Halkın yönetimlere olan tepkisini Batı''da bir görün. Örgütlü veya örgütsüz toplum öyle bir kınıyor ki mağduriyetini, hayat felç oluyor. Üstelik protesto yerleri de kentlerin ta merkezi.. Dağın tepesi değil. Ayrıca burayı halk meşru hakkını kullansın diye hükümetler tahsis ediyor. Londra''daki "Hayde Park" gibi her türlü düşüncenin söylendiği, eylemlerin gerçekleştirildiği ve her gün gösterilerin yapıldığı fiziki mekanlar, alanlar her zaman hazır. Hollanda''da parlamentonun giriş kapısı önündeki alan deyin, park deyin, cafe deyin işte böyle bir yer.
Şimdi batıda petrole yapılan zamla#dan dolayı eylemler gerçekleşiyor. Her ülkede bir başka türlü. Bir kısmını bizzat yaşıyorum. Hiç alışmadığımız bir çeşidi de TIR''l#rın karayollarını ve otobanları tıkayarak, trafiği engellemeye çalışması. Bazıları kent ulaşımını da aksatıyor. Klâkson çalma yasağı böylece deliniyor. Petrol Üreten Ülkeler Teşkilatı OPEC toplantı üstüne toplantı yapıyor. 1967''den bu yana petrolün en fazla yükseldiği fiyat 2000''de yaşanıyor. OPEC üyeleri bir türlü üretimi artırmaya yanaşmıyor. Özellikle de üye sosyalist veya sosyal demokrat ülkeler bu tavrın en sert şeklini sergiliyor gelişmiş ülkelere karşı. Mesela Venezüela gibi. Arap ülkeleri ise "ne şiş yansın, ne kabap" diyerek iki tarafa da "mavi boncuk" dağıtıyor, durumu muhafazaya çalışıyor. Suudiler bunun bariz örneği. Yeter ki yönetim iktidarda kalsın. Gerici Arap rejimleri ülkelerini iyi yönetebilselerdi; 1967 İsrail-Arap Harbi sırasındaki "petrol krizi" çok iyi bir fırsattı. Batılıya petrol deyince hafakanlar basıyor. Halka rağmen, adı ister krallık, ister halk cemahiriyesi, ister Cumhuriyet olsun tümü uygulamada toplumun aleyhine netice veriyor. Yoksa Hollanda''da krallık, İngiltere''de kraliçe var. Petrolü kendi halkı ve ülkesi adına iyi değerlendiremeyen ve sadece kendi saltanatını sürdürmeye inat ile gayret eden çağdışı Arap yönetimleri "Filistin Sorunu"nu da bir türlü çözemedi. Görüşmeler devam ediyor. Ankara onlardan daha etkili ve itibarlı. Petrol zammı Avrupa''yı titretiyor. Fiyatlar bazı yerlerde Türkiye''yi geçti. Epeyi süre bir mark olan Almanya''daki benzin fiyatı; bugün yaklaşık iki buçuk mark''a satılıyor. Halk da öfkeli. Konuştuğum Almanlar; iki Almanya''nın birleşmesi, Rusya''daki Alman asıllıların ülkeye dönmesiyle iktisadi şartlarında sorun olduğunu, kaynakların buraya aktarıldığını, şimdi de zamlarla birlikte gelen "petrol''deki fiyat artışları"nın ülkeyi bir ekonomik krizle karşı karşıya bırakabileceğini savunuyorlar. Bazı ekonomistler de köşe yazılarında bunu doğruluyor. Son birkaç günde dolaştığım Köln, Aachen, Frankfurt, Mainz, Mannheim''da halk benzin zammını kınıyor. Oy verdiği partiye öfkesini bildiriyor. Pasif direnişe geçiyor. İngiltere''de de olaylar gelişiyor. Halk, Başbakan Tony Blair''den hiç olmazsa petrol vergilerini şimdilik geri çekmesini istiyor. Ancak nafile, Blair geri adım atmıyor. Fransa da öyle. Çiftçilerin eylemi Paris''i her zaman titretmiştir. Bu defa da farklı değil. Zam geri döndü. Bütün bunlara rağmen ne gözaltı var, ne polis copu; ne jandarma dipçiği...bazen tazyikli su sıkılıyor hepsi bu. Trafikçiler petrol zammının karayolunu pek etkilemediğini, petrol işverenleri satışlarında beklenenden daha az düşüş gerçekleştiğini açıklarken, kamuoyu araştırmalarında yönetimlere tabanda halkın verdiği destekte azalma gözleniyor. Bir de bazı kişi ve kuruluşların açtığı dava ve tazminat dikkat çekiyor. Batının gelişmesi bir çürük ipliğe mi bağlı? Elbette değil. Petrol krizine karşı Japonya yıllar önce tedbir aldı. Yeni enerji kaynaklarını devreye soktu. Doğalgaz batıda yaygın. LPG istasyonları bir hayli fazla. Bu tür araba da üretiliyor. Yaygın ve hızlı demiryolu ağı ciddi bir alternatif. Daha da gelişiyor. OPEC ülkelerinin çoğunun gerici rejimlerle yönetilmesi de batı için bir şans. Şanssızlığı ise Avrupa Topluluğu''nun örgütlü ve bilinçli tüketici olması. Hakkını gaspettirmiyor.

