Musiki dolu bir İstanbul gecesi… Beyoğlu Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen "Itri Müzik Ödülleri Töreni"ndeydim geçtiğimiz günlerde. Sanat müziği tutkunu Mehmet Barlas ve Oğuz Haksever’in hazırladığı Makam Farkı programından canlı olarak yayınlandı bu özel gece…
Beni oraya çeken ise Itri’nin olağanüstü güzellikteki müziğiydi…
Itri’yi ilk kez yıllar önce bir sanatçı dostum vesilesiyle tanımıştım. Ne gariptir ki bu tanışma şansım eski bir Osmanlı konağında gerçekleşmişti… Günlük yaşam telaşı içinde geçen zorlu bir gündü hiç unutmuyorum… Itri’nin nameleriyle mekân ve zaman değişmişti bir anda… Yaşamın koşuşturmacası içinde beni meşgul eden her şey anlamını yitirmişti…
Bu nasıl bir müzikti…
Ney usul usul bir dinginlikle üflüyor, kudüm sesiyle sanki yüreğime vuruyordu. Onun müziğini ilk kez duyduğumda tüylerim diken diken olmuş, serin bir dinginlikle kendimden geçmiştim. Hatırlıyorum…
Itri’nin müziği sarmıştı tüm benliğimi… Hayatın keşmekeşinden beni koparmış âdeta bir sığınak olmuştu.
Peki yüzyıllar önce yapılmış bir bestenin bugün bile dinleyeni böylesine etkilemesindeki sır neydi? Bunu hiçbir zaman çözemedim. Ama yine Itri’nin müziğinde kaybolma umuduyla bu özel geceye büyük bir heyecanla geldim. Tahmin ettiğim gibi unutulmaz bir müzik ziyafeti hakimdi geceye.
Gerçek müziğin tınılarıyla uçarken düşünmeden edemedim; biz nasıl olmuştu da Itri’lerden, Dede Efendi’den, Kürdili hicazkâr makamından, nihavent makamından buralara gelmiştik. Jiletle göğüs bağır parçalatan şarkıları, kuzuların arasında ‘meee’ diye böğüren şarkıcıları ne zaman dinler olmuştuk. Ne olmuştu bize? Özümüzü mü kaybettik, yoksa bir kültür erozyonuna mı uğradık… Bilemiyorum. Bildiğim tek şey Itri’nin hâlâ aynı şekilde ruhumun en derinine işleyebildiğiydi…
Gerçek müzikle bu kadar dolmuşken size biraz Itri’den bahsetmek istiyorum. Itrî Türk Musikisinin 17. yy’da yetişmiş en büyük dehalarından… Asıl adı Buhurîzade Mustafa Efendi. "Itrî" ise bu değerli sanatçının şiirlerinde kullandığı mahlası. Itırdan gelen "Itrî" mahlası, onun çiçek merakıyla bağlantılı. Ruhunun inceliğine bakar mısınız…
O gece Itrî, ismi gibi manevi bir buhur vererek yine ruhuma işledi. Ne mutlu bize ki bunca zamandır sis perdelerinin ardında kalan bu değerli sanatçının gerçek kıymeti artık yavaş yavaş gün ışığına çıkıyor. Eve dönerken ruhumda tarifsiz bir huzur ve enfes bir lezzet vardı.

