaçağ’, aslında Avrupa’nın karanlık çağıymış; İslam dünyası ise o yıllarda “Altın Çağ”ını yaşıyormuş.


Bugün Prof. Dr. Fuat Sezgin yapmış olduğu çalışmalarla Amerika’yı Kristoph Kolomb’dan önce Müslümanların keşfettiğini belgeleriyle ortaya koyuyor. Çünkü Kolomb’un Amerika’yı keşfinden uzun yıllar önce Müslüman bilim insanlarının yaptıkları haritalarda Güney Amerika zaten yer alıyor. Müthiş değil mi?!


Müslümanların bilim dünyasına sayısız katkıları var. Örneğin modern kimyanın kurucusunun bir İslam âlimi olduğunu biliyor muydunuz? Cabir Bin Hayyan kimya biliminin temellerini atmış…


Ben bu müzeyi gururla gezdim ve hayran kaldım. Sizlere de tavsiye ediyorum. Özellikle çocuklarınızı mutlaka bu müzeye götürün ki kim olduklarını, nasıl bir medeniyete sahip olduklarını anlasınlar.

İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nde neler mi var?


Kimi kaybolmuş, kimi de tarih kitaplarında unutulup kalmış olan bilimsel çalışmalar burada toplanmış.


Fuat Sezgin ve ekibi, sadece el yazmalarını araştırmak ve gün ışığına çıkarmakla kalmamış, aynı zamanda bu el yazmalarında betimlenen alet ve cihazları gerçek formlarına sadık kalarak yeniden modellemişler. Bugün müzede yüzlerce yıl önce İslam âlimleri tarafından kullanılan alet edevatları görebiliyorsunuz.


Müzede çalışan İslam bilim tarihine gönül vermiş iki yabancı var. Dr. Dettlef Quentern ve Dr. Peter Starr… Biri Alman, diğeri İngiliz.. Türkçeyi öğrenen ve İstanbul’da yaşayan bu iki ilim adamı, İslam bilim ve teknoloji tarihini gençlere sevdirebilmek için müzede uygulamalı dersler veriyorlar.


Müzeyle ilgili anlatacak o kadar çok şey var ki… Siz en iyisi, çocuklarınızı alıp bu hafta sonu Gülhane Parkı’na gidin… Hem güzel bir hafta sonu geçirin, hem de İslam âlimlerinin büyük başarılarına kendi gözlerinizle tanık olun.