Kaydet
a- | +A

Teröristbaşı Öcalan idama mahkûm edildi. Suçu işleyen, cezasını görür. 30 bin masum insanın kanına giren bir cani cezasını çeker. Adalet yerini bulur. Adli yargı görevini yaptı. Hür ve bağımsız iradesini ortaya koydu. 65 milyon insanımızın vicdanının sesi oldu. Hissiyatını aktardı. Acıyı; hakka hukuka, adalete inkılap ettirdi. İçlerinde bazı dost ve müttefik ülkelerin de bulunduğu baskı; hiçbir fayda vermedi, Türk milletinin beklediği karar üzerinde. Milletin hakkı galip geldi. Hak, hukuk ve adalet üstünlüğünü gösterdi, hiçbir cezanın karşılıksız olmadığını tescil etti. Yargılama süresi yaklaşık bir ay sürdü. Hukuk kuralları aynen uygulandı. Bazılarının beklediği gibi sorunlar yaşanmadı. İçte ve dışta eleştirilen bir husus görülmedi. Netice Türk hukukuna göre meşru bir cezadır. Bundan sonraki maceracılar için de caydırıcılığı havidir. Terör uluslararası bir sorun olduğu için, aynen uluslararası uyuşturucu sorunu gibi, mafya gibi bütün ülkelerin ortak sorunudur. Ve Türkiye, uluslararası terörün bir parçası olan PKK''ya ve onun liderine müsaade etmedi. Ülkenin, milletiyle bölünmez olduğunu gösterdi. Bu husus özellikle bazı çevrelerce daha iyi aygılanmalı, daha iyi bilinmeli. Ankara da söz konusu karar ile iktifa edip; kolaycılıka kaçmamalı, PKK terörünü bütün dünyaya bir kez daha anlatmalı, aktarmalı, neticelerini yeniden hatırlatmalıdır. İç kamuoyuna gelince, ısrarla üzerine gittiğim gibi beyazperdede ve ekranlarda bunun dramaları yapılmalı, şehitlerimiz unutulmamalı, nereye nasıl geldiğimiz hafızalarda sürekli tazelenmelidir. Almanya''da Yeşiller başta bazı ülkelerin yetkilileri "idam kararının, insan haklarına aykırı olduğunu" savunsa bile Türk Ceza Hukuku''nda böyle bir ceza vardır, ABD örneğinde olduğu gibi bazı gelişmiş ülkelerde de uygulanmaktadır. Türkiye''yi bir yandan Avrupa Birliği''ne almamakta direneceksin, öte yandan da bir ülkenin içişlerine varacak boyutta müdahale edeceksin. Bu politikanın hiçbir inandırıcılığı yoktur. Dahasını da söyleyeyim, şimdi batılı ülkeler "Kıbrıs sorunu"nu kaşıyacak ve yeniden dünya gündemine getireceklerdir. Nitekim bunun alâmetleri de görülmeye başlandı, Türkiye''nin adada asker sayısını azaltması istenmektedir. Ankara''nın handikapı bu. Meselesini dış dünyaya anlatmaktaki sıkıntısı ve tıkanıklığı had safhada. İşte bu yenilmeli, yenilenmeli. Millet vicdanının rahat olmasının fotoğrafları gösterilmeli. Türkiye''de huzur ve içbarışın pekişmesini istemeyenlere rağmen bu gerçekleştirilmeli. Vatana ihanetin karşılığı bütün ülkelerde aynıdır. Nitekim Avrupa Birliği ülkelerinde de bu uygulama savaş veya savaş tehlikesi anında uygulanıyor. Şehit anaları gözyaşlarını silmeli, gün adalet günü, barış ve umut günüdür.

