Bugün Taceddin Dergahı''ndayız.Hem de sabahın erken saatlerinden itibaren.
İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif''in Burdur Milletvekili olarak Ankara''da kaldığı yıllarını geçirdiği ev. İstiklal Marşı ve Bülbül gibi şaheserlerin yazıldığı mekan. Günün aydınlarının, yöneticilerinin sık sık uğrayarak memleket meselelerini tezekkür ettiği yer. Birinci ve İkinci Büyük Millet Meclisi Ulus''ta. Akif her gün Samanpazarı''ndan Meclis''e yürüyerek gidiyor, içi titreyerek varıyor. Çünkü tek paltosunu muhtaç olan birine vermiştir. Dolayısıyla bugün "Genç Mehmet Akifler Üşümesin" kampanpasında; ismi milli şairimizin adını taşıyan okullara eğitim, giysi ve gıda yardımı yapıyor sivil kuruluşlar, mahalli yönetimler. Bittabi Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı da. 63 yıl önce vefat etti Akif. Beyoğlu Belediyesi de bugün Akif''in vefat ettiği İstanbul''daki eve varacak Başkan Kadir Topbaş ile birlikte. Keşke 100 yaşına yaklaşan kızı Suat Hanım''ın evi de ziyaret edilseydi. Dr. Necmettin Türinay kafamızı karıştırdı doğrusu. Üç kızından biri olan Suad Hanım Beyoğlu''nda fakru zaruret içinde yaşarken, Milliyet''te çıkan bir haber üzerine rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal O''na Emlâk Bank''tan bir daire tahsis etmişti. Oturuyor mu, oturtulmuyor mu? Edirnekapı Şehitliği''ndeki mezarı başında da anılacak Akif. Kastamonu''da Nasrullah Camii''nde İstiklal Savaşı sırasında çıkardığı Sebilürreşat ile birlikte çok önemli hatıraları vardır, vaazları vardır. Balıkesir Zagnos Paşa Camii Külliyesi de öyle. Okuduğu ve öğretmenlik yaptığı Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi Alisi''nde yeniden dizayn edilen mekanda (Halkalı Tarım Meslek Lisesi) programın etkisi daha da bir vurucu. Türkiye''nin dört bir yanından faks geçiyorlar, telefon ediyorlar Akif''in vefatının sene-i devriyesi dolayısıyla. Yapılacak anma programlarını aktarıyorlar. Sağolsunlar. Beldelere varıncaya kadar çoğu yerleşim biriminde programlanmış Safahat Etkinlikleri. Hiçbir şey yapmayan ruhuna fatiha ve Kur''an okuyor, yüksek sesle dizelerini konuşturuyor. Üç yıl önce gittiğim Kahire''de dostları ve talebeleri Mısır''da da Akif Günleri''nden bahsetmişlerdi. Özellikle Türkoloji Fakültesi''nde hâlâ konuşuluyor, tartışılıyor, değerlendiriliyor Akif ve çalışmaları. Gerçekten merhumun hayatı başlı başına bir tarih, bir ders, bir şiir, bir heyecan. Mısır''da önemsenecek kadar Türk var. Dün kaç kişi aradı Almanya başta olmak üzere Batı Avrupa''dan; gazetelerin Safahat veya Akif eki vermesini talep ettiler benden. "Milli kimliğimizi diri tutan bir kaynak Mehmet Akif''in söyledikleri." Bunu ben söylemedim Avustralya''dan bir işçi okurumuz gönderdiği mektupta dikkat çekiyor. Türk Dünyası''nda ise Nazım ile birlikte tanınan ilk sıradaki sanatçımız Akif. Sıratımüstakim yayınladığı yıllarda Kazan başta, Hindistan ve Pakistan''a kadar dergi gittiği için buralarda daha fazla tanınıyor, alâka görüyor, dizeleri su gibi içiliyor. Akif vefat edeli 63 yıl olmuş. Beyazıd Camii''nde Sahaflar''a geçerken Askeri Öğrenci rahmetli Fethi Tevetoğlu eğer sormasa ve hamal "Şairmiymiş, ne imiş, adı da Akifmiş galiba" demese o cenaze töreni bir miting alınana dönmeyecekti, belki. Türk bayrağına sarılmayacaktı bu mahsun millet şairi. Askeri Tıbbıye öğrencilerinin ilgisi daha sonrada devam etti Akif''e. Dr. Tevetoğlu senatör seçildiğinde parlamentoya kadar getirdi Akif''in dizelerini yeniden, heyecanla, taptaze, her konuşmasında örnekler verdi Safahat''tan. 1999 belki bir felaketler yılıydı Türkiye ve dünyada. Ama Akif ve Safahat için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Çünkü bu sene en fazla ilgi gören bir sanatçıydı Akif. Safahat da bu sene en fazla yıl içinde basıldı. En çok okunan da Akif''ti, Safahat''tı. Daha da okunacak. İlgi katlanarak artacağa benziyor bu ölüm yıldönümündeki etkinliklere bakarsak. Mekanı cennet olsun. Üstad Mehmet Akif hasta Bu da bir başka ustamız, hocamız, sanatçımız, fikir adamımız. Ama Akif çizgisinin ta devamı..