Kaydet
a- | +A

Bölgede ve İslam dünyasında lider olmak. Bunun tek ve kısa cevabı böyle. Tek rakibi de Türkiye. Cenab-ı Allah''ın verdiği petrol nimetiyle sürekli silahlanmak bu iş için yeter mi? Bittabi hayır. Mümkünü yok. Ülkemizin düşmanlarıyla dirsek temasında bulunması da böyle bir hakkı ve imkanı Tahran''a vermez. Öğrenci hareketleri ve bu eylemlerde istenen "daha fazla demokrasi, daha fazla insan hakkı, daha fazla hürriyet" arzuları İran''da sorunun su yüzüne vurmasına neden oldu. Belki ekmeksiz, aşsız, hatta susuz yaşanabiliyor ama özgürlüksüz yaşanmıyor. İran böyle bir yarışta, gençlerinin sorununu çözse, ekonomik büyümesini tamamlasa, dünyada görüşüne ihtiyaç hissedilen bir ülke olsa tartışmaya bile gerek yok. Fakat öyle değil. Kendi sorunlarını örtmek için, Türkiye''nin İran''ın bazı köylerini bombaladığını öne sürdü. Protesto notası verdi. Dünya kamuoyunun dikkatlerini değiştirmek istedi. Öğrencilerden alıp, Ankara üzerine kaydırmak arzu etti! Türkiye misliyle cevap verdi. Şimdi bombalandığı iddia edilen köylerde Türkiye ve İran heyetleri birlikte teknik inceleme yapacaklar. Neticeye varacaklar. Bu nokta da, hoş bir uzlaşma esasında. İki komşu ülkeye yakışır bir tavır. Çıkmaza giren gelişmeler karşısında yabancı radyo, televizyon ve gazetelerin görüşlerini alırım. Bunların değerlendirmesi kendi içinde gizli mesajları içerir. Mesela Şam Radyosu İran''ı tutmakla kalmıyor, bir temennisini de tekrarlıyor: "İran, uluslararası yasalar uyarınca misilleme hakkını saklı tutuyor." Yani İran''a "Türkiye''yi bombalayabilirsin" diyor! Kuveyt Radyosu ise bize dost yayın yapıyor. Arap yönetimlerinde radyolar resmi görüşü aktarır. Radyo, iddianın mesnetsiz olduğunu duyuruyor. Bölgede barışı bozacak bir girişim hiçbir ülkeye yarar getirmez. Komşular sorunlarını diplomatik yollarla çözecekler. Uzlaşmayla anlaşacaklar. Almanya''nın Sesi Radyosu''na göre Türkiye ile İran arasındaki gerginlik giderek artıyor! Radyo batılı ülke olmanın şansını da kullanıyor, Ankara ile ipleri kesmiyor, Türk uçaklarının olası bir PKK kampına saldırdığını ileri sürüyor. Hem nalına vuruyor, hem mıhına. Diplomasi de bu zaten. Aynı radyonun pazartesi akşamı 19 bülteninin her satırı haber. Buna göre, İran''da eylemler bitmesine rağmen tutuklamalar sürüyor. Kaç kişi gözaltında bilinmiyor. Sık sık yapılan bir propaganda ise huzursuzluğun kaynağı başka ülkelerle bağlantılı. Yurtdışında yaşayan İranlılar''ın açıkladığı 10 bin tutuklu; spekülasyon. Ancak öğrenci temsilcilerinin 1400 olarak açıkladığı rakam makûl. Suçlu bulunanlar ağır biçimde cezalandırılacak. İdam bile söz konusu. Şimdi öğrenciler başta Cumhurbaşkanı Hatemi ve öteki devlet büyükleriyle görüşmeye çalışıyorlar. Siyasi gözlemciler Hatemi''nin tutuklamalara sessizliğini bozmadığını, gerginlik ve eylemler dolayısıyla muhafazakârların, Hatemi''nin reform girişimlerini engellemek ve O''nu iktidardan indirmek istedikleri görüşündeler. Tutucu gazeteler de İran hükümetinin yeteneksiz, ülkede güvenliği sağlayamadığını yazıyor ve Hatemi''ye karşı bir darbenin olabileceğini ima ediyorlar!!.. İşte burada BBC (19.07.1999.Saat 21.00) bakın Ortadoğu''ya yayınladığı İngilizce bülteninde neler diyor. Özetle şöyle: -İran devrim muhafızlarından bir grup komutan, reformcu Cumhurbaşkanı Hatemi''ye öğrenci eylemleri nedeniyle sert biçimde çattılar. Hatemi''nin müsamahakâr tutumunun kaosa yol açtığını savundular. Komutanların Hatemi''ye yazdığı sert mektup da mahfazakâr Tahran Gazetesi''nde yayınlandı. Mektup, devrim muhafızı 64 komutan tarafından imzalanmış. Ancak imzalar arasında; sert mizaçlı ve katı tutumlu olduğu bilinen Başkomutan General Yahya Rahim Safevi''nin imzası yok. BBC''nin haberine göre Hatemi, dini lider Hamaney''in yüce makamına karşı olanlara, önlem düşünmemiş. Devrim muhafızları müdahale gücüne sahip, ancak halkın çıkarları için buna tevessül etmemiş. Öğrenciler; eylemleri dolayısıyla mutlaka cezalandırılmalı. Çünkü komutanların sabrının da bir sınırı var. BBC''ye göre işte bu son tespit İran Silahlı Kuvvetleri''nin hükümeti devirebileceğinin bir göstergesi. Gerekçesi ne olursa olsun hiçbir hukuk devletinde, demokratik yönetimde askeri müdahale şık bir hareket değildir. Askeri yönetimler başarılı olsaydı çoğu Arap ülkesinde, Güney Amerika devletlerinin önemli bir bölümünde bu imtihanı verirlerdi. Ancak olmadı. Sınıfta kaldılar. Tahran kendi sorunlarını unutturmak için, Türkiye''ye olan tavrını komşuluk ilişkileri içinde sergilemeli. Kitle iletişim araçları ve miniminnacık çanaklar dünyayı o kadar küçülttüler ki, bazıları bunu tahmin bile edemiyor.

