Yoksullukla Mücadele Derneği Başkanı, emekli albay ve politikacı Tevfik Diker, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kıvrıkoğlu''yla görüşten sonra bir açıklama yaptı. Buna göre askerler irticadan sonra ülkenin ikinci önemli meselesinin "yolsuzluk" olduğunu belirtmişler. Bu ödülü alanlardan biri de Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu. Dün Cumhurbaşkanı devir-teslim ve yemin töreni''ne gitmeden önce Salim Uslu''yla "yolsuzluk"u konuştum. Bu işçi lideri diyor ki: -Yolsuzlukla Mücadele Onur Ödülü önemli bir sorumluluk yükledi. Gündeme de zamanında geldi. Hayali kaygı ve vehimlerle mücadele ederken önemli sorunlar ve çözümleri ertelendi. Oysa bugün yaşadığımız yolsuzluğun, yozlaşmanın, dejenerasyonun, çetelerin, mafyaların temelinde yoksulluk yatıyor. -Peki sebebi neler? -Kamu yönetiminin zaafları. Üzerine gitmek gerekir. Bunun için kamu yönetiminin zaaflarını ortadan kaldıracak hukukun üstünlüğü, yargı önünde herkesin eşit olmasını sağlayacak çağdaş düzenlemelere ihtiyaç var. Bu da yetmez sosyal altyapı eksikliği giderilmeli. Bu yol gelişmiş ülkelerde denenmiş ve başarılı olmuştur. İhmal edilmemeli. -İhmal mi ediliyor?
Sosyal hukuk devleti Elbette..simgeleri ve sembolleri vuruşturarak, kaygılarımızı, vehimlerimizi öne çıkartarak ülkemizin temel sorunlarını çözemeyiz. Bugüne kadar Türkiye düşünceyle ve akılla uğraştığı kadar yolsuzlukla mücadele etmiş olsaydı çok daha başarılı sonuçlar alınabilinirdi. -Yeni Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer de son iki konuşmasında aynı konuya ilişkin çok önemli açıklamalar yapmıştı. -Gerçekten öyle. Sayın Sezer''in istediklerinden birisi sosyal hukuk devletinin hayata geçirilmesi. Çok isabetli tespit. Bugünkü sosyal altyapının ortaya çıkardığı sorunlar Türkiye''nin önündedir. -Başka? -Enflâsyonun düşürülmesi, gelir dağılımının yeniden düzenlenmesi. Kamu kaynaklarının belli çevrelere, yandaşlara transfer edilmesi, siyasetle ekonomi arasındaki rant ittifakları yolsuzluğun kaynaklarını oluşturmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanı Sezer''in bu konudaki tespitleri yerinde ve önemlidir.
Kamu yönetiminin zaafları Sezer''in dediklerinin devamı da var? -Hukukun egemenliğinin ve üstünlüğünün gerçekleştirilmesi. Ne yazık ki hukuk önünde herkes eşit değil. Mecliste aklanınca bazı siyasetçiler temiz toplum nutuğu çekiyor. Oysa aslolan bağımsız yargıda aklanmaktır. Türkiye bunun koşullarını ve kurumlarını oluşturmalıdır. Demokratik değerlerin hukuk düzenine yerleştirilmesi de Sayın Sezer''in, önemli bir başka tespitidir. Sivil toplum örgütlerinin eksiksiz, ayıpsız ve defosuz bir demokrasi içerisinde etkin olması gerekir. Yolsuzlukla mücadele için katılımcı bir demokrasi adına işçi ve sivil oluşumlar bilgi, yetenek ve potansiyellerinin ülkenin genel süreçlerine katılması ve yargının, parlamentonun ve denetim organlarının dışında demokratik denetim mekanizmalarının da güçlenmesi gerekir. Sayın Sezer açıklamalasıyla hep bunları hatırlattı, altını çizdi. -Kamu yönetiminin zaafları nerede? -İhale, özelleştirme, kredi ve teşvik mekanizmalarının çalıştırılmasında, yapısında. İktidarların borçlanma politikaları da öyle. -Sayın Sezer ile önümüzdeki yıllarda insanlarımızın temiz toplum, demokratik hukuk devleti talebi çok daha yükselecek. -Öyle görünüyor. Sağlıklı bir yükselme. Yolsuzluğun boyutu, ucu; kime, hangi kuruma, hangi mercie, hangi şahsa kadar giderse gitsin -İtalya''da başbakanlara gittiği kadar, Almanya''da, Japonya''da kimi siyasetçilere gittiği, ne şekilde davranıldığı, kimi siyasetçilerin dosyalarının ne şekilde sonuçlandırıldığı hepimizin malumudur- sonuna kadar kamuoyunun desteğini arkanıza alarak yürümek gerek. Dün bir siyaset filozofu''nu, hizmet ve devlet adamını, Sayın Demirel''i Güniz Sokağa, yuvaya, merkeze yolcu ettik. Sayın Sezer''i de 10. Cumhurbaşkanı olarak Çankaya''ya oturttuk. Ahmet Necdet Sezer alışılmışın dışında bir devlet adamı, hukuk virtüözü, minderdeki demokrasi pehlivanı. Dün Demirel''in hizmetlerini teker teker hatırlamaya çalıştım, Sezer''in iki konuşmasını da tekrar tekrar okudum. Birbirini tamamlayan hususlar. Toplumun istediğini de hem liderler, hem konut ve köşk çok iyi biliyor. Peki geriye kalan ne lambayı yakmak, aydınlanmak için?

