Birkaç günden beri Uludağ''dayım. Türkiye''nin dört bir yanından gelmiş memleketsever, üretken ustalarla ülke sorunlarını ve çözümünü tezekkür ediyoruz. Ben gözlemciyim esasında. Tartışmaları izliyorum, gökten boşanan yağmurun sellere dönüşmesini görerek. Uludağ''da henüz beklenen kış yok, bol bol sağanak ve nefis bir hava var. Aydınlar Ocakları''nın her altı ayda bir gerçekleştirdiği şûra''ların 18''incisi de Kirazlı Otel''in tarihi binasında yapılıyor. Ev sahibi de Prof. Dr. Ali Bahadır ve arkadaşları. Bursa Aydınlar Ocağı epeydir dinleniyor, sessizliğini koruyordu. Birkaç yıldan beri "titredi" ve "kendine döndü". Darısı Ankara, Adana ve Gaziantep''in başına.
BİR ESKİMEZ BAŞKENT Sabahın erken saatinde Bursa''ya gelince Uludağ''a çıkmak zor değil, çok müşkül. Dolayısıyla Çekirge''de Osmanlı evi''ndeki Nazar Pastanesi''nde fırından yeni çıkmış çöreklerle bir kahvaltıyı da doğrusu çok özlemişim. Aydın''dan Avukat Orhan Aydın''ı da içeri çekerek hasret gideriyoruz. Orhan Bey eğitimini; Rizeli ama Bursa''da yapmış. Tam karşımızdaki Murat Hüdavendigar Camii ve Türbesi''yle Şadırvan''ına geçiyoruz. Bize anlatıyor bölgeyi, bu kale tarzındaki yapıyı. Aydınlık arttıkça turist turları başlıyor. Fakat külliyeyi gezemiyorlar. Çünkü kapalı
MÜNEVVERLERİN BİRLİKTELİĞİ Afyon''dan Doçent Mehmet Erkan ve arkadaşlarıyla, Adıyaman''dan Hacı Yusuf Çelebi, İzmir''den bir aziz dost Necati Tosun hoca halkamıza giriyor. Mehmet Memiş (Giresun), İstanbul''dan Nevzat Gökalp derken cami bahçesi eş ve çocuklarla mini bir miting alanı gibi giriyor, oturuyor gözlerime. Büyüyünce gereğini yapmak gerekiyor. Birbiri ardından kontaklar açılıyor, Uludağ''a tırmanıyoruz. İstanbul, Adıyaman, Afyon, Alanya, Antalya, Üsküdar, Aydın, Bursa, Balıkesir, Giresun, İzmir, Kırıkkale, Kocaeli, Manisa, Muğla, Mustafakemalpaşa, Ordu, Sakarya ve Sivas Aydınlar Ocakları Kirazlıyayla''da hazır. Çalışılıyor iki tam gün ve müşterek deklarasyon hazır:
AYDINLAR ŞÛRASI BİLDİRİSİ Aydınlar Ocağı gibi partilerüstü, milleti ile bütünleşen, milli hassasiyete sahip, "önce Türkiye" diyen sivil toplum kuruluşları ülkemiz için bir şans. 21. yüzyıla girerken Türkiye''nin görünümü, yeri ve vitrininin nasıl olması gerektiğinin fotoğrafı. Şûra''da şöyle çıktı: "Millet olma şuuruna ulaşmış halkımızda şüpheler uyandıracak kimlik tartışmalarından uzaklaşılmalıdır. Türkiye üniter bir devlet olduğu kadar üniter bir milletdir.
