Herkes dün Başkent''te gördü ki artık 100 binlik stadyumlara, 25 bin kişilik de çok amaçlı kapalı salonlara ihtiyacı var artık Türkiye''nin. MHP''nin 6. Büyük Kongresi''nde bu gereksinim pekişti, sırıtarak kendini yeniden ele verdi. Süleyman Beydili de belki kongre salonunu dizayn, sloganları tespit ederken bu kadar olacağını beklemiyordu. Hani alt salon sadece basına ait olacaktı? Nerede; halkla birlikte hizmet verdik. Ah bilgisayarlar için teknik donanım, yazılar için de faks eksiği olmasaydı salonda, ne vardı? Ortada Atatürk, yanında Türkeş merhum ve Devlet Bey''in portreleri asılıydı. İki meyan kökü ikram eden şerbetçi salondaki su karaborsacılarına savaş açsalardı keşke. Disiplin had safhada olsa da MHP Zile Teşkilatı zaman zaman posterleriyle bunu bozmak istedi. Ama disiplin oturmuştu. İstiklâl Marşı söylenirken bazı gençler bozkurt işaretiyle, sağ kolları havada selâm durdular! "Devletin başına Devlet gelecek" bütün salon ayakta tek slogandı. İnledikçe inledi. Tek parti iktidarı özlemi vurgulandı. Atatürk''e Türkeş''e ve Elçibey''e Fatihalar gönderildi. Salona tek çöp atılsa görevliler hemen alıveriyordu.
Bilimsel bir metin Dışarda büyük ekranda içerisi izlenirken, bu defa kebap kokuları yok, onun yerine daha fazla değişik ot satan mini aktarlar vardı. Ama MHP amblemli her şeyi bulmak mümkündü. Sonra Osmanlı armaları, kitap ve bozkurt posterlerini muhtevi tezgahlar da bir hayli fazlaydı. Divan ilan edildiğinde yüzlerde bir tebessüm oluştu. Prof. Ercüment Konukman''ın başkanlığa teklifi küs ve limoniliğin giderildiğinin işaretiydi. Sonra salonda tek listenin de çarşaf olduğu duyuldu. Mutluluklar daha da arttı. Hatta bazı delegeler "madem öyle, parlamento dışındaki partileri bile sinemizde toplayabiliriz" demez mi? Genel Başkan Yardımcısı Şevkat Çetin''in irticalen yaptığı konuşma salonu diri ve heyecanlı tutu. İçlerinden biriydi adeta. Sorunlarını bilen, onlarla hemhal biri üstelik. Medya''ya da fiske atmadan edemedi "Bakın bu kongre magazin haberlerinin üretildiği bir kongre değil." Salon hınca hınç dolu ama, kadın az, başörtülü hanım daha da azdı. En tepede ise iki üniversietli genç kız sürekli üç hilâli yüksekte tuttu. Devlet Bahçeli konuşmak için anons edilince deprem oldu sanırdınız. Öyle bir tezahürat vardı. Krovoze lacilerin içinde Devlet Bey, üniversitede ders verir gibiydi. 20 sahifelik konuşma basına yetişmedi. Kapanın elinde kaldı. Metin, teori ağırlıklıydı, gerilimsizdi. Yaklaşık iki saati aşkın konuşma süresinde Devlet Bey, özellikle küreselleşme, globalleşme üzerinde hassasiyetle durdu. Bu kelimelere alışık olmayanlar artık ezberledi. Akademisyenlerin mührü olan konuşma metninde, bilimsel yanı ağırlık kazanınca salonda gerilim de azaldı. Zaman zaman bunu farkeden Devlet Bey, cümlenin son kelimesine vurgu yapınca "bülbül sesli" tezahüratların ardı arkası kesilmedi. Bittabi bu, teknik bir oyundu.
MHP geleceğin partisi Türkeş Ailesi''nden kimse yoktu. Prof. Ahmet Vefik Alp ve emekli Tümgeneral Raif Babaoğlu bakanlar sırasında oturdu. "Bilge lider, Dürüst kadro, İlkeli Siyaset" pankartı spotların en büyüğüydü. Sayın Bahçeli af mevzuuna hiç girmedi. Öcalan teröristini gündeme taşımadı. Devlet Bey''e göre, adalet, dayanışma, hoşgörü, insan hakları ve demokrasiyle piyasa ekonomisi hayati özelliğe sahip. Bunları milli ve küresel oluşuma aktarmak daha da önemli. Ziya Gökalp''in görüşleri artık günümüzde geliştirilmeli, öyle bırakılmamalı. Ülkede ve dünyada yoksulluk, kıtlık ciddi boyutlarda. Refahın dağılımı adil değil. Evrensel sorun ve birikimler milli kültürleri tehdit ediyor. Dinler ise rekabet değil, küresel dayanışma içinde olmalı. Bilim ve teknoloji denetimi sağlanmalı, küreselleşmenin de kölesi değil efendisi olunmalı.