Dünya raporu Çoğu şeyin merkezi Londra''dadır. Uluslararası Kölelikle Mücadele Derneği''ninki de öyle. Son yayınladığı rapor tamıtamına içler acısı bir tablo. İşte bundan birkaç satır başı. Hep Af Örgütü Raporu yayınlanacak değil ya?! Dünyada hâlâ 200 milyon insan köle. İnsan tacirleri, Haitilileri kamyonlara doldurup, Dominikli askerlere 8 dolar karşılığında satıyorlar. Sudan''da altı çocuk köle, bir tüfek ile değiştiriliyor. Bu savaş yanı raporun bir de barış yanı var. Asya''daki genelevlerde, Orta Amerika''daki şekerkamışı tarlalarında, Pakistan''da halı dokuma tezgahlarında milyonlarca kadın ve çocuk "köle" statüsüyle çalıştırılıyor. Başta Tayland olmak üzere Uzakdoğu ülkelerinde seks kölesi olarak alınıp satılıyor!..

Meydan okumak 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı''nın 25. yıldönümü törenlerini televizyonlar canlı yayınladı, izlediniz mi? Denktaş ve Ecevit adeta meydan okudu. Özlenen ses ve soluktu iki liderin açıklamaları. Bir kere daha keyfine vardık barış harekatının. Lütfen devam bu cesur çıkışlara, söylemlere ve mesajlara. Bizim iliklerimize, karşı tarafın kulaklarına varıncaya kadar devam. 1974 öncesine dönmek mi? Aman Allahım. Meydan okumak ama

diplomatça.

Üç partide; hem kırk katırlı, hem kırk satırlı ''ol hikaye'' 18 Nisan seçimlerinden büyük başarı ile çıkan DSP ve MHP homojen yapısını, istikrarlı konumunu büyük bir disiplin ve ilkeli tutumuyla koruyor. ANAP seçilemeyen milletvekili adaylarından Yaşar Yazıcıoğlu ve Mehmet Gültekin (POAŞ), İbrahim Çebi ve Cevdet Aydemir (TURBAN), Kutlu Aktaş (PETKİM), Necati Kalaycıoğlu (TÜMOSAN), Ali Aslan Hatipoğlu (KBİ), Veli Şahin (EBK), Müjdat Aydın (TÜGSAŞ) ve İsmail Alakoç (TÜPRAŞ) kamuoyunda "arpalık" olarak bilinen yerlere atanınca bir iç çalkalanma yaşıyor. Bu tartışmalar hâlâ sürüyor. Yüksel Yalova ve Mustafa Rüştü Taşar hedef haline geldi. Çukkalı imkanı kabul etmeyen Mahmut Oltan Sungurlu ve Ülkü Güney''e iltifat fazla tabanda. Yeniden yapılanma arayışlarına bu tasarruflar yeni sorun getirdi, sıkıntı getirdi. DYP''de ise iç muhalefet tabanını genişletme etkinliğini sürdürüyor. Beklenen GİK operasyonunu gerçekleştiremediler ama (kendilerinden emin) görünüyorlar. Köksal Toptan ve Necmettin Cevheri hâlâ DYP gündeminde. Çiller ve arkadaşları ise rahat. Sosyal Güvenlik Reformu Tasarısı konusunda temaslarını işçi ve memur konfederasyonlarına kaydırdılar. Her gün birlikteler. Çiller''in yakınları, milletvekilleri ve delegelerin önemli bölümünün kendileriyle birlikte hareket ettiğini aktarıyorlar. Kanatlar arasında taktik savaşı daha bir müddet sürecek. FP yol ayrımında. Recep Tayyip Erdoğan''ın hapishaneden cumartesi günü tahliyesi yeni bir gündem getirdi partiye. Sadece Aydın Menderes''ten boşalan bir genel başkan yardımcılığı değil. Balgat Çalışma Grubu BÇG''nin dayatmaları hiç değil. Ancak hepsi birbirine düğümlü. Ama biri var ki, o açılsa hepsi çözülecek düğümlerin. Öncelikli düğüm bulunsa, sorun giderilecek. Bunun için de bazılarının Fazilet''in bir siyasi parti olduğuna inanması gerekiyor. Partilerimizde ol hikaye aynı CD''de sürekli çalıp duruyor.