Kaydet
a- | +A

Siz Ferruh Bozbeyli''yi tanımazsınız belki. Adalet Partisi tek başına iktidar iken yıllarca TBMM Başkanlığı yaptı. Başbakan Demirel''e karşı muhafazakâr-milliyetçi kanadın sözcüsü oldu. Sonra 72 harekatı başlayınca lider olarak partisinden istifa eden 41 deneyimli milletvekiliyle birlikte Demokratik Parti''yi kurdu. Saadettin Bilgiç, Mehmet Turgut, Faruk Sükan gibi ağır toplarla parlamentoda grup kurdu. Fakat iktidar olamadı, koalisyonlara giremedi. Muhalefet kaldı. Oysa bir siyasi iktidar hükümet olmak içindir. Muhalefette belli bir süre kalınır da sürekli kalınmaz. DP''nin anahtar olduğu günler de olmadı değil. En büyük muhalefeti de Demirel''e karşı yapıyorlardı! Sonra duyuldu ki "bir el Demokratik Parti''yi karıştırıyor". Ferruh Bozbeyli''ye gazeteciler sordu "Demokratik Parti çözülüyor mu?" diye. DP liderine göre mümkünü yoktu. Şöyle dedi: -Demokratik Parti''den bir çivi bile sökemezler! Öyle kendinden emindi, öyle güveniyordu ki arkadaşlarına, tarif edilemez. Sonra kendisi de gördü ve yaşadı Demirel değil çivi sökmek, Demokratik Parti harekatını bitirdi. Bir kısmı yeniden Adalet''e dönerken, bir bölümü de politikayı bıraktı; Ferruh Bey gibi.

HÜKÜMETİ SARSMAK Bunu niçin hatırladım biliyor musunuz? Başkent Ankara''da çeşitli, hatta haklı gerekçelerle mevcut koalisyon hükümetinin çözülmesini isteyenler var. Fakat mümkünü yok. Gerekçe teröristbaşının idam kararının uygulanıp uygulanmaması da olsa, yeni Cumhurbaşkanı üçlü koalisyon içinden veya dışından da seçilse, umutların verildiği ekonomik "pembe paket" bekleneni versin veya vermesin mevcut şartlar devam ettiği müddetçe: -Hükümetten bir çivi bile sökemezler. Bu hükümetin sayısal ve siyasal gücünden falan değil. İktidar olmayı bildiklerinden kaynaklanıyor. Başarılı olup olmamak onların sorunu. Takdiri ise sandık başında vatandaş verecek. Zaman hızla dönüyor. Türkiye''de muhalefet takatsız ve mecalsiz görünüyor. Keşke bir şeyler üretebilseler de bazı gelişmeler olsa. Kamuoyu da makul karşılasa. Yok, olmuyor, beceremiyor.

MEDYADA HAYAL DÜNYASI Çiller liderliğindeki DYP değişim atağı yaparken, Kutan başkanlığındaki Fazilet de iddiaya göre koalisyonun bozulması için 4 şıklı bir proje geliştirmiş. 1. MHP''li Sadi Somuncuoğlu''nun cumhurbaşkanı seçilmesi ve Devlet Bahçeli''nin başkanlığında da MHP-FP-DYP Koalisyonu''nun gerçekleşmesi. 2. Mesut Yılmaz Cumhurbaşkanı seçilsin, Recai Kutan da FP-ANAP-DYP hükümeti kursun. Başbakanlık her iki halde de dönüşümlü olacak. 3. Mesut Yılmaz Cumhurbaşkanı, Çiller Başbakan. 4. Cumhurbaşkanı dışardan bir isim, Başbakan Mesut Yılmaz. Başkent Ankara''da bu manşetler çok konuşuldu. Turan Yılmaz''ın dediği gibi "Başkenti Sarsan Teklif" haline geldi. Hemen MHP''li yetkilileri aradım. MHP''liler konuşmamakta ısrarlı. Yorum bile yapmıyorlar. Bir kısmının da bilgisi yok. Aradığım Faziletli yetkililer ise benden sordu "Ya öyle mi" diye.

AYNI TABANI KAPMAK Fakat bir şey tespit ettim bu temaslarım sırasında, MHP, Fazilet''ten gelen her şeye kapalı. Değerlendirmeye almayacak kadar da kendini şartlandırmış. Bunun sebebini sorduğumda güven eksikliğinden kaynaklandığını anlattılar. Öyle görülüyor ki yanlış veya doğru bilemem; Fazilet''in sorumluluk alabileceği bir yerde MHP görünmek istemiyor! Başkentte Ankara Barosu, Hukuk Kurultayı 2000 başlattı. 5 gün sürecek. Açılışı dün Ankara Hukuk Fakültesi''nde gerçekleşti. Devamı ise Bilkent Otel''de olacak. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Genel Sekreteri Wolfgang Peukert de konuklar arasında öteki yabancılar gibi. İlgi de beklenenin üstünde. Bittabi buraya liderler de davetli. FP Genel Başkanı Recai Kutan kurultaya gelirken herkes sordu. Sadece gazeteciler değil. "Hükümeti yıkmak için MHP''ye yaptığınız teklif doğru mu? Ankara''ya bomba gibi düştü." Recai Kutan hükümetten bir çivinin bile sökülemeyeceğini bu aşamada çok iyi görenlerden. Cevabı her zamanki gibi soğukkanlı ve mütevazılığı içinde verdi; hiç de heyecanlı bir hali yoktu: -Hayalleriniz çok geniş doğrusu.