MESS''ten işsizlik için 10 emir Sosyal Güvenlik Reformu için Ankara''da yoğun çalışmalar var. Taraflar bu değişikliğe sıcak. Böyle gitmesi mümkün değil. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan''ın açıklamasına göre "emeklilik yaşı tartışması" yapılırken ülkenin sosyal güvenlik açığı 20 katrilyon. Türkiye % 300 faiz ile para bulsa bile bu açığı kapatamıyor! Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) da 1998 sonu itibariyle değerlendirdiği Türkiye Ekonomisi''nde ithalat kısıtlandı, imalat sanayii yatırımları ve üretim azaldı. Yabancı sermaye ülkeyi terketti. Bunların sonucunda talep daralması meydana geldi. İç borçlanmada talep esnekliğinin olmaması ve yüksek faiz beklentisinin kırılamaması nedeniyle de enflâsyonun üzerinde borçlanıldı. Avrupa ve BDT ülkelerine ihracat % 45.2 oranında azaldı. Hal böyle iken kısa adı MESS olan Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası "On Emir" yayınladı ülkedeki işsiz sayısını artırmak isteyenler için! Siz buna ister gerçek deyin, ister karamizah, isterseniz gırgır deyiverin. MESS Bülteni''ndeki "İşsiz sayısını artırmak mı istiyorsunuz, işte 10 Emir"i şöyle. Ancak özetle: 1. Devletin ekonomi üzerindeki denetimini ağırlaştırın. Fiyat ve kârların kontrolünü isteyin. Piyasa ürktükçe alkışlanırsınız. 2. Yatırımı zorlaştırın. Formaliteleri artırın. 3. Genç emeklilik sayısında patlama yapın, böylece birkaç yüz fabrikayı daha kapatmış olursunuz. 4. Özürlü, hükümlü ve malülün yanına barajı geçen siyasi partilerin yandaşları için de çalıştırma yükümlülüğü getirin. 5. Zaman zaman hafif dönüşler yapın, bunun kamu yatırım harcamalarındaki büyük bir artışla dengelenebileceğini savunun. 6. Enflâsyondan hiç bahsetmeyin, seçmenin duygusuna seslenin. 7. En iyi vergi gizli vergidir. Vergi ödenmediğini iddia edebilirsiniz. 8. Tasarruf yapanlardan vergi alın. Vergi kaçıranlarla uğraşmayın. 9. Kimseye ekonomi-iktisat bildiğinizi hissettirmeyin. 10. Bunlarla sonuç alamıyorsanız "sömürüden, finans kapitale dayalı piyasadan, egemen güçlerin oligarşik iktidarından, emperyalist sermayeden, komprador azınlıktan, çok uluslu şirketlerin sömürüsünden" söz edin. Ne dersiniz; dün toplanan İşçi konfederasyonlarının açıklamasına değin bekleyelim isterseniz? LDP Genel Başkan Yardımcısı Babür Benderlioğlu "malî milad yüzünden, servet ülkeden kaçtı" dese de biraz bekleyelim.

Ünal''ın kitap tiryakiliği "Çiçero, Roma İmparatorluğu"nun yıkılışının sebebini şöyle ifade ediyor: Çok konuşuyorduk ve bilgisizdik. Almanya''da kişi başına düşen ortalama okuma oranı 23 dakikadan 18 dakikaya düşünce, kamu görevlileri telaşlanmaya başlamışlar. Bu oranın 10-15 saniyelerde seyrettiği Türkiye''de hangi endişeyi hissediyoruz. "Sürü"lerin idarecisi olmak isteyenler, okuyanlardan hoşlanmazlar. Çünkü insanlar, okudukları ölçüde boyunduruktan kurtulurlar. Bilgisiz itilip, kakılır. Bilgisiz alınıp satılır. Bilgisiz güdülür. Parçalanıp yutulur. Kitapları okudukça iç ve dış âlemlerimize projektörlerin çevrildiğini farkederiz. Bir taraftan iç dünyamızın kıvrımlarında dolanırken, bir taraftan da okyanusları ve yıldızları turlarız. İyi okuyucular için bütün sınırlar kalkar. Çünkü kitaplar, okuyanların bütün kainatta geçerli yeşil pasaportudurlar. Sakın ha.. pasaportunumuzu unutmayalım." Sim Yayıncılık (İstanbul Cd. 48/34 İskitler-Ankara Telefon 0 312 384 30 18) bilimsel endişesi olmayan, ancak hasbi, gerçekçi, akademik referanslarında bile su gibi içilerek okunan, bol anekdotlu, size nerede bulunduğunuzu farkettiren bir çalışma yayınladı. Yazar, eğitimci ve aynı amaçla çerçeveli bir sivil toplum kuruluşu lideri İbrahim Ünal''ın Kitap Tiryakiliği çalışması şiir gibi, roman gibi bir tutkulu şey. Kutlamaktan da öte, yenilerini istiyorum azizim İbrahim Ünal Bey.