Gerçek bir Atatürkçü, Cumhuriyet Gazetesi Yazarı, politikacı, akademisyen Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı''nın katilleri neden hâlâ bulunmaz? Anlamak kâbil değil. Katliamın ilk sıcaklığında ahkam kesen, bazı yerleri itham edenler bile Kışlalı Cinayeti''nin ucunu bıraktılar. Ama ben bırakmayacağım. Katillerin bulunmasını ısrarla istiyorum. Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok cinayetleri gibi ortada kalmamalı. Katiller bulunmalı. Dahası var. Son bin yılın son günlerinde 29 Aralık 1999 çarşamba günü kaçırılan Zehra Kültür ve Eğitim Vakfı Başkanı, hayırsever insan İzzet Yıldırım da bulunmalı, o''nu kaçıranlar da. 2000''li yıllara yakışmıyor doğrusu. Dağ başı mı burası? Hem de İstanbul''da kentin göbeğinde insan kaçırılıyor. Lafla olmuyor, failler yakalanmalı. Sayın Yıldırım evine dönmeli... Bir memleketsever usta, bir fazilet mücadelecisi demokrat insan Sayın Güzel''le bir milletvekilleri görüşebiliyor, bir de görüşme saatleri içinde gidebilenler. Oysa görüşme günleri bir miting gibi oluyor Hasan Celal Güzel''in görüşmecileri açısından. Zaman kısa, görüşmeci çok. Mini minnacık görüşme mekanına üç beş insan zor sığarken, onca görüşmeci üstüste olsa bile o daracık yere mümkünü yok ki giremez. Görüşme süresi içinde her insana 10 saniye ayrılsa da taşradan bile gelen görüşmeciler Hasan Bey''e (merhaba) demeden geri dönüyor. Sosyal mülâhazadan yoksun adalet olmaz. Hasan Celal Güzel şimdi olayı protesto ediyor. Gelen milletvekillerine birer not yazarak durumu anlatıyor ve bu imtiyazdan dolayı kendileriyle görüşemeyeceğini üzülerek belirtiyor. Hasan Celal Güzel böyle olunca notlarla iktifa ediyor. Son olarak giden Kültür Bakanı Sayın İstemihan Talay da, İstanbul milletvekili Abdülkadir Aksu da görüşemeden dönenlerden. Hasan Bey''in kendilerine ilettiği notları hatıra olarak saklıyorlar. Ama kesinkes görüşemediler. Öyle ki ailesi bile, çocukları Elif ve Mustafa dahi görüşemedi. Avrupa Birliği aday üyesi Türkiye''ye yakışmıyor, bu tür fotoğraflar. İmajımızı yenilemez, dibe iter. Adalet Bakanlığı yabancı ajanslarca demeçleri yayınlanan İmralı''daki teröristbaşı Öcalan''a sergilediği rahatı, uygulamayı, devletine 30 yıl hizmet edene de göstermeli.
Benim enflasyonum iyidir DSP katılımlı hükümetlerin başlangıcı 1997''ye dayanır. Enflâsyonu devraldıklarında Temmuz 1997 itibariyle yıllık % 77 idi. DSP üç yıldır iktidarda. Ekonomiyi de üslenmiş koalisyonda. Dört ortakla iktidarda, azınlıkla hükümette, sayısal itibariyle kıyası kabil olunmayacak kadar farkla, üçlü koalisyon ile siyasi iradenin başı, DSP. Hükümet programlarında bile enflasyon % 50 programlanıyordu! Enflasyon üç sene istikrarlı DSP hükümetleri sayesinde % 68''e düştü! Hoş mudur, nahoş mudur karar sizin. Benim enflasyonum iyidir. Enflâsyon olsun da çamurdan olsun.
Konut, sen bunu unut!.. Washington ve New York''ta çok sayıda gazeteci arkadaşımız vardır. Önemli bir bölümü de Türkiye''ye dönmemiş, oraya yerleşmiştir. Yılmaz-Hülya Polat dostlarımız da bu meslektaşlarımızdan biridir. Nasıl ev sahibi olunuyor diye sordu Yılmaz''a, anlattı: -Her eyalet programlamış konut alanlarını. Yerini beğeniyorsunuz. Modelini tercih ediyorsunuz. Banka 20 yıl kira öder gibi kredi veriyor. Üç ay sonra arsanızın üzerinde bitmiş, telefon takılmış, bahçesi tanzim edilmiş, sosyal tesisleri olan eviniz hazır. Vakıfbank da böyle bir girişim başlattı. Özelleştirme kapsamında olan Vakıfbank için bazı kesimler "Orası devletin değil, vakıfların. Özelleştirirseniz Timurtaş Paşa''nın bedduası tutar" diyor. Bazıları da 20 yıl vadeli konut kredisi kampanyasının siyasi baskıyla başlatılarak, bankanın büyük riske sokulduğunu savunuyor. Çünkü Türkiye''de bunun başka örneği yok, denemesi yok. Taraflar kozlarını ortaya koyuyorlar. Keşke başarılı olsa bu girişim. Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün''e sordum. -Uzun vadeli konut kredisinin bir ayağı eksik. Kredi enflâsyon hedefleriyle uyumlu olmalı. Halkın alım gücüyle orantılı bulunmalı. -Sizin bir öneriniz var mı? -Var. Tek çözüm kadastrolu kamu arazilerini konut üretimine açmak. Böylece maliyetleri düşürmek. Mevcut model önce düşük maliyetli konut üretimini özendirmeli, daha sonra kredilendirme ayağını tamamlamalı. Bu şekliyle modelin bir ayağı eksik. Büyük kentlerde 25 milyarın altında bitmiş bir konut bulamazsınız. 20 milyar kredi kullanan bir vatandaş ayda 526 milyon ödeme yapmak durumunda. Herhalde bunu ödeyecek çok az kişi vardır. Üretken ve çözüm önerileriyle dolu bir aydın olan Sinan Aygün bana rahmetli Özal''ı hatırlattı. Biliyorsunuz Turgut Bey konut sorununda inkılap yaptı, hazine arazilerini de hizmete vermeyi düşünüyordu. Ömrü kafi gelmedi. Mekânı cennet olsun. Vakıfbank Ankara, İstanbul ve İzmir''de bazı şubelerini bu işle özel olarak görevlendirdi. Tüketiciler konut ekspertiz değerinin % 75''i kadar kredi kullanabilecek. Bu krediden vadelerine göre % 2.5 ile % 4 arasında faiz alınacak. Dileğimiz konut sorununun çözümlenmesi. Kiracıların ev sahibi olması, gençlerin imkanlara kavuşması. Sektörün canlanması bittabi.