ÖRTÜŞEN DEĞERLER Devletle milleti kaynaştırıcı olabilmek, her türlü taassuptan uzak kalabilmekten barış, mutabakat ortamını sağlamaktan geçer. Herkes Türkiye''nin geleceğine olumlu katkılar yapabilmelidir. İslam ve Demokrasi birbirine ters değildir ve çatıştırılmamaladır. "Hakimiyet" kavramı üzerine gereksiz ve yanlış tartışma açılmamalıdır. Cumhuriyet, demokrasi ve milliyetçilik umdeleri birbirini tamamlar. Biri diğerine tercih edilemez. Ülkemizde din ve vicdan hürriyetini zedeleyici, milli birliğimizi bozucu kamplaştırıcı davranışlardan uzak durulmalı, rejim karşıtı gruplar kitleleştirilmemelidir. Kılık-kılafet zamanla sorun olmaktan çıkarılmalıdır. Vatandaşımızın manevi duyguları rencide edilmemelidir.
BABA TÜRKÇE SÖYLE Yabancı dille eğitim ve öğretim milli kimliğimize saygısızlıktır. YÖK yeniden düzenlenmelidir. Türkçeye sagyı, Türk milletine, Türk Dünyasına ve Türkiye''nin geleceğine saygıdır. Bu saygı önce Türk devlet adamlarından ve aydınlardan beklenir. Türkçe müzakere dili yapılmalıdır. Türkiye''nin Cumhurbaşkanı milletlerarası toplantılarda Türkçe konuşmalıdır. HABİTAT II (İstanbul 1996) ve AGİT (İstanbul 1999) toplantılarında bu konuda yapılan yanlış ve ihmaller gurur ve ümit kırıcı olmuştur. BM''de Türkiye''ye de veto hakkı kullandırılabilecek ortam hazırlanmalıdır. Türk ailesini bozucu yayın ve görüntülerden kaçınılmalıdır. Türkiye dışa açılmaya paralel olarak milli yasalarında, anayasasında yeni düzenlemelere giderken gizli tavizlere açık olmamalıdır. AB ile süren görüşmelerde tam üyelik yolunda anlaşılmaz tavizler verilmemelidir. Yeni terör çeşidi olarak önümüze çıkarılan ve teşvik edilen alkol ve uyuşturucu saldırısı karşısında herkes sorumluluğunu bilmeli.
SİVİL KATLİAM KKTC siyasi ve kültürel ayrı bir gerçektir. Bu konuda en ufak taviz verilemez. Çeçenistan''daki toplu sivil katliamı Rusya''nın iç meselesi değildir. PKK terör örgütünün şantajıyla bu olay arasında hiçbir bağ yoktur. Çeçenistan''a insani yardım yapılmalıdır. Kuzey Irak''taki otorite boşluğu için kukla Kürt Devletine müsaade edilemez. Türkmenler''in eşit haklarla içinde bulunmadığı hiçbir değişiklik kabul edilmemelidir. Af yasaları hazırlanırken aziz şehitlerimiz ve Türk Milletini incitecek her türlü karar, tereddüt ve ayak oyunlarından uzak durulmalıdır.
SOSYAL DEVLET ÖZLEMİ Türkiye''nin yerini ve tesir alanını, vitrinini ele alırken Türk Askerinin ve Devlet adamının Kosova''da karşılanış şekli bir ölçü olmalıdır. Devlet gücünü elinde bulunduranlar sivil toplum kuruluşlarının gayret ve çabalarını kendileri için bir tehdit ve rakip görmekten vazgeçmelidirler. Bürokrasi engel değil destek olmalıdır. Deprem faciasında elverişsiz zeminlerde yıllardır yapılanmaya izin verenlerin de cezai sorumluluğu vardır. Artık çeşitli menfaat ve rant hesapları aşılmalıdır. Ekonomik mantık içinde "Sosyal Devlet" anlayışı sürdürülmelidir. Ülke çıkarlarına uygun tekelleşmeyi teşvik etmeyecek, refahı tabana yayacak şekilde özelleştirme yapılmalıdır." Netice böyle.. Aydınlarımızla tek tek görüştüm. Özel düşünceleri ise yarın. Tartışmalarıyla birlikte daha sonra. MHP''li ve FP''li milletvekilleri ve yetkilileri de oradaydı. Taşra, Ankara''ya nasıl bakıyor, nasıl izliyor. Lütfen bekleyin.

