Rahmetli Barlas Küntay anlatmıştı. O günlerde Turizm ve Tanıtma Bakanı''ydı: -Türkiye''yi tanıtmak için batıdan 500 kadar yazar, gazeteci, fotoğrafçı, televizyoncu davet ettik. Amacımız da Türkiye''yi bizzat görsün öyle değerlendirsinler. Tanıtımımıza faydalı olur diye düşündük. Ülkenin her tarafını gezdirdik, yedirdik, içirdik. Bir ay sonra da döndüler.
-Sonra ne oldu, Türkiye''yi tanıttılar mı? Faydalı oldular mı? -Bir gazeteci yazdı Türkiye ile ilgili. o da aleyhte yazdı.
Bu anekdotu şunun için hatırladım. Tataristan''ın Başkenti Kazan''dan gelmiş bir konuk dostum var. Altı senedir görüşemiyorduk. Dün bir sürpriz yaptı. Sevindim. Gazeteci Yazar Tevfik Eydi Ramazanoğlu 11 ciltlik bir dizide (üç cildi yayınlanmış) Tatarlar''ın yaşadığı ülkeleri tanıtıyor. 9 milyon Tatar''ın ancak 1.8''i Tataristan''da yaşıyor. Bu ülkelerden biri de Türkiye.
MEDENİYET VE FİKİR İŞÇİSİ Tevfik Eydi, Tataristan basınında Türkiye''yi tatar halkına tanıtan, halklar arasında iletişim kuran, yanlışlıkları izale eden, kaygı, endişe ve sevincimizi içinde hisseden "Tataristan''ın tanınmış medeniyet ve fikir işçisi". Bu aynı zamanda Moskova''dan alınmış bir belgedir. Ancak hep inandığını yazdığı ve Komünist rejime medhüsena etmediği için de hiçbir meslek kuruluşu kendisini üye kaydetmemiş. Hâlâ da bağımsızlığını koruyor. Komünizmin bir aydına yakışmayacağı kanaatinde. Bizim marksistler duymasın. Şimdi ülkesinde eski marksistler bugün hızlı demokrat (mış). Türkiye''yi Tatarca''ya tercüme etti. Nazım Hikmet, Yaşar Kemal, Aziz Nesin dahil Reşat Nuri, Mehmet Niyazi, Caht Sıtkı, Necip Fazıl, Abdülhak Hamit, Necati Cumali, Tarık Buğra''yı Tevfik Eydi''nin kaleminden tanıdılar. Bunları yaparken içinden geldiği için yaptığını belirtiyor, haz duyduğunu anlatıyor. İstanbul''a da aşık bir yazar. Yıllarca Kazan-İstanbul trafiğinin yoğunluğunu şimdi daha iyi algıladığını belirtiyor. İki medeniyet merkezi çünkü. Tataristan''a girmenin yolunun da edebiyat olduğunu hatırlatıyor. "Sovyet ideolojisine zarar veren adam" diye mimlenen Tevfik Eydi, şimdi Tatarlar''ı Türk Dünyasıyla tanıştırmaya çalışıyor. "Cennet Adası" kitabında KKTC''yi tanıtıyor. Lefkoşe''de görüştüğü yetkililer "ya öyle mi" falan diyerek O''nu üzmüşler.
KARDEŞ KUCAĞI Şimdi sıra Türkiye''ye geliyor. Türkiye izlenimleri ülkemizdeki Tatarlar''ın yaşayış biçimlerini, halkımızın istatistiklerle yaşantısını gözler önüne seriyor. Mesela diyor ki: "Estonya''da1 kişiye 11 kitap düşüyor, Türkiye''de ise 4 kişiye bir kitap. Türkiye''de çok sigara içildiği (özellikle de kapalı yerde) dikkatini çekmiş. Bu tespite bizimkilerden elbette kızanlar olmamış değil. Olmuş. Batılılar gibi gidipte ülkemizi sefaletler ve hürriyetsizlirler memleketi olarak göstermiyor, tam tersine haklı bir uyarıda bulunuyor. Resmen hiç davet edilmemiş yazar Türkiye''ye. Özel dostları hariç. Yeni Forum dergisinin düzenlediği Bodrum''da Kardeş Edebiyatlar panelinde tebliğ sunmuş. Dönüşünde de İzmir, Manisa, Kuşadası, Kütahya, Eskişehir, Ankara ve İstanbul''u tarihi ve turistik yerleriyle tanıtmış yayınladığı eserinde. Hele "Kardeşler Kucağında" adlı çalışmasını okuyunca keyiflenmemek elde değil. Bu defa kendisini Hakan Kırımlı konuk etmiş. Ulus''ta bir otelde kalıyordu. Anlattıkları da ilginçti. Türkiye''de de bir dizi temas yapmış çalışmalarıyla ilgili. Son eserine 6 bin dolar harcamış ve evini ipotek ettirmiş. Devlet kütüphane sayısı 3000 olmasına karşılık, 50 tane satın almış Kazan Hükümeti. Canı sıkılmış. Ülkesinde en üst düzey geliri olanların maaşı 100 dolara varmıyor. Halkın alımgücü fazla yok. Kitap bizdeki gibi öksüz ve yetim.
SOS SİNYALLERİ Eserleri 16 dilde basılanYazarların durumu; SSCB dağıldıktan sonra bütün Türk Cumhuriyetleri''nde sanat, fikir, ilim ve edebiyat hayatı sos veriyor. Tataristan da öyle. Oysa bu konuyla alakâlı olmak üzere ilgili bir devlet bakanlığımız var. Başında da bu konuda duyarlı ve önemli bir isim Prof. Abdülhaluk Çay bulunuyor. Yine amaçlarından biri bu olan TİKA da buraya bağlı. Fakat ilişkilerimiz yeterli değil, bu ülkelerde Türkiye''nin tanıtımı, halklar arasındaki sıcak ilişkiler ve meslek kuruluşları arasındaki diyalog yeterli düzeyin çok altında. Bir yerde bir tıkanıklık var. Düğüm atılmış çözülemiyor. Her şey var helva yapıp yiyemiyor Ankara. Karşısında da Türkiye için evini ipotek edip kitabını bastıran bir dost değil; bir kardeş, dindaş ve soydaş bir fikir işçisi bulunuyor. Eserin adı da: Türkiye kucağında.
TÜRKİYE İÇİN EVİ İPOTEKLİ Ne sıcak bir yakıştırma. Algılama. Türkiye ile Tataristan arasındaki bağları güçlendirmeyi amaçlamış bir esere nasıl baktığımız belli değil, ama batıda ülkemiz aleyhinde bir eser yayınlanırsa onlarca masraf edip başarılı olmadığımız gibi, O''nun propagandasından da geri durmuyoruz. İşte son örneklerinden bir Gece Yarısı Ekspresi filmi! Kültür Bakanlığı''mızda bu tür gelişmeleri yakın takibe almalı. Meselâ tercüme ettirmeli. Böylesine bir zaafını gidermeli. Size bir husus hatırlatayım mı Tataristan başta neft (petrol) yeraltı zenginlikleriyle bütün dünyanın dikkatini çeken bir ülke. Sadece kültürel değil, bittabi ekonomik ilişkileri de örtüştürerek uzanmak gerek Kuzey''e doğru. Bu da sanırım ülkelerin ve halklarının önce birbirini tanımasıyla oluyor. Bunda da sanatçılara, yazarlara en başta görev düşüyor. Onlar görevini yapınca gerisi ülke yönetiminde sorumluluk almış kişi ve kuruluşlara kalıyor. Ne dersiniz?