HUKUK KURULTAYI Keşke muhalefet bir şeyler üretebilse de, iktidar az hata yapabilse. Kamuoyu da bir alternatif görebilse. Ve dese iktidara "Bak beceremez, başarılı olamazsan, alternatifin var. Ona göre!" Hafta sonuna kadar Hukuk Kurultayı''nda olacağım. Prof. Mümtaz Soysal, Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer, Yekta Güngör Özden, Prof. Uğur Alacakaptan, Turgut Kazan, Vural Savaş, Mehmet Uygun, Sami Selçuk, Teoman Evren, Ahmet İyimaya başta yerli yabancı hukukçuları izleyeceğim. Aranırsam adresim belli. Ben de hukukun üstünlüğünü ve hukuk devletini arayacağım Bilkent Otel''de. Koalisyon hükümetimizi veya liderlerimizi değil.

Lojman ve araba saltanatı Şişli eski Belediye Başkanı Gülay Hanım''ın yeni kocası Orhan Aslıtürk''ün de ortağı bulunduğu Barbaros Holding''te 810 trilyonluk naylon fatura skandalı ortaya çıktı. Karterks, İnterline, Manolya, Pasifik, İskon, Dateks, Darhan, Fan, Koçtur, İstanbul ve Montan ile karışık gruba ait 56 şirket kesmiş bu naylon faturaları. Teftişte kağıt üzerinde kurulan şirketler de ortaya çıktı. Bunu burada kesip kamuya uzanıyorum. Çünkü gülmeye ihtiyacınız var! Bunu hissediyorum. Çok asıldı suratınız. O halde hazır olun. Japonya''da genel müdürler bile işyerlerine kendi imkanlarıyla gidip geliyor. Bunun üzerine bizimkiler de bir genelge yayınladılar, genel müdür yardımcıları dahil bütün kamu çalışanları servis araçlarıyla gidecekler.

MAZERET ÇOK HİZMET YOK Alındı mı netice? Hadi canım sen de güldürme beni. Ecevit Başbakan olarak Tempra''ya binmeyi sürdürsün, tanıdığım bir genel müdürün 11 makam aracı var. Biri de limuzin. Makam aracı idare müdürlerine kadar inmiş artık. Dün öğrendim yeni bir genelge daha yayımlamış Maliye Bakanlığı. Belki aynı genelgede sadece bakan ismi ve imza değişmiş, Sümer Oral olmuştur bu defa. Yeni gerekçe de aynı: Kamu harcamalarında tasarruf. Kamu Harcamalarında Etkinliği Artırıcı Önlemler Tebliği''ne göre, bundan sonra genel müdür ve müsteşar yardımcıları dahil işe gidiş gelişlerde taksi kullanacak ve parasını kurumdan alacak. Makam aracı sadece ve sadece Bakan ve müsteşarlara ait olacak! Siz gülmeyi sürdürün ama gerçekten denetim yapılsa, uymayana genel müdür de olsa ceza verilse hayata geçirmek kolay. Ancak o kadar eş, dost, akraba, hısıma bunu uygulamak çok zor. Çünkü katma bütçe dahil kamuda 234.784 lojman, 125.345 de taşıt var. Adamcağız o makama gelene kadar çok beklemiş, göbeği çatlamış. Şimdi bu genelgeyle bütün umutları söndür. Mümkünü yok bana göre.

RAKAMLAR YALAN SÖYLEMEZ Üç-beş somut örnek aktarayım, taşıtlara ilişkin: TBMM 216, Cumhurbaşkanlığı 143, Başbakanlık 330, DİB 778, Tapu Kadastro 713, Meteoroloji 132, Adalet Bakanlığı 1620, MSB 14.751, İçişleri Bakanlığı 1496, Maliye''nin kendisinde 1722, MEB 2228, Sağlık Bakanlığı 6589, Tarım Bakanlığı 7298. Bu rakamlar devletin 1999 Haziran sonu açıklaması. Şimdi Genel Müdürü düşünün siz, limuzinden in, dolmuş taksiye bin. Hadi canım sen de. Güldürme beni. Siz hiç kapalı yerde sigara içenlere 10 milyon ceza kesildiğini, kırmızı ışıkta geçen vatandaşa para cezası verildiğini duydunuz, gördünüz mü? Bu da öyle işte. Genelge var; ne uygulayanı, ne denetleyeni bir türlü olmuyor. Zaten hayata geçirsek sırtımız yere gelmez.