Osman Yüksel Serdengeçti Bir fikir işçisi, bir parlamenter, bir derviş Osman Yüksel. Akseki''den okumak için geldiği Başkent Ankara''da DTCF''ye kaydoldu. Behice Boran gibi marksist hocalarla tartıştı. Komünizan kuşatmaya karşı Serdengeçti ve Bağrıyanık dergilerini çıkardı. Amansızca mücadele etti. Tutuklandı, aç kaldı, perişan oldu ama davasından vazgeçmedi. Mizah yönü ağır bir yazar olan Osman Yüksel Serdengeçti vefat ettiğinde malını Türk Edebiyat Vakfı''na bağışladı. Eşi İsmet Hanım şimdi emekli milletvekili Osman Yüksel Serdengeçti''nin maaşıyla geçinmeye çalışıyor. Çocukları olmadı. Ancak onbinlerce okuyucusu bugün Osman Ağabey''in bir çocuğu gibi O''nun değerlerine bağlı, O''nun mücadelesini bıraktığı yerden sürdürüyor. Antalya''nın en pahalı semti Barınak''la#da DYP''li Büyükşehir Belediye Başkanı Hasan Subaşı, hemşehrisi, bu saygın insanın adını bir bulvara verdi. Seçimi DSP kazanınca ilk işi Osman Yüksel''in adını değiştirmek oldu. Anında bunu okuyucularıma ve kamuoyuna duyurdum. Başta Ceyhan olmak üzere onca kentimiz bunu protesto ederek, hemşehrileri falan olmamasına rağmen bu gönüldaşlarının, bu ülküdaşlarının adını şehirlerindeki bulvarlara verdiler. Biri silindi, ama onlarcası kazanıldı. Son durumu sordum Antalyalı okuyucularımızdan. Belediye Encümeninde hâlâ tartışılıyor ve sıcaklığını koruyormuş. Askıya alınmış böylece. Halkın Osman Yüksel''i sahiplenmesi CHP''li Büyükşehir ile DSP''li Muratpaşa Belediyesi''ni düşündürmeye başladı. Halk sahip çıkarsa böyle işte. Okuyucularım Osman Yüksel''in vefatından az önce yazdığı bir şiirini göndermişler. Hiçbir yerde yayınlanmadığını belirtiyor ve geçen asra bir yakıştırma yaparak "ihtiyarlık yüzyılı"na "yaşlı binyıl"a armağan ediyorlar. İşte Osman ağabey, işte İhtiyarlık Şiiri:
İhtiyarlık Şiiri Artık iş kalmadı yârenler bizde Tökezler olduk yazıda-düzde Şairdik, hatipdik, yazardık sözde Ekmeği yemeğe ağızda diş yok Dedik ya efendim bizlerde iş yok
Sağ yanım titriyor, sol yanım tutmaz Nabzım tekler durur, muntazam atmaz Ayağım bir türlü ileri gitmez Ağzım her an kuru, gözümde yaş yok Artık bundan böyle bizlerde iş yok Bir secdeye varsam başım dolanır Ne yesem, ne içsem midem bulanır Bütün dertler birbirine ulanır Yuvamız bomboş uçacak kuş yok Hayra yorulacak hayâl yok düş yok
Yakını uzağı seçemez oldum Bir ufak hendeği geçemez oldum Bir bardak soğuk su içemez oldum Tatlılarda bile lezzet yok, tad yok Benim bu halime takacak ad yok İki adım atsam durmaz düşerim Allah''ım ben böyle nasıl yaşarım Kendimi kollayacak gövdede baş yok Bağrıma basacak evlât yok, eş yok
Yaşıtlarım birer birer ölüyor Yeşil yaprak kara toprak oluyor Azrail de başucumda duruyor Üstüme dikmeye ağaç yok, taş yok
Arkamdan vermeye yemek yok, aş yok

