Kaydet
a- | +A

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği de Çeçenistan''daki son durumdan endişe duydu ve alârma geçti. Çünkü Cumartesi''ne kadar Grozni''yi terketmeyen sivil Çeçenler Rus bombardımanına tabi tutulacak. Bombalama Ramazan falan da dinlemiyor. Esasında tutuluyor da savaş bölgesinden geç haber alınıyor. Mesela Ruslar''ın kimyasal silah kullandığı haberi henüz açıklandı. Rusya bu tutumu dolayısıyla uluslararası toplumdan tepki alırken Çin tarafından destek verilmesi de başta Doğu Türkistan olmak üzere bu ülkedeki insan hakları ihlâllerini anlatmaya kafi ve vafi. Jean Louis Dufour bir Fransız askeri uzmanı. Paris Radyosu''nda konuştu. Önemine binaen bazı yerleri alıntılıyorum. (07.12.1999 saat 20.00) -Çeçen milislerin durumu nedir? -115 bin kadar hafif silahlarla donatılmış Çeçen milis tahmin ediliyor. Ağır silah ve toplara karşı savaşmaları zor. -Rusya''nın ültimatomu karşısında Çeçen milisler ne yapabilir? -İki seçenek var. Kenti terkedecekler. Ya da Rusya''nın yıllar önce atom bombalarına karşı kurduğu sığınaklara gireceklerdir. Her iki halde de Ruslar Grozni''yi yerle bir etseler dahi Çeçen savaşçıları yok edemezler. Üstelik Rusya, Çeçenistan''a daha önce Afganistan''a gönderdiği askeri birliklerden çok daha fazla yığınak yaptı. Ruslar uzun namlulu ve kilometrelerce uzağa mermi atan toplarla saldırıyor. Şimdilik Çeçen savaşçılar hiçbir şey yapamaz. -Ruslar Grozni sokaklarını işgal etmeyecekler mi? -Mümkün değil. Ruslar sokak savaşında çok kayıp verir. 1996''da bunu yaşadılar. Binlerce Rus askeri öldü. Dolayısıyla Ruslar uzaktan bombalamayı tercih ediyorlar. -Siyasi çözüm yapılabilir mi? -Evet ve şart. Uluslararası baskı artmalı. Çağrılar yetmiyor. Uluslararası baskı şart. Ankara geç de olsa farketti tehlikenin büyüklüğünü. Rusya''nın açıklamasını ve uygulamasını AGİT Zirvesi''nde imzaladığı bildiride yer alan çözümle bağdaşmadığını duyurdu. Oh..be..nihayet. Bu kadar mı zor çıkar uluslararası diplomaside ağızdan bakla. Bazan "şak" diye çıkabilmeli. Ne var bunda?

Ankara''da iki etkinlik İstanbul''u geçti Başkent. Bunda Ömer Faruk Atabek gibi ustaların çok önemi var, hizmeti geçmiştir. Şu an hastanede yatan Ömer Faruk Atabek ustamıza Allah''tan şifa ve sabır diliyorum. Kendisi 10. Devlet Türk Süsleme Sanatları Sergisi''nin açılışına gelemedi. Ancak talebelerinin ödül kazanan eserleriyle hep konuşuldu. Bu yıl Hüsn-i hat, tezhip, minyatür, çini deseni ve ebru dalında Ankara''dan 141, İstanbul''dan 117, İzmir''den 2 eser katıldı. Oysa rekor hep İstanbul''un elindeydi. Flama el değiştirdi. Kültür Bakanlığı 600 milyon kadar da ödül verdi kazananlara. Hoş oldu. Karşılığı olmasa bile yüreklendirici bir girişim. Ancak sergilenen minyatür sayısı had safhada azdı. Dallar arasında denge sırıtacak kadar taraftı. Ebru yanı ağır basmıştı serginin. Tahsin Kurt, Ali Rıza Özcan, Adem Sakal, Zehra Davarcı, Müzehher Bice Özdallı, Ferhan Şenol, Ömür Koç, Nurhayat Köseoğlu, Funda Koçer, Aysel Koyuncu, Hülya Önal, Ekrem Çoktan, Yılmaz Eneş ve Tufan Sara''yı kutlarım. Kültür Bakanı Sayın İstemihan Talay''ın katkısı da unutulamaz. Ankara Kızılay Necati Bey Caddesi sonundaki Devlet Güzel Sanatlar Galeresi''ndeki bu serginin dışında, TÜRKSOY''un da Milli Kütüphane''de bir Türk Dünyası''ndan bir renk yansıtması var, kompozisyon sunması var ki nefis bir etkinlik. En fukara, fakat sanatta en iddialı Gagauz Yeri Sanatçılarının mesela Petri Fazlı''dan (düğüne hazırlık, düşünmek ve sonbahar ve oyun) tabloları izleyicinin önemli bir zamanını alacak kadar güçlü. Azerbaycan, Tataristan, Türkmenistan, KKTC, Başkurdistan, Kazakistan, Çuvaşistan hatta Tuva ve Hakasya''ya kadar Türk sanatçıların eserleri sergileniyor. Türkiye''den Mehmet Başbuğ haklı bir tercih. TÜRKSOY üç-beş ülke ile başladı etkinliğe. Baktım sayıları artıyor. Artık bu etkinlikler Türk Dünyası dışında özellikle batıya da taşınacak. Bunda da TÜRKSOY Genel Müdürü, Azerbaycan Kültür Bakanı Polad Bülbüloğlu''nun rolü unutulmaz. Türk Dünyası sanatçıları çalışmalarının karşılığını alamadıklarından SOS verirken, bu ilgi her türlü övgünün ve takdirin üstünde. NOT: Bugün Ramazan''ın ilk günü. Kutluyorum. Barış getirsin inşaallah. Yılın ilk sahurunu ve teravihini yaşadık. Allah kabul etsin. Ramazan, kültürümüzün bir yansıması. Hacivat-Karagöz oyunlarımız, mutfağımızın sadece bu aya has yiyecek ve içecekleri, minareler arasındaki mahyalar, ışıklandırılmış merkezlerimiz ve manilerimiz Ramazan aydınlığından sadece birkaçı. Daha da önemlisi artan ibadetlerle iç aydınlığımız, moral gücümüz. Hep devam etsin. Açları bir anlayabilsek.