2000 yılına girerken alışılmış kutlamalar dışında Türkiye''de dikkat çeken birkaç etkinlik de oldu. Bazı mahalli yönetimler ve sivil toplum kuruluşları Osmanlı''nın 700. yıldönümü etkinliklerini programladı, bazıları Mehmet Akif Ersoy''u yadetti. Normal bir gün gibi karşılayanların sayısı hiç de az değildi. Fakat bu sene iki şey dikkat çekti..birincisi Antalya''da çevrecilerin nükleer enerjiyi protesto eylemleri..önce halka noel baba kıyafetiyle çikolata dağıttılar, karanfiller verdiler. Sonra da sahil kenarında ateş yakarak deniz, hava ve toprak kirlenmesini kınadılar. Akkuyu Nükleer Santralı''nı istemediklerini açıkladılar. Gece yarısı denize girerken de nükleer santralların devrede olmasıyla böyle bir imkanın ortadan kalkacağını savundular. 2000 yılına girerken, hem de daha ilk saniyelerinde başkent Ankara''da Nizam-ı Alem Ocakları Çeçenistan''daki Rus Katliamını kınadı. Genel Başkan Tuna Koç ve arkadaşları Kızılay''da Sakarya Meydanı''nda toplanarak milenyum kutlamaları sürerken, Çeçenya''da ve Doğu Türkistan''daki insanlık dramına dikkat çektiler. Sakarya o gece miting alanı gibiydi, trafik felç..adeta insan seli var sokaklarda..müzik ve alkol duvarıyla çığlıklar arasında Nizam-ı Alem''in bu aykırı sesi kaybolmadı, aksiseda buldu. Dediler ki Nizam-ı Alemciler: -İnsan hakları ihlalleri yaşanan Çeçenistan ve Doğu Türkistan''daki mazlum insanların sesi olmak istedik. Onlara bir şeyler yapamadık, hiç olmazsa dünya yeni bir yüzyıla ve binyıla girerken, bu insanlık ayıbını bütün dünyaya hatırlatalım istedik. Gerçekten hatırlattılar da. Dünyada hâlâ diktatörler olduğu, evrensel hukuk ilkelerini uygulamadığı, işkencenin kollektif bir baskı aracı olarak kullanıldığına işaret eden Nizam-ı Alemcilerin yeni bin yıl için son çağrıları "insanlık onuruna geç kalınmadan sahip çıkılması" oldu. Bazı yüreklerden duyarlılığı atmanın gerçekten hiç mümkünü yok. Yeni bin yılda kaza "geliyorum" desin mi? Milenyum''a çalışarak girdim. Televizyonu çok az izleme imkanım oldu. Bir ara sokaklara çıkarak "ne var ne yok" diye dolaştım. Döndüm ofisime geldim. Biriken ajanslara bakınca dehşete düştüm. Milenyuma girerken trafik kazalarında 16 kişi ölmüş, 44 kişi de yaralanmış. Aman Allahım! Keşke Sağlık Bakanı Osman Durmuş o gece yeni doğan bebekleri ve ailesini ziyarete giderken, bir başka ekip de trafik kazası kurbanlarıyla ilgilenseydi. Yahut İçişleri mensupları..onları da ekranlara taşıyabilseydik. Her yıl Türkiye''de savaştan çıkmış gibi, binlerce insanımız trafik kazasında hayatını kaybediyor. Belki bunun yüzlerce katı da yaralı ve gözü yaşlı insan bırakıyorlar arkalarında. Olayı öğrenir öğrenmez yine arşivime müracaat ettim. Amerikalılar''ın Türkiye''ye gelecek vatandaşlarına dağıttığı "trafik el kitabı"yla neşelendim! Kazanın psikolojik ve ekonomik boyutuyla da içim cızz etti. Amerikalılar''ın kitabında şu önerilerde bulunuluyor Türkiye''ye gelecekler için. -Her an her şey olabilir.. Sürücüler hava iyice kararmadıkça far yakmazlar..dikkat çekmek için korna çalın, oto farlarını kullanın..şerit değiştirirken bütün aynaları kullanın..arkadan çarpmalara karşı tıkanan trafikte flaşörlerinizi yakın..sinyal vermeden dönen araçlara dikkat edin..kazaya kesinlikle karışmayın..sürücüler için sakın ha tahminde bulunmayın..sürekli tetikte olun.. savunmada kalın..seyrederken beklenmeyeni bekleyin. Tam bir kara mizah.. Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığı Trafik Araştırma Merkezi''yle, Gazi Üniversitesi Trafik Araştırma Merkezi''nin çalışmasına göre ölenlerin ve sakat kalanların yakınlarının aile ve arkadaş çevresiyle ilişkilerini olumsuz etkiliyor. Trafik kazasında ölenlerin yakınlarının % 50''si uykusuzluk çekerken % 33''ü sigara, % 7.9''u alkol kullanmaya başlıyor. Türkiye''de 1998''de meydana gelen trafik kazalarında 2 katrilyonluk maddi kayıb oldu. Kazada hayatını kaybedenlerin dışında geride kalan yakınları ciddi psikolojik rahatsızlık çekiyor. 10. Ulusal Psikoloji Kongresi''nde Süleyman Işıldar ve Ufuk Yıldırım ile Ferruh Aydoğdu''nun tebliğlerine göre trafik kazasına uğrayanların aile ve yakınları intihar hissine kapılabiliyor, kendine güveni kaybedebiliyor, öc alma duygusu artabiliyor, eşinden ve işindin ayrılıyor, randımanı düşüyor, ilaca alışabiliyor. Türkiye''de bir yıldaki trafik kazalarının maddi bilançosuyla 4 milyon kişinin barınabileceği konut veya tam donanımlı 1333 hastane veyahut 2415 kilometre otoyol yapılabiliyor. Aman dikkat, lütfen tedbir ve mutlaka altyapı, eğitim ve denetim. Bu kadar zarar neden gelişmiş batı ülkelerinde olmuyor da hep bizde oluyor Allah aşkına?
