Gireceğimiz yeni yüzyılda, Yeni Türkiye''nin sorunları ve çözüm önerileri de burada saklı galiba. Kim cem etmişse eline sağlık, tespitine teşekkürler. Slogan gibi de olsa hoş. Hak-İş''in 9. Genel Kurulu''na giderken bir emekçi kurultayına iştirak edeceğimi biliyordum. Ama ötekilerden bir farkı, bir lezzet aykırılığı vardı; her şey bir aydınlık çerçeveye, bir entellektüel tavra, sadece sorunlara değil çözüm tekliflerine de oturtulmuş bir genel kurul. Hükümet bu genel kurula iltifat etmedi, nezaket göstermedi. Temsilcileri gelseydi çok şey öğrenecekti, zarar ettiler. Üstelik Başbakan Ecevit bir zamanlar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yaparak ses getirmişti. Müteveffa İnönü''nün ayağının kaydırılması da bu havadan sonra gerçekleşmişti.
ÇÖZÜLME SINIF TANIMIYOR Başkan Salim Uslu arka plânı olan ve dünyaya açık, önemli kazanımları yakalamış ciddi lider, vazgeçilmez bir aydın. Açış konuşması bir uluslararası toplantıda adeta "Türkiye''ye Tebliği" gibiydi.
Notlarıma bakıyorum ne demiş diye; bazen bir yumruk gibi iniyor, bazen bir ipek gibi, kadife gibi temas ediyor bazen de ne kadar gerekliyse o kadar aktarıyor. "Refah ve adalet toplumdan esirgenemez..dikkat cinnet yeniden geliyor..kirlenme ve çözülme hiçbir sınıf tanımıyor..gerilimden beslenenler cepheleşiyor..üniversitenin önünde düşünce, özgürlük ve bilime barikat koyamazsınız..eli sopalı devlet görüntüsü dış itibarı zedeler..toplum, kendisini yönetenlerin çok önünde.." Bunlara bir itiraz var mı? Müsaadenizle devam edeyim kararlı, onurlu ve başı dik tespitlere, sevdası ve umudu Türkiye olanlara, toplumsal taleplere:
SİSTEMDEN İNATÇI TAVIR "Haklar ve özgürlükler riskle bezenmiştir.. Hak ve özgürlükleri vermeden hak ve özgürlükçü görünme kurnazlığı vardır.. Kullandığımız veya kullanmaya kalktığımız hak ve özgürlükler nedeniyle her an suçlanabilir ya da ceza görebilirsiniz.. Depremde enkaz altında kalan esasında sistemdir, yaraları sarmada, önlem almada ve çözüm üretmede beceriksiz ve mecalsiz, ancak hantal ve inatçı bir tavır sergileyen sistem, ilkel kurumları ile enkazın altında kalmıştır." Sisteme, işleyişine ve kurumlara yönelik sorgulama ve eleştirilerin artarak sürmesini isteyen Salim Uslu talepleri ezmek, es geçmek, ıskalamak veya ertelemek yerine doğru anlamanın gereği üzerinde duruyor. Diyor ki; bir Başbakan''dan alıntı yaparak: "-Devlete kırgın millet, toplumu tehlike olarak gören bir sistem, vatandaşı hiçe sayan bir bürokrasi, insanı dışlayan bir cumhuriyet, tüm bunlara karşı acze düşmüş bir siyaset mekanizması" tespiti yerinde değerlendirilmeli, iyi algılanmalı. Türkiye''nin değişime, değişimin dinamizme, dinamizmin özgürlüklere, özgürlüklerin de demokrasiye ve hukuka ihtiyacı vardır. Ben de kalıbımı basarım "bu bağlamda Türkiye''nin yeni düşünceye, bunu sağlayacak yenilikçi düşünenlere ihtiyacı" olduğuna. Bir anekdotu da ilginç:
MUZ MU, ŞALGAM MI? -Padişahla vezir muz sohbeti yaparken iddiaya girerler (Halk da muzu tanıyor ve yiyor.) Kaybeden 50 altın verecek. Sokaktan bir vatandaş huzura getirilir. Muz ikram edilir. Sonra padişah sorar "yediğinin adı nedir?" Adam önce düşünür, sonra şalgam''a benzediğini söyler. Padişah bahsi kazanmıştır. Vezir''den 50 değil, 100 altın ister. Çünkü adam sadece muz''u değil, şalgam''ı da bilmemektedir! İşte vatandaşın hâli. Genel Kurul''da Fazilet lideri Recai Kutan hazırlıksızdı. DYP Genel Başkanı Tansu Çiller kurultayı demokrasi şölenine benzetti, dünyanın fakirleşen ve zenginleşen olarak ikiye bölündüğüne dikkat çekti. Çiller''e göre; dünyada 17 milyar dolar parfüme veriliyor. Oysa 13 milyar dolarla dünyada açlık çeken insanların sorunları giderilebilir. Türkiye de maalesef en fazla küçülen ve en yüksek enflasyona sahip ülke. En önemli meselesi de işsizlik. Ülke vahşi kapitalizm ile yönetilirse böyle olur. 24 katrilyon faize gidiyor. IMF''nin başı istifa ettiyse, sistemin başarısızlığındandır, model yanlıştır. Bunun arkasına takılamazsınız. Hükümetin en hayırlı işi sorunların çözümü için yasa çıkarmamasıdır. Ülkemiz için siyasi liberalizm zaruridir, çözümdür. Herkesi kucaklayarak büyümek elzemdir.
VERİMLİLİK VE PAYLAŞMAK ESAS Çiller de emekçilerden en fazla alkış alan liderdi. MHP''den Genel Başkan Yardımcısı Şevket Bülent Yahnici namaz vakti geldiği için söz hakkını işçilere verdiğini belirtti. CHP''den Cevdet Selvi, bugüne kadar savundukları, korumaya çalıştıkları değerlerin avuçlarının içinden kaçtığını gördüğü için bir hakkı teslim ediyordu: Salim Uslu ve Hak-İş doğru söylüyor. KKTC Meclis Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu ülkesini anlattı. 58 sendika, üç federasyon var KKTC''de. Kamuda sendikalaşma % 88. Aman Ankara duymasın! Verimlilik ve paylaşmak esas diyen Hasipoğlu''nun öteki anlattıkları önemli: -Atina hiçbir zaman Türkiye''nin karşısına çıkamaz. Hep birini öne sürer. Şimdi de sıra Avrupa Birliği''nde. Onu çıkarmak istiyor. ABD bu konuda taraf. Nitekim Clinton İstanbul''dan sonra gittiği Atina''da "Hepimiz biraz Yunanız" demedi mi? Batılılar balkanlarda ayrı devletler kuruyor, BM kontrolünde Doğu Timor''a asker çıkarıyorlar. Kıbrıs sorununu ise görmezlikten geliyorlar. Sayın KKTC Meclis Başkanı Hasipoğlu''un da anekdotu dikkat çekici: -Yunanistan''da sürekli Türk düşmanlığı öğretiliyor okullarda. Bunu anlayanlar, aktaranlar 10 alıyor, diyor. Kıbrıs sorununun çözümü için neredeyiz hoş bir örnekleme doğrusu. Hak-İş''in demokrasi şöleninde çok sayıda da yabancı konuk vardı. Genel kurulda seçilen yeni yönetim de eskimezliğini gösterecek kadar birikimli, tecrübeli, aydın ve 2000''e hazır.

