Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda dinin toplum üzerindeki etkisini ve gereğini çok iyi bilen Mustafa Kemal Paşa Diyanet İşleri Başkanlığı''nın kurulması için bizzat emir verdi (1924). İlk başkanlığa da millî mücâdelede büyük hizmetleri görülen Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi tayin edilmiştir. Daha sonraki reisler de "âlim" insanlardır. Ulusal şairimiz Mehmet Akif Ersoy''a bir Kur''an tefsiri çalışması yapması bu dönemde tevdi edilmiştir. Elmalılı Ahmet Hamdi Yazır''ın muhteşem araştırması "Hak Dini, Kur''an Dili" de öyle. Bir şey daha hatırlatayım mı Ahmet Hamdi Akseki merhumun "Askerin Din Kitabı" söz konusu dönemin bir nişanıdır. Dolayısıyla günümüze kadar toplumumuzda önemli bir mistik çatışma yaşanmamıştır. Öyle ki bu homojen yapı Türk Cumhuriyetleri''ne de örnek teşkil etmiştir. Günümüze gelince; hızlı değişim ve gelişme kadro ve kaynak artırımına gitmesini mecbur bırakmıştır. İlkbahar''daki "DİB Uluslararası Avrupa Birliği Şûrası"yla, Üstad Ahmet Kabaklı''nın nefis üslubu ve tesbitleriyle okuduğunuz Saraybosna''daki "Avrasya Din Şûrası" da bu arayışların bir yansımasıdır. Bu toplantılarda yapılması gerekenler bir kere daha hatırlandı, lüzumuna binaen yeni çalışmalar başlatıldı... Bunlar olurken Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu siyasi düşüncesinin ve bağlı olduğu ekolün icabı bakanlığındaki dini yayınları temizlemeye başladı. Bunu da Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya''nın sorusuna verdiği cevaptan anlayabildik. Dini yayınları tırpanlayan bakanlık, ilk kez demokrasi ve insan hakları konulu kitapları da yasakladığı 115 eser arasına dahil etti. Gönül isterdi ki yasakçılık zihniyeti artık yasaklansın. İlla yapılması isteniyorsa ihtisas''a hürmet edilsin dini kitaplar konusunda Diyanet İşleri''nin veya İlahiyat Fakülteleri''nin görüşü istensin.
DİB ve TDV''de örnek otokontrol Türkiye Diyanet Vakfı Demirel''in Başbakanlığı döneminde (yaklaşık çeyrek asır) kuruldu. Amacı Diyanet hizmetlerine yardımcı olmak. Yani kamunun yükünü paylaşmak. Öyle de yapıyor. Hac hizmetleri örnek bir çalışmaydı. Öteki bakanlıklar da bu şablonu daha sonra kendi bünyesine vakıflaşarak gerçekleştirdi. Özal döneminde çoğaldı, destek altı. Bugün TDV fakültelerini, camilerini, yurtlarını Türk Cumhuriyetleri''ne götürmeseydi İrancılık (şiilik), Suudicilik (vehhabilik) ve Bahailik (Pakistan) önüne geçilemez bir hâl alırdı. Bu basit bir örnek. Dikmen''deki hastaneden dolayı TDV her gün "hayır dua" alıyor. Ya bursları? Üstelik 5 ayrı birimce denetleniyor her yıl. Bürokrasiye gelince unvan, imkan, şöhret tatlı şeyler. Ama bir gün sonu geliyor. 12 yılınız, bir 12 sene daha uzamaz. Çünkü 65 yaşından dolayı yine emeklilik yolu görünür. Kimse devlet kurumlarını yıpratmaya çalışmamalı. Hele hele bu DİB olursa daha fazla duyarlı olunmalı. Siyasiler de TDV üzerinden elini çekmeli. Rant paylaşılmaya kalkmamalı. DİB ve TDV otokontrolünü kendileri yapar. Yapmazsa dostları zaten hatırlatır, fâni dünyada.

