Kaydet
a- | +A

Amerikalı çocuklar para kazanmaya küçük yaşlarda başlar. Okullar, okul-aile birlikleri, izci teşkilâtları, spor kulüpleri her sene birkaç defa öğrencilere öteberi sattırır. Kapınızı çalan küçük çocuğun elinde bir tabla çukulata vardır. "Falanca okulun falanca faaliyeti için satıyorum, tanesi 1 dolar" diyerek boynunu büker, siz de boş çevirmez, alırsınız. Ayrıca, yılda iki defa, iki büyük dinî bayram olan Noel ve Paskalya yaklaşırken daha pahalı yiyecekler ve türlü çeşit eşyalar için ellerinde broşürle gelirler, broşürden mal beğenir, ısmarlarsınız. Öğrenciler ne kadar çok mal satabilirlerse okuldan o kadar çok "kredi" alırlar. Bu işin kredisi küçük bir hediye yahut Pizza Hut''ta, Mc Donalds''ta bedava yemek yiyebileceği kupon yahut okul gezilerinin masraflarında iskonto gibi şeylerdir. Sonra yaz aylarında, özellikle küçük kız çocuklarının bahçe kapılarının önüne kurdukları tezgâhın üzerinde annelerinin yaptığı limonataları, bardağı 25 cent''ten satmaları çok yaygın bir modadır. Yürüyüşe çıkmış yayalar yahut gelen geçen arabalar durur, çocuklardan limonata satın alırlar. Küçücük kızlar ince sesleriyle akşama kadar "Buz gibi limonata var!" diye bağırırlar. Para kazanıp kazanmamaları mühim değildir, mühim olan para kazanmak için çalışmaları, bir tezgâhın sorumluluğunu almalarıdır. Komşular birbirlerinin çocuklarına parayla iş yaptırırlar. Meselâ, bebek bakıcılığı. Meselâ, ufak tefek bahçe işleri. Böylece çocuklar küçük yaşlardan itibaren çalışıp para kazanmanın zevkini tadarlar. Yine yaz aylarında, kanunî çalışma yaşı olan 16''sına giren lise öğrencileri, marketlerde, kafeteryalarda, lokantalarda, benzin istasyonlarında çalışırlar. Bütün marketler 24 saat açıktır ve vardiya usulü çalışacak elemana daima ihtiyaçları vardır. Okulların açık olduğu mevsimlerde de hafta sonlarında hiç olmazsa birkaç saat bir yerlerde çalışmak öğrenciler arasında âdettir. Ailesinin maddî vaziyeti ne kadar iyi olursa olsun kız-erkek gençler, lise çağlarından itibaren ücretli işlerde çalışıp para kazanmayı isterler. Bu bir çeşit hayat felsefesi olmuştur. Üniversiteye devam edenlerin ise, zaten, hem çalışıp hem okuduklarını söylemeye gerek duymuyorum. Çalışma hayatına bu kadar erken başlayan Amerikalıların piyasaları ne hikmetse yabancı mal doludur. "Made in USA=ABD malı" yazılı bir şey bulmak hayli güçtür. Yiyecek, giyecek, (bilhassa giyecek), sonra elektronik eşyalar, aklınıza ne gelirse, mağazalarda satılan malların çoğu yabancı ülke etiketlidir. Başta Uzak Doğu ülkeleri, sonra Avrupa, Orta Doğu... "Macau" diye bir ülke olduğunu bile ilk önce, namlı mağazalarda satılan tekstil mamûllerinin etiketlerinden öğrendik. Türkiye''nin adı da havlularda, havlu elbiselerde, çarşaflarda sık sık karşımıza çıkmakta, gurur sebebimiz olmaktadır. Bir de kuru kayısılar tabiî. Amerikan marketlerindeki bütün kuru kayısılar Türkiye etiketlidir. Neden böyle? Bir kere ABD''de işçilik pahalıdır. Büyük Amerikan firmaları işçiliğin ucuz olduğu ülkelerde fabrika kurarak maliyeti düşürmektedir. Amerika içinde yapılmış olsa daha pahalıya mal olacak, daha pahalıya satılacak mallar böylece (aynı kalitede olduğu halde) daha ucuza piyasaya sürülebilmektedir.

Sonra ABD hükûmeti, piyasadaki yabancı mallardan rahatsızlık duymamakta, her ülkeden mal girişine -belli kotalar uygulanmakla birlikte- izin vermektedir. Çünkü her halükârda açığı kapatacağından emindir. Açığı kapatmanın yolu malûm... Birkaç uçak, helikopter, türlü türlü silah satıp yabancı ülkelere yatırdığı parayı mislisi ile kazanacaktır. İşte bu mallar "Made in USA"dır. Türkiye''den gezmeye gelen dostların yakınlarına hediye alırken zorlandıklarını görüyorum. Bilhassa erkekler, "Made in USA" yazılı bir mal bulmak için ter döküyor. "Niye bu kadar önem veriyorsunuz? İşte bu da aynı kalitede. Çünkü bakın iyi bir marka, işçilik ucuz diye o ülkede fabrika açmışlar" dediğimizde cevapları şöyle: "İyi de bunu hanıma nasıl anlatacağım? Amerika''ya gittin de, getire getire Hindistan malı mı getirdin, demez mi? Yahut Ukrayna malı"? Eh, der mi der. Ben eşi Amerika''ya gezmeye gelen yahut gelecek olan hanımlarımıza sesleniyorum: Sakın Amerikan malı bir şey getirmedi diye kocalarınıza kızmayın! Amerika''da Amerikan malı bulmak o kadar kolay değildir. Bulmak için uğraşıyorlar, ben şahidim; ama sonuçta yine bir "Made in Dubai" yazılı hediye getirirlerse gönüllenmeyin. Ne yapsınlar, uçak veya helikopter veya Smith Wesson 76 yahut hafif makinalı MK 760 hediye getirecek halleri yok ya?!