Şanlıurfalı şair, denemeci muallim hatip ve sendikacı Mehmet Akif İnan ağır hasta. Hepimizden dua talep ediyor. Dört ay kadar önce bir kamu çalışanlarının eyleminde Memur Sen Genel Başkanı olarak yaptığı konuşmanın ardından hastalandı. Üşütmüştü. Akciğerinde ağrıları vardı. Radyoterapi ve kemoterapi tedavisi görüyordu. Telefon açtım. Tedaviden henüz gelmiş. Kardeşi Ahmet İnan bilgi verdi. Takatsız kalmış. Geçenlerde iyice ağırlaşınca memleketine gitmek arzu etmiş. Israrla da talepte bulunmuş. Bu arada beyninde de ağrılar başgösterince bir vasiyet gibi algılanarak Şanlıurfa''ya götürülmüş. Gençlerden özellikle dua beklediğini aktardı Ahmet İnan. Akif Bey Necip Fazıl''ın talebesiydi. Gönüldaşıydı. Nuri Pakdil''in Edebiyat, Erdem Beyazıt''ın Mavera ekolünün kurmayıydı. Yayınlanmış çok sayıda eseri var. Rabbim şifa nasip etsin. Eski sağlığına kavuştursun Akif ağabeyimizi.
Başkente bir iftar sofrası Ankara''nın otelleri başkentin hayatında önemli bir yer işgal eder. Daha önceleri otel sayısı çok azdı, şimdiki gibi değildi. Bütün kulisler buradan yönetilir, şekillendirilir. Mennan Erşanlı da çekirdekten otel işletmecisi bir işadamı. Büyük ve Küçük Erşan Otelleri''nin sahibi. Hayırsever bir insan. Geniş bir muhiti var. Türkiye''yi yönetenler ve bürokratlar iyi tanır bir dost insanı. Lobideki sohbetlerin devamlı isimlerinden işte birkaçı Nusret Demiral, Yekta Güngör Özden, İsmet Sezgin, Dr. Lütfi Doğan, Mustafa Taşar vs. Kilislidir kendisi. Her yıl hemşehrilerine iftar verir. Bu yıl da gerçekleştirdi ve hemşehrisi olmayan onca dostunu da davet etti. İftar sofrası Güneydoğu''nun mönüsüydü. Ezo gelin, lahmacun, çiğ köfte ve bol sarmısaklı bir sofra. Ardında et sote ve baklava. Duayı eski bir bürokrat İbrahim Ateş yaptı. Sunuculuğu da Yahya Efe. Fakat bütün gözler Kilis''in iki milletvekili Doğan Güreş Paşa ve Mehmet Nacar''ı (MHP) aradı. Hasan Celal Güzel cezaevi''ndeydi, gelemedi. Vehbi Dinçerler de yoktu. Ankara Radyosu sanatçısı, ressam Asım Yücesoy iftar sonrası güzel bir eser seslendirdi. Genç sanatçılar bunu takip etti. Bir anons vardı ki çok dikkat çekti "Şimdi de bir şair bakan sizlere kendi eserini okuyacak?" Herkes birbirine sordu (kimdi bu şiir okuyacak bakan?) Nesil gençleşince çoğu kişi de hatırlayamadı Hilmi İşgüzar''ı. Sayın İşgüzar''ın değil ama Ulaştırma Bakanlığı''ndaki suiistimalleri soruşturmakla görevlendirilen bir kamu görevlisi oğlu Hasan İşgüzar daha fazla tanınıyordu. Hilmi Bey''in Yüce Divan''da yargılandığı ve mahkum olduğu unutulmuştu. Bir unutulan da Hilmi Bey''in anlattıklarıydı: -Kendi şiirimden sonra bir de Feylezof Rıza Tevfik Bölükbaşı, bir tane de bizim genel başkanımız, fırtına gibi esen politikacı Osman Bölükbaşı''dan bir şiir okuyacağım. Okudu da. Özelikle gençler ne Feylezof Bölükbaşı''nı, ne de Kırşehir Milletvekili Osman Beyi; hiç ama hiç tanımadılar. Osman Bölükbaşı''nın bestelenen ve Behiye Aksoy''un seslendirdiği şiirini ise ancak 68 kuşağı ve öncesi bilebildi. Osman Bölükbaşı hayatta. Allah uzun ömür versin. Keşke hatıralarını yazsa, Madrit Büyükelçisi oğlu da ısrarcı olsa. Olmaz mı? Tanısak.

