Kaydet
a- | +A

Sözde Ermeni soykırımı iddiaları kuşatması karşısında yurtdışındaki Türkler atağa kalktı. Remzi Gür başkanlığındaki MÜSİAD (Indepen Dent Undistrialistts And Businessmen''s Association) Londra Temsilciliği Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş ve Şükrü Elekdağ''ı İngiltere''ye davet etti. Lord Ahmed de bu girişimden mutlu. Bugün Lordlar Kamarası iki Türk''ü ağırlayacak. 100 seçkin konuğa Prof. Yalçıntaş''ın iftiralara özet tebliği şöyle, konunun önemine binaen çok önemli vurgular yapılmış iddialara: "1- Türklerin Ermeni yurttaşlarına karşı hiçbir şekilde bir soykırım hareketi olmamıştır. 1915''te vuku bulan trajik olaylar, 1. Dünya Harbi çatışmaları içinde Doğu Anadolu''da ortaya çıkan Ermeni çetelerin Türk askeri birliklerine saldırmaları sonucudur. Bu çeteler Anadolu içlerine girmek isteyen Rus ordu kuvvetleri ile işbirliği yapmışlardır. 2- 1915 yılında, o zamanki Osmanlı İmparatorluğu hükümeti Anadolu''daki Ermenileri, karışıklıkları ve intikam girişimlerini önlemek için kendi yönetimindeki Suriye''ye tehcir etmiştir. Osmanlı Hükümeti tehcir sırasında ortaya çıkabilecek olumsuz olayları önlemek için gereken tedbirleri almıştır. 3- 1. Dünya Harbinin öncesinde ve harpten sonra Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni nüfusun miktarı gözönüne alındığında ve olaylar tarafsız bir şekilde incelendiğinde hiçbir zaman bir Ermeni soykırımından söz edilemeyeceği açıktır. 4- Verilmek istenen intibaın aksine Ermeniler Osmanlı imparatorluunda çok rahat şartlar içinde yaşamışlar ve devletin üst makamlarında önemli görevlerde bulunmuşlardır. 5- Bütün bu ve diğer tarihi gerçekler açık bir şekilde ortada dururken Fransız Millet Meclisinin 8.1.2001 tarihinde sözde Ermeni soykırımı hakkında 55 milletvekili ile kabul ettiği kanun tamamen mesnetsizdir. Fransız meclisinin bu hareketi sadece yaklaşan belediye seçimleri için Fransa''daki Ermeni azınlığın oylarını almaya yönelik yanlış bir davranıştır ve Türk-Fransız ilişkilerine zarar vermektedir. 6- Sözde soykırımını ileri sürerek Türkiye''den çeşitli tavizler koparmak isteyen Ermeni asıllı teröristler 1984 yılına kadar 32, Türk diplomatını katletmişlerdir. Fransa milli meclisi kabul ettiği mesnetsiz kanunla yeni terör girişimlerini teşvik edici bir zemine katkıda bulunmuştur. Halbuki bütün sorumlu devletler terörü ortadan kaldırıcı tedbirlerde işbirliği yapmalıdırlar. 7- Türkiye''ye haksız olarak mâl edilmek istenen soykırımı iftiraları çok yönlü tahribat yapmaktadır. Bu durumdan en fazla zarar gören ülkelerin başında Ermenistan gelmekte ve Türkiye-Ermenistan ilişkileri bir türlü arzu edilen gelişmeyi göstermemektedir. Halbuki Türkiye, hemen doğu sınırında yer alan Ermenistan''ı, gelişmiş ve zengin bir ülke olarak görmek istemektedir. Bu hedef Ermenistan kadar Türkiye''nin de lehinedir. Fakat soykırımı iftiraları ilişkileri bozmakta ve iki komşu arasındaki gerginliği arttırmaktadır. Ermenistan Türkiye''nin sağlayacağı imkanlardan yararlanamamaktadır. 86 yıl önce vuku bulan karışık ve trajik olayların incelenmesini tarafsız tarihçilere bırakmak, siyasi organların başka ülkelerin aleyhine olacak kararlar alması yoluna sapmamak en doğru tutum olacaktır. Harp şartları içinde ortaya çıkan "tehcir" zorunluluğunu "soykırım" olarak gösterip milletleri mahkum etmeye girişmek sonuçları çok uzayacak haksızlıklara yol açacak ve uluslararası verimli ilişkilere zarar getirecektir." Tebliğ İngilizce yayınlandı. Yalçıntaş ve Elekdağ hafta sonuna kadar İngiltere''deki Türk Toplumu''na ve arzu eden yabancı kişi ve kuruluşlara konuyu belgeleriyle aktaracaklar. Şimdi sıra öteki ülkelerde. Haydi sivil toplum kuruluşlarımız, haydi aydınlarımız, memleketseverlerimiz. Kolay gelsin. İftiraların izi bile kalmamalı.

Ekrana konuk olmak Bir güzel insan, bir alim Prof. Es''ad Coşan ve Prof. Ali Uyarel Avustralya''daki trafik kazasında vefat edince cenazelerinin defni ülke gündemine girdi. Yayın üstüne yayın gerçekleşti. Kimisi dostça, kimisi kasıtlı, kimisi gerektiği kadar. Televizyonlar birbiriyle yarıştı. Tarikatlar tartışmaya açıldı, Süleymaniye Camii Avlusu''na defin konu edildi, tarihi örnekleri stüdyolara taşındı. Yasalar, gelenekler irdelendi. Tartışmanın konukları bir yayından, ötekine koştu. Yayın sırasında izin almak gereğini hissettiler. İşte bunlardan biri de Demokrat Parti Genel Başkanı Prof. Korkut Özal. NTV''de formundaydı, müsaade aldı, Kanal 7''ye gitti. Bir de baktık Kanal 6''daki Ceviz Kabuğu''nda Hulki Cevizoğlu''nun misafiri. Yorulmak bilmeyen bir enerji ile hem koştu, hem konuştu. Ancak yanındaki İşçi Partisi Genel Başkanı Hasan Yalçın. Doğu Perinçek''in sağkolu. Tartışma öyle boyutlara geldi ki Korkut Bey de farketti saldırıları, kasıtı, önyargıyı. Bir ara sıkıştı, sinirlendi, Hulki''ye yüklendi. İyi etmedi. Demek Doğu Perinçek''in Show TV''deki Reha Muhtar''ın Ateş Hattı''nda; öteki konuklar Sakıp Sabancı, Besim Tibuk ve Halit Narin''e nasıl saldırdığını izlememiş Korkut Bey. Bu tür zihniyet toplumdan binde 30 oy alır, bir yerleri kızarmaz, ancak saldırıda birinci sıradadırlar. Herkes bir kere daha düşünmeli televizyon programına çıkmadan önce, öteki tartışmacılar kim, kendisi gibi düşünmeyen bir usta aydın mı, yoksa bir saldırgan mı?