Kaydet
a- | +A

"Anayasa Yargısı Sempozyumu" vardı dün Anayasa Mahkemesi''nde. Medya mensupları ise konuşmacılardan ve konuklardan daha fazlaydı. Önce Devlet Opera ve Bale Sanatçıları bir mini konser verdi. Bütün devlet ricali burada. Liderler de öyle. Anayasa Mahkemesi''nin 38. yıldönümü dolayısıyla tertiplenen toplantının açılışını yapacak Başkan Ahmet Necdet Sezer''in konuşması ilaç gibi geldi nefis konser sonrasına. Geçen sene yaptığı konuşmayla bütün demokratların gönlünde yer edinen Başkan; hukuk, demokrasi, insan hakları literatürüne de dip notlar koyuvermişti. Bu yıl da çerçevesi aynıydı. İktidar partilerinin ortak aday olarak kendisini Cumhurbaşkanlığına aday göstermeleri de Ahmet Necdet Sezer''i hiç ama hiç değiştirmemişti. Ancak yönetimde sorumluluk almış siyasilerle, öteki liderlerde bir değişim hissediliyordu. Başbakan Ecevit, bir yıl önce Cumhurbaşkanlığına Sayın Demirel''i yeniden aday göstererek, Anayasa değişikliği için kolları sıvadığından bu yana ülke buraya kilitlendi. Bu kilid de hâlâ açılmadı. Ardından muhalefetin de uzlaşabileceği bir aday için temaslar yapan Başbakan Ecevit, daha sonra yeniden tavır değiştirdi ve kafasında olan iki ismi açıkladı. Bu da heyecan uyandırmayınca, hatta Prof. Mehmet Haberal teşekkür ederek, böyle bir adaylığa onay vermeyince, üç lider "Ahmet Necdet Sezer" üzerinde anlaştı.

Bir ama pîr teklifler Öyle bir zamana denk geldi ki bu, dünkü toplantı bu açıdan daha fazla medyatik oldu. Sayın Sezer yine bam teline bastı, demokratik tavrını gösterdi. "Haklar ve özgürlükler insanlığın onuru ve erdemidir" yazılı panonun altında konuşan Sezer, toplumun hukuk düzenini de, kendi düzeyine getirdiğini anlattı. Örnek olarak da 1982 Anayasası''nın artık terkedilmek üzere olduğunu gösterdi. Hukukun evrenselleşmek üzere değişim sancılarını aktardı, hukuk devletinin cumhuriyetin nitelikleri içinde olduğunu savundu. Alkışlanmaması belki popülist falan olmuyor ama bu konuşma heyecanları artırıyor, eksiltmiyor. Notlarıma bakıyorum, işte özetle: "-Anayasal düzenlemeler insan içindir. Devlet insan için vardır. Seçimler bir ülkenin hukuk devleti olduğunu göstermez. Yöneticiler demokrasinin kuralsızlıklar ve keyfilik olmadığını bilmeliler. İstikrar hukuksal güvence ile sağlanır. Demokrasinin temeli de hukuk devletidir. Yönetenler de yönetilenler gibi hukuka bağlı kalmalıdır." Bu tespitler geçen yıldan az farklı. Ancak yenileri toplumumuzun ve insanımızın nasıl değiştiğini ve geliştiğini göstermesi açısından ilginç "Cumhurbaşkanının tasarrufları ve Askeri Yargı ile Yüksek Askeri Şûra kararları denetime tabi olmalıdır.. Sayıştay''da olduğu gibi kişiye özel yasa değişmez.. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu oluşumu da hukuk ilkelerini zedeliyor. Bunlarla idari yapı daraltılıyor. Hak arama özgürlüğü daraltılmamalı, genişletilmeli. Yargı denetimi hukuk devletinin olmazsa olmaz ilkesidir. Tasarrufların yargı dışında tutulması hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz." AİHM Başkanı Luzius Wildhaber de konuştu. Ulusal hukukların evrensel hukuka uyum zaruretinden bahsetti.

Eleştiriler Konuşmalar öyle görünüyor ki "Cumhurbaşkanlığı Seçimi" sıcaklığında kaybolacak. Çünkü "ben ne söylüyorum, sazım ne çalıyor" misali. Sezer''in konuşması değil de, adaylığı eleştirilmeye başlandı: "Haşim Kılıç''a başkanvekili olarak oy vermişti. RP''nin kapatılmasında 11 imzadan 9''u arasında olması önemli değil. Ekonomi bilmiyor. Dış dünya ile teması eksik. Politikaya çok yabancı. Ülke sorunlarına ''işsizlik, enflasyon gibi'' alışması zaman alacak. Az konuşuyor, mütevazı, öne çıkmıyor. Dışardan bir aday Meclis''in itibarını sarsabilir, konjonktür böyle gerektirmiyor. Oylamada gizlilik esas, liderlerin kararları sandık başında milletvekillerini etkilemiyor." Bana göre Ahmet Necdet Sezer, önemli ve hayati şeyler söyledi. Asıl onlar tartışılmalı. Mesela teklifleri, tespitleri; MGK zamanında çıkarılan kanunların Anayasa''ya uygunluğu, Cumhurbaşkanı''nın Anayasa Mahkemesi üyeleriyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı''nı seçmesine son verilmeli ve idari yargı denetimini daraltan ve bu nedenle hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan Anayasa kuralları kaldırılmalı konuları tartışılmalı, değerlendirilmeli. Gerçek yürekli hukukçulara o kadar ihtiyacımız var ki, en az tarifi yapılan ve aranılan Cumhurbaşkanı kadar.