Kaydet
a- | +A

Milâdî 2000 senesine 4 gün kaldı. Her ne kadar, artık ilim ve din adamları Hazret-i İsa''nın 2000 sene önce doğmadığından emin iseler de Amerika bu Christmas''ı her zamanki gibi, hatta her zamankinden de büyük coşkuyla kutladı. Şimdi gözler yılbaşı gecesinde. Göz dediysek... Gözden göze elbette fark var. Kimi gözler dört gün sonraki "giriş"in heyecanlarını görüyor. Kimi gözler önümüzdeki yüzyıllarda dünyanın ne vaziyette olabileceğini görmeye çalışıyor. Gözlerin görme mesafeleri çok değişik. Bu hep böyle olagelmiş. Yüz sene önce 20''nci asır girerken de kimileri yılbaşını karada mı, denizde mi kutlayacaklarını hesap ediyordu, kimileri de yüz sene sonrasının tahminleri ile meşguldü.

Ama yapılan tahminlerin hepsi çıktı mı? Bırakın yüz sene öncesini, elli-altmış sene önce, 2000 senesi ile ilgili yapılan bazı tahminlerin de gerçekleşmediğini görüyoruz. Fakat şu kesin, elli-yüz sene önceki insanoğlu 1999 ve 2000 rakkamlarının büyüsüne kapılmış. Yazdıklarını okuyunca, dünyada onların bekledikleri kadar büyük değişiklikler olmadığını görüyoruz. Meselâ, Arthur Bird "ABD Rüyası" adlı eserinde 1903 yılında şöyle yazıyor: "1999"da evlerde merdiven olmayacak. Her müstakil evin asansörü olacak. Düğmeye basıp ikinci kata çıkacaksınız, düğmeye basıp aşağıya ineceksiniz. Evlerde baca da olmayacak. Isınma ve yemek pişirmede sadece elektrik kullanılacak. Hava soğudu mu, basın düğmeye; daha çok ısı istiyorsanız iki kere basın. Anahtar ve kilit de mazinin kalıntılarından olacak. 1999''da hiç kimse kapısını kilitlemeyecek. Her evde elektrikli bir tesisat olacak. Evden çıkarken çalıştıracaksınız, gerektiğinde alarmlar, ziller devreye girecek. Elektrik köpeklerin kobra yılanından bile tehlikeli olan durumunu önleyecek. Biliyorsunuz, köpek ısırığı kuduz hastalığına sebep oluyor. 1999''da bu işin kesin çözümü bulunacak, kuduz ortadan kalkacak. Çünkü köpeklerin dişleri bir yaşlarına geldikleri vakit elektrik ile sökülecek, yerine takma diş takılacak." 1903 yılında, yüz sene sonrasının dünyası için elektriğe bahşedilen bu krallık kurulmadı. Elbette elektriğin hayatımızdaki yeri çok büyük. Ama öyle iki katlı evlere asansör koymadık; anahtarımız, kilidimiz yerli yerinde, köpeklerin dişlerini sökmüyoruz, kuduz da maalesef ortadan kalkmadı. Time dergisinin 25 Şubat 1966 tarihindeki tahmini şöyle: "2000 yılında Amerika''da makinalar o kadar çok mal üretecek ki herkes zengin olacak. Çalışmayan ailelerde bile devletin sağladığı imkânlarla yıllık gelir 30 ile 40 bin dolara erişecek. İşsizlikten sıkılan insanların kendilerini nasıleğlendirecekleri en büyük mesele olacak." New York Times''in 19 Ekim 1966 tarihli nüshasındaki tahmini okuyalım: "2000 yılında insanlar günde sekiz saat ve haftada dört günden daha fazla çalışmayacak. Yılda sadece 147 gün işgünü olacak." Böyle bir tahmin de gerçekleşmedi. Dünyanın bazı ülkelerinde sabahtan akşama yan gelip yatan, uyuklayan, canları sıkılan insanlar vardır amma Amerika başta olmak üzere, gelişmiş ülkelerde insanlar o kadar hızlı bir çalışma temposu içindeler ki yedi gün de yetmiyor. Öyle çalışmadan 30-40 bin dolarlık gelir de hayal... 1941''de Nazilerin propaganda bakanı Joseph Goebbels demiş ki: "İngiltere ve ABD''nin 2000 yılı ile ilgili plânlarına bakıp da gülmemek elde değil. Eğer şansları yâver giderse ancak 1950''ye kadar ayakta durabilecekler." Yoldaş Kosolapov''un 1976''daki sözü şöyle:

"2000 yılında kapitalizm müzelik eşya olacak. Marks''ın, Lenin''in ve takipçilerinin ne kadar haklı olduklarını tarihin gözleri önünde herkese ispatlayacağız." Şu işe bakın! Naziler de, komünistler de 2000 yılını göremedi. İngiltere, ABD ve kapitalizm yerinde duruyor. 1960''lı yılların sonuna doğru Amerika''nın meşhur havayolu şirketi Pan-Am 2000 senesinde Ay''a ilk seferini yapacağını duyurdu. Önce şaka yollu bir ilândı, sonra halkın ilgisi üzerine iş ciddîleşti. "İlk Ay Seferi Kulübü" kuruldu, rezervasyonlar başladı. Apollo uçuşlarının en heyecan verici olduğu dönemdi, 2000''de Ay''a yolculuk çok kimseye mümkün görünmekteydi. Biletlerin fiyatı gidiş-dönüş 28 bin dolar olarak tesbit edilmişti. Mil başına 6 sent... Tarihin en uzun ve en pahalı yolculuğuydu bu. 1971 yılında "İlk Ay Seferi Kulübü"ne dünyanın çeşitli ülkelerinden 30 bin kişi kaydolmuştu, bunlardan biri de geleceğin cumhurbaşkanı Reagan''dı. Sonra Pan-Am rezervasyonları askıya aldı. Derken... Üyelik kartları bugün koleksiyon malzemesi olarak çok değerli. Pan-Am malûm iflas edip kapandı. Sonra başka bir şirket satın aldı, ayni isim altında yine bir havayolu şirketi kuruldu, o da battı. Ardından Pan-Am adı bir başka ulaşım firmasına kondu: Demiryolu firmasına. Bundan böyle Ay''a yolculuk düşünemiyorlar. Henüz öğrenemediğim husus, "Yerlerimiz pencere kenarı olsun" diyerek hemen yol parasını yatıranların paraları ne oldu? Amerika''da şirketlere "yüzdeyüz devlet güvencesi" de yok ki, battıkları zaman vatandaşın alacağını devlet ödeyiversin?! Şu mübarek Ramazan gününde bir de midelerimize hitabedecek haber: 1903 yılında yayımlanan "Kadının Ev Rehberi" dergisinin bildirdiğine göre, 2000 yılında çilekler elma büyüklüğünde, üzümler portakal büyüklüğünde olacak; elmalar, armutlar, şeftaliler çekirdeksiz olacak, bir kavun kalabalık bir aileye yetecekmiş. Henüz böyle meyveler görmedik amma... Haydi âfiyet olsun!