Şansa havale olmak Trilyonerler aranıyor!.. Milli Piyango''nun talihlileri Manisa ve Antalya''daymış. Trilyoner olunca insanlar ister istemez habere de konu teşkil ediyor. Meslektaşlarımız şimdi bu trilyonerlerin peşinde. Çoğu insan da imrenerek bakacak bu şanslı insanlara! Batıda, gelişmiş ülkelerde böyle bir şey yok. Var da bu kadar değil, böyle değil. İnsanlar şansa havale etmezler durumlarını. Çalışmaktır birinci görevleri. Hantallık şark toplumunun bir hastalığı. Bittabi peşinden de tembellik ve heyecansızlık vs. Ülkemizdeki ekonomik politikalar da insanları şanskolik yaptı.
Arşivden çıkardığım rakamlara göre 1998 yılında toplam 370 trilyon lira şans oyunlarına yatırılmış, ikramiye olarak 193 trilyon dağıtılmış. Nereden baksanız yarısı vergiye gidiyor. Devlet de mutlu bu vergiden. Kolaycılığa sadece insanlar değil, yöneticiler de alışmış! Bu rakamlar bu sene daha fazla. Hatta enflâsyon da hesaba katılırsa katrilyonlara varacak. 370 trilyon lira Milli Piyango, Sayısal Loto, Hemen Kazan, At Yarışı, Spor Toto ve Loto''ya yatırılmış. En çok da ilgi Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Antalya, Bursa, Eskişehir''de. Umursamayanlar ise Van, Elazığ, Erzurum, Konya ve Kayseri. Türkiye Jokey Kulübü''nün verilerine göre, 1998''de yaklaşık 250 trilyon yatırılmış At Yarışları''na. 128 trilyon dağıtılmış, yarısından fazlası da vergiye kaydırılmış. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir kolaycılığa rastlayamazsınız. Her iki taraf da rahatına düşkün; hem insan, hem kamu. Ülkemiz de insanımız da şanskolik oldu. Kamu''nun bir şikayeti; Spor Toto ve Spor Loto''ya artık eskisi kadar ilgi yok. Sayısal Loto onların yerine doğru hızla tırmanıyormuş. En büyük ilgi de altı tutturamayanlar dolayısıyla artan ikramiye bedeli olduğu zamanlara rastlıyormuş. Şans oyunlarına yatırılan para bir önceki yıla göre % 85 artış göstermiş. Bunu beceren de başarılı bürokrat oluyor biliyor musunuz? Ah şans!. Elini taşın altına sokan onca bürokrat ne yapsın zavallılar. Üstelik bütün gözler de üzerlerinde. Özelleştirme kapsamında bu şans oyunlarını neden düşünmezler anlamıyorum. Daha ballı bir sektör varsa ben hatırlamadım. Bilen varsa beri gelsin. Alkolizm gibi, şanskolizm de üzerimize dört nala geliyor haberiniz olsun.
Gülmece ihtiyacımız Temel araba almak için galeriye gitmiş. Otomobilin tüm özelliklerini beğenmiş. Kaç kilometre hız yapıldığını sormuş. Satıcı: -Şimdi yola çıksan, saat 03''te, sabaha kalmadan İstanbul''da olursun! demiş. Temel biraz düşünmüş. İstanbul nire, Trabzon nire! -Ne yapacağım ben o saatte İstanbul''da!. Vazgeçtim araba almaktan! demiş.

