Kaydet
a- | +A

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''nin terör örgütü başı Öcalan hakkında verilen idam cezasının geciktirilmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı alması ve infaz edilmemesini istemesi yeniden AİHM''yi gündeme taşıdı. Arşivime baktım Ömer Özkan Özkaya''nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)ne ilişkin bir çalışması var. Rahmetli Özal zamanında olmuş bu önemli gelişme. AİHM''ye bireysel başvuru hakkını Ankara 22 Ocak 1990''da tanımış. Sözleşmeyi işler hale getirmiş. AİHM''ye başvurudaki iddialar ise işkence, tecavüz, uzun süreli gözaltı, yaşama hakkını ihlâl, parti kapatmak, türban önemli yer tutuyor. İlk sırada kim var biliyor musunuz?

RUMLAR İLK SIRADA 850 başvuruyla Güney Kıbrıslı Rumlar. Bir Rum kadın Kıbrıs Barış Harekatı sırasında kuzeyde kalan mallarını alamadığını iddia ederek AİHM''ye dava açıyor, kazanıyor. Türkiye tazminat ödemeye mahkûm ediliyor. Bunun ardından öteki Rumlar sıraya giriyor. Başka kimler var dava açanlar arasında? Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi''nde (1991) yabancı dil sınavına giren Bahri Sulak kopya çekerken yakalanıyor. Disiplin yönetmeliğine göre okuldan uzaklaştırılıyor ve AİHM''ye dava açıyor. RP yetkilileri de öyle. Şevket Kazan "Onurumuz kırıldı, haysiyetimiz rencide oldu" diyerekten davalı. İzlandalı Anne Sophia Gudrun Hansen de iki kızını alarak Türkiye''ye gelen kocası Halim Al''a karşı AİHM''ye başvurdu. İşkence, köy yakma, köy boşaltma, gözaltında kayıp, faili meçhul cinayet iddiasıyla açılan dava sayısı 2500 toplam.

2.5 KATRİLYONLUK TAZMİNAT Komisyondan sonra mahkemeye gelen dava eskiden 4 sene falan sürerdi. Fakat protokolün 11. maddesi imzalandı. Komisyon ve mahkeme tek oldu. Zaman kazanma şansı kalmadı. Bir günde karar verilebiliyor. Aleyhimize açılan davaların tümüne yakınını kaybetmişiz. Önümüzdeki 5 yıl içinde tamıtamına bir devlet bütçesi gibi 2.5 katrilyon tazminat ödenecek gibi gözüküyor. Bu hazineyi sarsar, imajımızın sarsılması bir yana. Bütçeyi olumsuz etkiler. Zaten sürekli açık veriyor. Tazminat sadece mağdura ödenmiyor. Avukatlarına da. Strasbourg''da bu davalarla uğraşan hükümet ajanlarına, yardımcılarına, memurlarına maaş ödenecek ve kullanılan mekanların masrafı da ayrıca eklenecek. AİHM''de sonuçlanan son 26 davada Ankara''nın ödemek durumunda kaldığı tazminat miktarı 1 milyon 265 bin frank. Yaklaşık 84 milyar. Marksist yazar M. Nihat Behram''ın yazdığı "Hayatın Tanıklığında İşkencede Ölümün Güncesi" adlı toplatılan kitap (1988) için, Avukatı Ünsal Öztürk''e "ifade özgürlüğü ihlâli" iddiasıyla (10. md) 10 bin dolar, diğer masraflar için de 20 bin Fransız frangı ödemeye mahkûm olmuş Türkiye. Oysa Türk Mahkemeleri kitabı, 312. maddeye göre insanlar arasında düşmanlığı körüklediği gerekçesiyle toplatmış.

