Kaydet
a- | +A

Kilis''e yaklaşık 10 km. kala "paraşüt operasyonu" ile ele geçirilen Yasin Altınbaş''ın depoları var. Operasyon sonunda yed-i emin''e teslim edilmiş. Mühürlü. 24 saat süreli nöbet tutuluyor! Akaryakıt, şeker ve çay stokları''ndan devletin zararı 12 trilyon 300 milyon TL. Yed-i emin olarak tayin edilenler arasında Holding''in işçisi ve müdürü de var! Müfettişler olamıyacağını rapor ediyorlar. Ayrıca nöbetlerin geceleri tutulmadığı tescilleniyor. Üstelik gümrüğe tabi mal olduğundan muhafaza memurları hiç kimseyi içeri sokmuyor. Mahkeme Adana DGM''de sürüyor. İl ile DGM arasında bir yetki sorunu yaşanıyor. İşte bu sırada depo''nun mühürleri kırılmadan kapılar ve depolar açılarak 18 trilyonluk mal TIR''larla uçuyor! Hem de dediklerine göre 30 TIR''la. Üstelik gidenlerin tümü ayrıca belge! İl yetkilileri 31 kişinin ifadesini alarak mahkemeye sevkediyor. Tümü serbest bırakılıyor. Zaten paraşüt operasyonuyla ilgili de tutuklu 5 kişi kalmış! Kilisli böyle bir imajdan ve gelişmeden rahatsız. Ayrıca Holding Merkezi de kent değil. Tam bu sırada sabit gelirlilerin 6 aylık maaşlarına tekabül eden Etibank ve Bank Kapital Skandalları patlak veriyor da Kilisli rahatlıyor. Bazı çeteler ülkeye ve insanımıza tebelleş olmuş. Özeti bu. Çiçeği burnunda vali Aslan Kütük''ü gazeteci Sefer Demir ile ziyaret ettiğimde İstanbul medyasının telefon trafiği üç beş kelime sohbet etmemize fırsat bile vermedi. Meslektaşlarımız paraşüt''ü sorguluyor. Su''yu sorsa ya. Şehir susuzluktan kan ağlıyor. Kimin umurunda?! Üçüncü fakülteden üniversiteye Kilis''i il olduğundan bu yana ilk defa kıpır kıpır gördüm. Çok sayıda kebapçı ve baklavacı açılmış, çeşitleri artırmışlar. Ürün bol ve bereketli. Suma Fabrikası''na hâlâ üzüm vermek için üreticiler günlerce kuyrukta bekliyor. Neredeyse sezon geçecek, alımlar sürüyor. Sucuk, bastık, muska sektör olarak Kilis''in girdilerini artırmış. Artırmış ama işsizliğe rağmen, üreticiler bağına, bahçesine, işyerine emekçi bulamıyor. İşsizler memurluk istiyor, işçilik değil! Kilis''te en çok ıspanak, en az armut tüketiliyor. Gidenler de kent''e geri dönüyor. Kilis Milletvekilleri Mehmet Nacar''a (MHP) halk "niçin iktidar gibi değilsiniz", Doğan Güreş Paşa''ya da "neden muhalefet etmiyorsunuz" diye soruyor. Her ikisi de kentteydi gittiğimde. İstanbul''daki Kilisli işadamları Mehmet Sanlı Sağlık Meslek Lisesi, Necati Şerefoğlu da babası Yusuf Şerefoğlu adına Sağlık Yüksek Okulu yaptırmış. Bitişiğinde de yurt ve hastane. Sağlık kampüsü gibi olmuş, Karataş''ın tepesi. Hayırsever insanların bu tür hizmetleri hoş ve gerekli. Önemli bir ihtiyacı karşılıyor. Kilis, Memlûklular zamanında tamamıyla Türkmenler''in yerleştiği bir bölge: Kıpçak Türkleri''nin boyları meselâ Bayatlar, Avşarlar, Bayındırlar, Elbeyliler, Baraklar burada yaşıyor. Dolayısıyla sokaklara ve çeşmelere kadar tarih ve kültür mirasını yansıtıyor.

Suriye Kapısı''nda hareketlenme Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü''nün gözü önünde ise Tarihi Tekye (Canbolat) Camii''nin mezar taşları sökülüyor, mezarlık kelleştiriliyor, tarihi sokaklar istimlak edilerek harabe bırakılıyor. İyi ki fedâkar insanlar var. İki gönüllü Hasan Şahmaran ve Abdülhamit Tektuna tek başlarına bir fakültenin yapması gerekeni üslenmişler. Bu tarihi kentin çeşmelerini, kapılarını, kalelerini, yatırlarını, evlerini, mezar taşlarına değin markaja almış, fotoğrafını çekiyor, filme aldırıyor, künyesini çıkarıyor. Mezar taşlarını okumak her ilim adamının bile harcı değil. İyi ki böylesine gönüllü, ancak fukara kültür, tarih ve memleket sevdalıları var. Şimdi hazırlıklarını kitaplaştıracak kişi ve kuruluşlar arıyorlar. Kilis Ticaret Odası Başkanı Mehmet Özçiloğlu, Şam yönetiminin değişmesiyle eğer Öncüpınar kapısı işlerlik kazanırsa bölgede bir ekonomik patlama olabileceğini belirtiyor. Zaten Halep Başkonsolosu Hulusi Kılıç da aynı kanaatte. Şimdi bir ticaret heyeti Halep''e gidiyor. Ekonomik ilişkilerle başlayan komşuluk ve dostluk köprülerinin artırılmasına çalışılıyor. "Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz de" şeklinde düşünüyor yetkililer. Umutları da fazla, vatandaşın. Hazırlığı da ona göre.