Kaydet
a- | +A

İstanbul''da#dım dün. Nasreddin Hoca geleneğinin temsilcisi, güldürü sanatçısı ve mizah ustası Kemal Sunal''ın cenaze töreni vardı. İlk gün "kelime-i tevhid", dün ise "Türk Bayrağı"na sarılı tabutunun arkasından, önce AKM''de ardından Teşvikiye Camii''ndeki dini törenden sonra binlerce seveni yürüdü. Böyle kalabalıklar az oluyor artık. Hem durum tespiti yaptırtan, hem güldüren, hem düşündüren Kemal Sunal''ın oğlu Ali ve Kızı Ezo''nun anlattığı kadarıyla kendisi de filmlerini seyreder, gülermiş. Gülmeyi unutmuştuk inan olsun. Hayat her haliyle güzel, toplumu karamsarlıktan iyimserliğe itelemişti filmleriyle. Dolayısıyla rekor kırıyordu çalışmaları. Stres atılıyordu filmlerinde. Kahkahalarla kırıp geçiliyordu. Saflığı, içtenliği bir sevgi yumağının uçlarıydı; el değmemiş bembeyaz. Rahmet olsun Kemal Sunal Usta''ya.

Usta''ya rahmet Farkında mısınız bir ustamızı daha kaybettik geçenlerde. Sessiz sedasız da defnettik Ümraniye Kocatepe Mezarlığı''na. Cinuçen Tanrıkorur kanser ve böbrek yetmezliği yaşıyordu. Kimse duysun, üzülmesin gibi bir endişe taşıyordu, hasta yatağında. Bir yıldır Marmara Üniversitesi Hastanesi''nde tedavi görüyordu ama kimse bilsin de istemiyordu. Ne acı; vefat ettiği gün yıllarca çalıştığı devlet televizyonu bile bir filmini, bir diasını, bir resmini yayınlayamadı. Oysa Müzik Dairesi Başkanlığı yapmıştı, repertuarımıza da 500''ü aşkın eser kazandırmıştı. Esas mesleği mimardı Cinuçen Bey''in, İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Almanca ve Arapça biliyordu. İsminin yanlış yazılmasına ve telaffuz edilmesine öyle bir kızardı ki, tasavvur bile edemezsiniz. Hele yazılarına olan titizliği, Türkçe''ye olan duyarlığı ve imlâ hatalarına tahammülsüzlüğü ipleri koparması için yeter sebepti. Yeni Türkiye''deki bir yazısındaki basit bir hatadan kıyametler kopardığını Güler Eren Hanım anlatmıştı. "Küçük dilimi yuttuğumu sandım" dedi. Ünlü bestekâr ve Udi Cinuçen Tanrıkorur şehirciliği ve mimarlığı geri plâna itti, dünyanın dört bir yanında Türk Musikisi''nin söz ve saz eserlerini muhtevi resitaliyle ozan geleneğimizi yaşattı. Ud''uyla sanatımızı ve ülkemizi tanıttı. Şeddisabâ, Zâvilaşîran ve Gülbuse makamlarını buldu. Evcara Ayin-i Şerif''i her şeyin fevkinde. Şarkılara Susamış Geceler Gibiyim, Günaydınım Narçiçeğim, Tarla Dönüşü, Yavru Güvercin imzası olduğu sadece birkaç ünlü eseri. En iyi giyinen sanatçılardandı. Aşırı nazikti. "Türk Mûsikisi tek seslidir ve çağdışıdır" diyenlerle savaşı vardı rahmetlinin. Müzik kültürümüzün hayatın içinde kalması için yaptığı mücadele çok önemli.

Bir meslek kuruluşunun yönetimindeydim. Neden bir konser verdirmeğimizi sordu. Aydınları müzik ile tanıştıracaktı. İki ustayı Meral Uğurlu ve Kani Karaca''yı önerdi. Hafız Karaca''nın ilk konseri olacaktı bu. Posterlerin dizaynıyla kendisi meşgul oldu. Sadece bir gül vardı kapakta. Sonra da sanatçıların isimleri. "Tarihi Gelişimi İçinde Türk Sanat Musikisi Konseri" Ankara Arı Sineması''nda gerçekleşti. Bilet bulmak deveye hendek atlatmaktan daha zordu.

Bir dünya sanatçısı Bu mutluluğu yaşayanlar talepte bulundular. Bu arzu yine bizim organizemiz, Cinuçen Bey''in himmetiyle Bekir Sıtkı Sezgin (rahmetli) ustayı Ankara''ya çağırmamızla neticelendi. Davetiyedeki harflerin karakteri ve rengine kadar ilgilenirdi, davetlilerin nereye oturacağına değin titizlik gösterirdi. Türkiye''yi yönetenler bu konserdeydi. İlgi ve tezahürattan Kani Karaca''nın nasıl hüngür hüngür ağladığını halâ hatırlıyorum. Cinuçen Bey ise çok mutluydu. Hastalığı sırasında derin bir tevekkül ve teslimiyet içindeydi. Popülizmi değil hep yeniliği aradı, çalışkandı, titizdi, üretkendi, zevk sahibiydi. "Türk''e has"tı bütün güzellikleri. Arayışları da klasiklerimiz içindi. Rahmet diliyorum, mekanı cennet olsun Cinuçen Usta''mızın Bir hafta içinde iki önemli sanatçıyı ahirete uğurladık. Ancak eserleri ve hatıraları hep bizimle.