Rahmetli Ebulfez Elçibey ile son görüşmem bundan birkaç ay önce Sheraton Oteli''nde oldu. Nisan ortalarıydı. Yine tedavi için gelmişti. Ancak yoğun bir trafiği vardı. Çok sağlıklı görünüyordu. Hiç kimseye tedavisine ilişkin, sağlık sorunlarıyla alâkalı bir serzenişte bulunmuyordu. Güçlü ve iddialıydı memleket meselelerinde. Bugün gibi hatırlıyorum. Belgeleri de arşivimde mevcut. Anlatmaya başladı sordukça:
Son röportajı -Azerbaycan üç ayak üzerinde durabilir. Başka yolu da yok. Birincisi Türklüğümüz, sonra demokrasi ve dinimiz İslam. Biri yara alsa sallanırız. -Mücadelenizin özeti bu mu? -Evet. Bizim bütün gayretimiz bu. Kasımda seçim var. 39 parti seçime giriyor. Halk Cephesi iddialı. Çünkü ülkemde ciddi sorunlar yaşanıyor. -Nedir, çözümlenmesi acil olan sorunları Azerbaycan''ın? -Ülkemde işsizlik, ekonomik kriz had safhada. Milyonlarca insan başta Türkiye olmak üzere Ukrayna ve Rusya''ya göçtü iş bulmak ümidiyle. Kaçkınlarımız perişan. Yönetim demokratik atılımı gerçekleştiremedi. -Azerbaycan demokrasiye hazır mı? Bir geçiş süresi olsa deniyor? -Azerbaycan''ın alt yapısı, kaynakları, kadrosu demokratik atılım yapmaya hazır. Çağı yakalamaya hazır. Benim dönemimde bazı hatalarım oldu. Olmadı değil. Ancak tecrübe kazandık. Demokrasiyi gerektiği gibi uygulayacağız. Elçibey rahatsızdı ciddi ciddi. Prostat kanserinden söz etmiyordu ama Rusya''nın yayılmacılığından, Kafkasya''daki gerilimden ve istikrarsızlıktan yakınıyordu. Bağımsız Devletler Topluluğu''nun da Rusya''nın liderliğinde bir yeni SSCB oluşumuna dikkat çekiyordu. -Peki ne yapmalı bölgede? -Türk Cumhuriyetleri daha sıkı işbirliği yapmalı. Bütün bu ülkeler Türkiye ile daha yakın ilişkiler kurmalı. Bunlar bölge ve dünya barışını etkileyebilecek güçte oluşumlar, gelişmeler. Hasta hasta New York''t#ki Türk Yürüyüşü''nde en önde gördük Elçibey''i. Yanında da Kırımlı lider Mustafa Cemil Kırımoğlu. Gururla yürüdü Türk Bayrakları altında. Hem de Mayıs 2000''de. Elçibey''i hep duydum. Çalışmalarını öğrendim. Ancak ilk tanışmamız Nisan 1992''de oldu. Komünist rejim zamanında bile özgürlüğün sesi olarak defalarca zindanlara atılan Elçibey, bu defa Halk Cephesi''nin lideriydi. Seçimlere katılıyordu. Genel Merkez de şimdiki Türkiye Büyükelçiliği''nin tam karşısındaydı. Röportajlar yaptım. Kendisinin bir tarihçi, siyasetin ise zor ve yaman olduğunu özellikle vurguladı. Gönlü hep tarihçilikten yanaydı. Hinoğlu hinliği, ''Bizans oyunları''nı bilmiyordu. Tenezzül de etmiyordu mertliğinden. Son komünist devlet başkanı Ayaz Muttalibov Moskova''ya kaçınca, boşalan Cumhurbaşkanlığı seçiminde % 54.9 oy aldı. Oy ile birlikte bir geçiş dönemi ülkenin, yığınla birikmiş sorunlarını üslendi...
Azerbaycan''ın iman davası Doğduğu Keleki köyünde sürgün hayatı yaşadı. İmkansızlıklarla mücadelede galip geldi. Yeniden Halk Cephesi lideri olarak mücadeleye başladı. Kasım seçimlerine hazırlanıyordu ki o menhuş hastalık kendisinin gölgesi oldu, bırakmadı... Ömrünü Türk Dünyası için veren, "milli azadlık harekatı"nın lideri, öncüsü Elçibey''in mücadelesini talebeleri bıraktığı yerden sürdürecek. İnan olsun. Rahmet olsun. Mekanı da cennet. Azerbaycan''ın iman davası devam edecek...

