Kaydet
a- | +A

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''in gerek son basın toplantısı ve gerekse "Politikanın Nabzı" programına yaptığı açıklamalar yabancı medyada da geniş aksiseda buldu. Her ülke yayını algıladığı biçimde yansıttı kendi kamuoyuna. Mesela Kuveyt Demirel''in Irak''ın uluslararası kararlara uyması gerektiğini belirtmesi, Kuzey Irak''ta otorite boşluğu nedeniyle Ankara''nın güvenlik önlemlerini artırdığına dikkat çekmesi flaş olarak veriliyor. İran ise Demirel''in "iki ülkenin aralarındaki yanlış anlaşılmaları gidermeleri gerektiği ve münasebetleri hüsnüniyet çerçevesinde sürdürmeleri" çağrısını öne çıkarıyor.

TÜRKİYE İLGİYLE İZLENİYOR Batı medyası ise terörist başı Öcalan ile ilgili açıklamaları yeğ tutuyor. Demirel''in infaz için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını beklemenin faydalı olacağı biçimindeki açıklamasını mesela BBC "Strasbourg''taki hukuk süreci 2 yıl alabiliyor" diye de dikkat çekiyor. Almanya da öyle. Duygularla değil, Türkiye''nin akılcı yorumladığını aktarıyor. Süleyman Bey''in "Kıbrıs ve Ege Sorunu''nun çözümünü kimse sabote etmeye kalkmasın" uyarısını da dikkate almış. Almanya işi ciddi tutuyor ve Ankara''daki gelişmeleri itinayla izliyor, değerlendiriyor. Duyarlılığı da doğru. Çünkü Almanya''da çok sayıda insanımız var. Alman ve Avrupa ekonomisine katkıda bulunuyor. Alman politikasında da gözle görülür bir değişiklik var.

BATIDA DURUM FARKLI Konuyu yıllardır bu ülkede yaşayan Hessen Üniversitesi Türkiye Araştırmalar Merkezi Müdürü Prof. Faruk Şen sağduyulu değerlendiriyor Almanya''nın Sesi''ne. Bakın neler diyor Sayın Şen: -Almanya''da değişenler arasında Türkiye''yi ve Türkler''i ilgilendiren politikalar da var, ama bu alanlarda aşırı iyimser ve fazla aceleci davranılmaması tavsiye ediliyor. Zira Yeşil Sol Alman Koalisyon hükümetinin icraatı henüz kalıcı devlet politikasına dönüşmüş değil. Prof. Şen''e göre 1999 Türkiye için altın bir yıl. Lüksemburg Zirvesi''nden çıkmaza giren AB ilişkileri yıl içinde rayına oturdu. Kohl, Mesut Yılmaz''a verdiği sözü tutmayınca köprüler atılmıştı. Helmut Kohl''ün seçimi kaybetmesi Türkiye için bir şans: -Sosyal Demokratlar ve Yeşiller Türkiye''ye ve Türkler''e sıcak bir bağ. Yeni vatandaşlık yasasından en fazla Türkler istifade edecek. 1 Ocak''ta da yürürlüğe giriyor. AB''ye aday ülke olmamızda da Gerhard Schröder ve Joschka Fischer ikilisinin katkısı fazla. Avrupa Birliği Komisyonu''nda genişletmeden sorumlu Günther Verheugen de öyle. Türk Alman ilişkileri ekonominin dışında dış politikada olumlu çizgiye oturdu.

AVRUPA''DA MİLYONLARCA TÜRK Mesut Yılmaz hükümetinde soğuyan Berlin Ankara ilişkileri, Ecevit ile akılcı ve sıcak bir noktaya gelmiş. Fakat bunu da tatminkar bulmayan çevreler var. Almanya''nın politikasının değişebileceğinden endişe ediliyor. Prof. Faruk Şen şöyle diyor: -Almanya''nın dış politikasında çok büyük değişiklikler olmuyor. Schröder ile de Kohl''un dış politikası aynen devam diyor. Ama değişiklik olabilir. Helsinki Zirvesi''nde bunu yaşadık. Fakat Hıristiyan Demokratlar ve O''nun eski ortağı Hür Demokratlar Türkiye''ye soğuk bakıyor. İddiaları da Türkler''in topluma uyumunun uzun süre alabileceği. Bu görüşler değişecek, fakat zamanla değişecek. Prof. Faruk Şen''in anlattıkları ilginç: -Almanya''da 2 milyon 400 bin insanımız var. 312 bini Alman vatandaşı. Almanya''daki Türkler bu hükümete sıcak bakıyor. İlişkilerden ve gelişmelerden de mutlular. Fakat Almanya''da işsizlik krizi büyüyor. Yüzde 10. Bu Türkiye''de yüzde 24. Almanlar Türkler''in ülkelerine kitle halinde gelmelerinden endeşi ediyor. Almanya''ya yerleşen Türkler''in okullara din dersi talebi tartışmalarının sürmesi de sorun. Uzlaşılmalı ve sonuçlandırılmalı. Bir üçüncü sorun da Türkler''in emekliliği. Emeklilik yaşına gelen neslimiz bir beklenti içinde Akılcı politikalar bekilyor bu yaşlı nesil. şimdi Alman vatandaşlığına geçiş de hızlandı. Bence bazı sorunlara rağmen 2000''li yıllar Türkiye ve Almanya için olumlu. Almanya ayrıca genç Türk nüfusu da kazanma yolunda. Esasında Türkiye''nin de nüfusu çok genç. Çoğu batı ülkesini telaşlandırıyor. Faruk Şen diyor ki: -Almanya buradaki genç Türk nüfusu kullanma yolunda. Ancak yöneticiler korkuyor. Türkler''in % 55''i 25 yaşın altında. Bunların çoğu da 2003 yılına katar Alman vatandaşlığına geçecek. Bu rakamın bir milyon olacağı sanılıyor. Fakat Almanya Türkiye''deki genç nüfusa sıcak bakmıyor. Türkiye''nin AB''ye tam üyeliğinden sonra serbest dolaşım hakkının Alman piyasalarını altüst edeceğinden endişe taşıyor. Ama Almanya''daki genç Türk nüfusa Alman yöneticiler sıcak. 10 yıl sonrasını düşünüyorlar.

ELEŞTİRİLER, TENKİDLER Gelişmelerdeki endişelere ve eleştirilere gelince; -Ana dilin yok edilmesi asimilasyondur. Türk kültürünü görmezlikten gelme ırkçılıktır. Almanya''da yayınlanan Türkçe gazeteleri kontrol altına almaya kalkışmak temel özgürlük ihlalidir. İslam dinini Almanca öğretme çabaları inanç özgürlüğüne müdahaledir. Hessen Üniversitesi Türkiye Araştırmalar Merkezi Müdürü Prof. Faruk Şen eleştirilerin Yeşil Sol İktidar üzerine yağmur gibi yağdığını, ancak Türk asıllı Alman milletvekilleri Ozan Ceyhun ve Cem Özdemir gibilere haksızlık edilmemesi gerektiğini hatırlatıyor ve herşeyin zamanla çözüleceğini belirtiyor. Bir de ekliyor "Atılan adımlar çok önemli, küçümsenmemeli, destek olunmalı."