Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tur sonuçları parti genel merkezlerine hareketlilik getirdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli neticeden duyduğu memnuniyeti özetleyen bir basın toplantısı yaptı, soruları cevaplandırdı onca kurmayıyla birlikte. Arkadan süflörlük yapmaya çalışan bir arkadaşına da kızdı. Medya mensuplarının merak ettiği "Sadi Somuncuoğlu-Cemal Enginyurt Olayı"nın soruşturma safhasının sürdüğünü açıklaması çoğu sorunun önünü kapadı. Hele hele "hükümette değişiklik gerekmiyor" şeklindeki cevabı medya için sürpriz oldu. "Töre"yi "sosyal ahlâk" biçiminde tarif eden Başbakan Yardımcısı Bahçeli "Töreyi yanlış değerlendirerek MHP''yi mahkûm etmeye kimsenin hakkı yoktur" derken tepkisinin dozunu da artırdı. Sayın Bahçeli''nin açıklama yapmak için zamanlaması iyiydi. Ancak eleştirilerden de rahatsızlık duyulduğu bir gerçek. İlgili yerlere mesaj gönderirken diplomatik lisânı profesyonelce kullandı.
Devasa sorunlar Mesela "18 Nisan seçimlerinin neticesini içine sindiremeyenler milli irade yaygaracılığı yapıyorlar. Yapıcı eleştirilere açığız. Yarınımızdan eminiz" derken "uzlaşma ve hoşgörü kültürünün meseleleri çözeceğine olan inancı"nı da sürekli vurguladı. Öyle ki ekonominin iyiye gittiğini ve dışişleri politikasının meyvelerini verdiğini hatırlattı. Hatırlatmasına hatırlattı ama son elli yılın rekor seviyesindeki 6.4 ekonomik küçülme ve Kafkasya politikasının ses getirmemesi, AB girişiminin aylardır buzdolabına kaldırılması hususunu keşke sorsaydım. Galatasaray''ın Arsenal''i inşallah yenmesi, kupayı kazanması "dışpolitika çerçevesi"nde mütalaa edilmez. Amorti gibi görülmez. Mutfaklarda ciddi bir yangın var. Ankara''da ekmek 90 bine çıktı. Devlet Bey''in dediği gibi gerçekten 18 Nisan seçim sonuçları partilere kredi açtı, eski siyasi üslup ve yöntemler terkedildi, kısır çekişmeler ilgi görmedi, kışkırtmalara kimse kanmadı. Ancak yine kendi tespitiyle Ecevit hükümetlerinden devr alınan "devasa sorunlar" aynen yerini koruyor. Hükümet kararlı. Önemli bir iddia. Başarı için de şart. Halkın beklentilerine cevap verme duyarlılığının sürmesi de öyle. Ancak dersler daha önce görüldüğü gibi sadece cumhurbaşkanlığı seçimlerinin siyasi krize neden olmasından çıkarılmaz, 2800 dolara düşen milli gelir düzeyi de önemli bir ölçü. Elbette ki cumhurbakanlığı seçiminde aleyhte kullanılan argümanlar fena, belki bu taktik kaosu amaçlıyor, kargaşayı amaçlıyor. Hükümet de bunun farkında. Gelgelelim koalisyonu oluşturan partilerin toplam oyu da 314 değil 351.
Örnek devlet adamı Devlet Bey kendi tabanına ve yönetimlerine de mesajlar verdi, arkadaşlarının daha dikkatli olmasını istedi. Ülke ve parti duyarlılığının, kişi duyarlılığının önünde olması gerektiğini söyledi. Keşke Ulaştırma Bakanı Prof. Enis Öksüz''ü de örnek gösterseydi. Enis Bey, adını kullanan kardeşi için suç duyurusunda bulundu, rüşvet alan genel müdürünü yakalattı, operasyonlarıyla kimseyi görevden almadı, üst düzey bürokratlar kendileri emekliliğini istedi bu yoğun ve düzgün gayret karşısında. Ama bir başka bakan da başarılarını belgelemek (!) için devlet kesesinden lüks kitap bastı, dağıttı, fatura kamuya yüklendi! Sol kadrolaşmanın öncüsü MEB Metin Bostancıoğlu''nun 40 kişilik istediği kadro kabul edildi, Sağlık Bakanlığı (MHP) ihtiyaçları ilgi görmedi! Devlet Bahçeli, Ahmet Necdet Sezer''i TBMM ve Hükümet ile Çankaya arasında iyi bir başlangıç olarak görüyor. Bunu, demokrasi açısından da yüreklendirici bir husus şeklinde yorumluyor. İnşallah öyledir. 1 Mayıs''ta "kıyak emeklilik"i bozan Anayasa Mahkemesi kararıyla maaşlarını 500 milyon eksik alan bazı milletvekillerimiz dilerim erken tavır değiştirmez ve hükümetin başarısı için arkasında durur. Şimdi nazarlar daha fazla MHP''de.

