CHP''de bu defa sandalyeler havada uçuşmadı.Ancak "son tango" da gerçekleşmedi. Şimdi daha hareketli danslar görünüyor ufukta..ça ça gibi, twist gibi.. Çünkü Genel Başkan Altan Öymen''in etrafı kendisinin dışında üç ayrı, eski tabirleriyle "hizip", yenisiyle "ekip"le çepeçevre sarıldı. Eski liderler, eski huylarından hiç ama hiç vazgeçmiyor. Deniz Baykal Parti Meclisi''nde yandaşlarıyla en fazla üyeye sahip oldu. Hasan Fehmi Güneş ile Murat Karayalçın ortak hareket etti. Fikri Sağlar en fazla oy alarak birinciliğe oturdu. Şimdi de adı "genel sekreterlik" için en kuvvetli aday. CHP tabanında çok sevilen Yüksel Çakmur ise en az üye ile temsil edilen bir demokrat mücadele adamı Ertuğrul Günay ile birlikte en dikkat çekici ekipte. "Altan Abi" ise sondan birinci değil de, ikinci sırada sayı olarak. Partinin ikinci adamı "genel sekreterlik" için yoğun kulis var. Adı dolaşanların başında ise Atila Sav, Ertuğrul Günay, Halil Çulhaoğlu, Algan Hacaloğlu, Emre Kongar, Bekir Yurdagül ve Yiğit Gülöksüz geliyor. PM''ye çoğu sivil toplum kuruluşu temsilcisi giremedi. "Onurlu istifa" ettiği görülen (parti barajı aşamayınca) Prof. Onur Kumbaracıbaşı da yok listelerde. Kaybetti. Mustafa Kul da öyle. "Minyeli Abdullah" filminde oynadığı başrol nedeniyle "dışlanmaya" çalışılan sinema sanatçısı Berhan Şimşek daha sonra "Deniz Gezmiş"i canlandırdığı beyazperde''de dinciliği değil solculuğu tescil olunca o da girdi listeye. Kanal 6''nın genç spikerlerinden Burçin Atılgan ile önümüzdeki günlerde dünyaevi''ne giriyor. Giriyor ama CHP''de gençler listeye giremedi, gençleştirme olamadı. DSP için Ankara''da CHP seçimleri böyle neticelenince şöyle deniyor "DSP istedi bir göz, Allah verdi iki göz." Yazı da gelse, tura da gelse sol kulvarda her şey DSP''nin lehine gelişiyor. Laf buraya gelmiş iken iktidar partilerinde durumda bir (değişiklik yok) olduğunu hatırlatalım. Ancak muhalefettekilerde biraz sancılanma olduğu artık gözlenmiyor, dışa vuruyor. Ana muhalefet Fazilet kasım ayında yapacağı büyük kongre dolayısıyla hareketli. Hareket daha çok Balgat Çalışma Grubu BÇG''nin müdahalesiyle büyüyor. Şimdi FP yönetimi mevcut haliyle, seçimlerde aldığı sonuçla ağır dille eleştiriliyor. İddia o ki, yeniler partiyi büyütemedi, küçülttü. Başkanlık Divanı ise, müdahaleler olmasa aynı görüşle merkeze gelinmesi partiyi, ilk seçimde iktidara taşıyacak. Ah bu müdahaleler.. Fazilet''teki gelişmeler müdahalelere de müdahaleyle daha bir dikkat çekecek gibi. Tek sorun FP hakkında devam eden dava. DYP''de sorun ciddi boyutlarda gibi gösteriliyor ama, iç muhalefet liderleri olarak görünenler henüz netleşmedi. Ayrıca Tansu Çiller partiye hakim. Ama bu tartışmalar bitti anlamı taşımıyor.
Kuyruklarda birkaç saat değil, birkaç gün beklenmeli Erbay Kücet 24 yıllık devlet memuru.