KÖKLÜ REFORM Türkiye aleyhinde AİHM''ye dava açma rekorunu Avukat Hasip Kaplan elinde tutuyor. Diyor ki "Türkiye''nin AİHM''yle başı belada. Sadece OHAL bölgesiyle ilgili 270 dava karar bekliyor. Bunlar neticelenirse hazine boşalır." Adalet Bakanlığı eski bürokratlarından Faruk Bal (Eski Kayseri Milletvekili-MHP) beş yıl içinde 6-7 milyar dolar kadar Türkiye''nin tazminat ödemek durumunda kalabileceğini belirtiyor. Türk Hukuk sisteminde ülke bütünlüğünü tehdit etmeyecek köklü reformlar yapılması gerektiğini söylüyor. Doğru da söylüyor. DGM eski Başsavcılarından (MHP Milletvekili adayı) Nusret Demiral sorgulama tekniğinin yenilenmesinden yana ve TBMM''nin de üstüne düşen görevi yapması gerektiği kanaatinde. İnsan Hakları Derneği avukatlarından Eren Keskin kesin çözümünün TCK 312. maddesiyle, Terörle Mücadele Yasasının 8. maddesinin kaldırılmasıyla mümkün olabileceğini ve demokrasinin önündeki engelin ancak böyle kaldırılabileceğini düşünüyor.

UZMANLARIN GÖRÜŞÜ Türkiye''yi savunmak için avukat da hem zor bulunuyor, hem zor dayanıyor. İş uzmanlığa varmış. Prof. Dr. Aslan Gündüz istifa edince, Prof. Bakır Çağlar görevlendirilmiş. Kazandığı davalar var üstelik. Prof. Çağlar''a göre de Türkiye''nin insan hakları konusunda düzenleme yapmaktan başka şansı kalmadı. Davacı ile dostane çözüme gidilirse dosya kapanır, devlet de resmen suçlanmaz. Ancak bu gerçekçi çözüm değil. Ön şart insan hakları konusunda iyileştirme. Gerçekten çok ihmal edilmiş, dondurulmuş, buzdolabına konmuş sorunlar. Öyle ki Terör Örgütü''nün başı Öcalan hakkındaki karar kadar da hiç ama hiç kılımızı kıpırdatmamışız. Ankara iki arada bir derede.

BATININ BAKIŞI Bu ay içinde toplanacak Helsinki Zirvesi''nde Türkiye''nin Avrupa Birliği''ndeki konumu görüşülecek. Dönem Başkanı Finlandiya Başbakanı Paavo Lipponen terörist başının cezasının infaz edilmemesini istiyor. Yoksa aday ülke olma statüsünün uzun süre ya askıda kalacağını, ya da ortadan kalkacağını belirterek daha da ileri gidiyor: "İdam cezasını tamamen ortadan kaldırın" diyor. Bu görüş esasında Avrupa''nın görüşü. Lipponen şahsı adına açıklama yapsa da böyle değerlendirmekte fayda var. Ancak her şey de net olarak belli değil. Bir sis bombasının etkileri flu fotoğraflar aktarıyor. Her faktör iyi anlaşılmalı, iyi değerlendirilmeli. İyi yorumlanmalı. Gelişmeler çok yönlü. Yunanistan bundan çok faydalar bekliyor. Politikasında bir taşla iki kuş vurmak var.

BEKÂ İÇİN SAĞDUYU Uluslararası tartışmalar iyice aydınlanmalı. Ankara bunu beklemek durumunda. Bakıyorum İsrail medyası Ankara-Tel Aviv gelişmelerine rağmen PKK terör örgütüne "ayrılıkçı Kürtler" demeyi sürdürüyor. Tahran PKK terörünü hâlâ kaşımaya devam ediyor. Yunanistan ile de flört ederek Atina''nın yeşil ışığının taviz anlamına gelmeyeceğini duyuruyor. Kıbrıs''ın bir bölümünün de işgal altında olduğunu öne sürüyor! İkisi de komşumuz!?. Ankara acele etmemeli. Uluslararası tartışmaları iyi bir dinlemeli ve değerlendirmeli. Türkiye kamuoyu içindeki "asalım, asmayalım, gerekirse ve âli menfaatler için ise bekletelim" görüşleri de netleşmeli. Türkiye kendini bağlayıcı açıklamalar yaparken çok daha fazla titiz olmalı. Duyarlı yaklaşmalı. Üstelik onca soruna rağmen. Çünkü 2000 yılına girerken "kıldan ince, kılıçtan keskin" bir köprüden geçiyoruz. Ne hamaset, ne intikam; sadece ve sadece ülkemizin ve insanımızın bekâsı için akl-ı selim.