Geçen dönem bir sayın milletvekilinin danışmanıydı. Bu defa da bir başka milletvekili aynı görevi teklif etti. Eski öğretmen Erbay Kücet kabul edince yazışmalar başladı. Olurlar alındı. Erbay Kücet zannetti ki, gidip milletvekilinin ofisinde göreve başlayacak. Hiç mümkünü var mı sadece milletvekilinin ismi de değişse. Bay bürokrasi devreye girdi, şu kadar resimden, bu kadar doldurulmuş evraktan, ikametgahtan, sağlık raporundan başka bir de savcılıktan iyi hal kağıdı istediler. Sıhhıye''deki adliye''ye gitti. Bir de ne görsün, kuyruklar var tarihe geçecek, ''Guiness Rekorlar Kitabı''na girecek kadar muhteşem! Hepsi de savcılıktan sicil kağıdı alacak. Birkaç saat bekledi, sıra gelmedi. Yoruldu ve kuyruktan çıktı, sırasını da kaybetti, öğretmen Erbay Kücet. Daha sonraki günler gitti, değişen bir şey yok. Şimdi kendisi de neticeyi merak ediyor. İstanbul''da da yurtdışında eğitim görmüş, hizmetini bugün ülkesine veren vatandaş Yalçın Taş, yıpranmış ehliyetini yenilemek istedi. İyi ki kaybetmemiş, yoksa bütün karakollardan "ehliyetin bulunmadığına dair" yazı getirecekti. Şimdi eskisini verecek, yenisini alacak. Ancak, statükoculuk vatandaşı burada da tuş ediyor. Sadece yeni evrak ve resimler değil, bunları vermek ve almak için oluşturulan kuyruklar yok mu o yetiyor da artıyor bile. Yalçın Taş da bu işten vazgeçti. Eski ehliyetini kullanacak.
Gaffar Yakın''ın üç uzaklaşması Gaffar; Arapça,"kulların günahlarını affeden" anlamında, erkek çocuklara verilen bir ad. Çok az sayıda kullanılıyor bu isim artık. Ancak TBMM''de bunun bir örneği var: Gaffar Yakın. Esas mesleği hekimlik. Daha önce de ANAP''tan Afyon Milletvekili olmuştu. Sonra "bağımsız" kaldı. Bugün ise DSP''den parlamentoda. Demokratik sol da aralarında ilk defa böyle bir arkadaş ile tanışıyor. Kendi çerçevelerinde belki de alışmaya çalışacakları bir aykırı isim. Büyük bir talihsizlik "Merve Kavakçı" olayı, "şok kaset" gelişmeleri Gaffar Yakın''ı geri plânda bıraktı. Ta ki Diyanet İşleri''nin bütçesi görüşülmesine değin. Sayın Yakın Genel Kurul''daki konuşmasında üç yanlış açıklama yaptı. Birincisi Laikliği tarif ederken genel kamuoyunun değil de, sadece demokratik sol''un anlayabileceği bir dil kullandı. İkincisi Kur''an-ı Kerim''e sürçu lisan olarak kabullenebileceğimiz "kara kitap" dedi. Son olarak da Kur''an''ın ilk defa Cumhuriyet döneminde Türkçeleştirildiğini öne sürdü. Bittabi yoğun bir tartışma da başladı. Eleştiriler haklı Sayın Yakın''a. Kur''an adından da anlaşılacağı üzere Kur''an-ı Kerim''dir. Mushaf-ı Şerif''tir. Kara Kitap kesinlikle değildir! Laiklik inanmayanların olduğu kadar, inananların da hukukunu koruyan bir uygulamadır. Başarısını ise demokratik uygulamaya borçludur. Gerek Selçuklular ve gerekse Osmanlılar döneminde Kur''an-ı Kerim o günün Türkçesiyle meâl ve tefsir olarak çok güzel örneklerle, hizmet verilmiştir. Gaffar Yakın''ın doğru söylediklerine gelince, Diyanet İşleri Cumhuriyetimizin önemli kurumlarından biridir. Kurulduğu zaman Mustafa Kemal Paşa protokolde yer ve kırmızı plâka vermiştir. Verilen öneme binaen ücret skalasında da Genelkurmay''ın önünde yer almasıyla, Diyanet Başkanı''na ait lojmanın da Çankaya Köşkü içinde olduğunu ben hatırlatayım. Rıfat Börekçi merhum burada otururdu. Paşa''nın yanında. Sürçü lisan olarak kabul edebileceğimiz iddiaya gelince; Atatürk''ün emriyle gerçekleştirilen Elmalılı Hamdi Yazır''ın Hak Dini, Kur''an Dili Elmalı Tefsir''i Cumhuriyet döneminin ilk önemli eseridir. Hâlâ da öyledir. Ancak ilk defa Türkçe yapılan bir çalışma değildir. Daha öncesinde onlarca vardı ve Türkçe''dir.

