Turan nedir? Turancılık ne demek? Biz Turan''dan, Turancılık''tan biraz korkarız. Bazı devirlerde daha fazla korkmuşuz. Bazı devirlerde "Turancı" olanlara öcü gibi bakılmış. O dönemleri kitaplarda okuyoruz. Tekerrür etmemesini dilediğimiz bir tarihtir o dönemler; ama daha birkaç yıl önce, 1992''de New York Türk Günü Yürüyüşü''nde taşınan pankartlardan birinde "Türkiye Büyüyüp Turan Olacak" yazıyordu da, memleketten yürüyüşe katılmak için gelen bakanlarımızdan biri bu cümleden duyduğu rahatsızlığı dile getirmişti.
"Turan"ı önce Ziya Gökalp''in meşhur manzumesinde hemen hemen muhayyel bir ülke olarak buluruz:
Vatan ne Türkiyedir Türklere, ne Türkistan,
Vatan büyük ve müebbed bir ülkedir: Turan!
Gökalp, badireler içindeki Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmış olan maneviyatını tamir etmek üzere, sınırları çok geniş bir vatan ülküsü geliştirmişti. Dünyadaki bütün Türklerin bir bayrak altında birleşmesi ideali. 1916''dan sonra Turancılık fikrini kültür, lisan, edebiyat sahalarına taşıdı. "Turancılık, dünyadaki bütün Türkler arasında kültür birliğidir" fikrini savundu.
Yirmibirinci asırda "Turan"ı gerçekleştirmemiz lazım.
Şimdi tehlikeli bir laf mı ettim?
Bu cümlenin tehlikeli olup olmadığına karar vermeden önce, hele düşündüklerimi söyleyeyim.
Bence "Turan" Türk devletlerinin bir bayrak altında birleşerek kuracakları bir ülke değildir. Peki nedir?
Turan, bir karayolu ve demiryolu haritasıdır.
Bağımsız, yarı bağımsız, özerk... derken Asya''da bir düzine Türk devleti var. Bu devletler arasında kültürel işbirliği, ekonomik yardımlaşma vesaire gibi konular hep konuşuluyor, bir şeyler yapılmaya çalışılıyor, alınan sevindirici sonuçlar var. Kültürel ve ekonomik işbirliği projeleri fevkalade gerekli ve önemli faaliyetler, ancak herşeyden önce, herşey bir yana, Türk ülkeleri arasında yol lazım. Bildiğiniz asfalt yol. Asfalt yol, ama dünyanın en ileri ülkelerindeki otoyolların kalitesinde olacak. Bazı yerlerde tek gidiş, tek geliş, bazı mevkilerde iki geliş iki gidişli, gerekiyorsa üç geliş üç gidişli mükemmel otoyollar. Emniyetli ve zevkli bir ulaşım imkanı. Böyle bir yol ortaklaşa yapılır, her ülkede otoyolun kendi sınırları içindeki kısmının harcamalarından, denetiminden sorumlu olur. İstanbul''dan arabasına atlayan, Anadolu''yu baştan başa geçip isterse Bakü cihetine, isterse Batum yoluyla Sivastopol''a; yahut Bakü''den arabalı vapura binip Hazar''ı geçerek Türkmenbaşı limanına, oradan Aşkabat, Semerkant, Taşkent, Fergana, Bişkek, Almatı''ya seyahat edebilmelidir. Yol boyunca benzin istasyonları, dinlenme tesisleri, moteller... yolcuların ihtiyacı olabilecek her şey var olacaktır. Yine bir ucu İstanbul''da, son ucu Almatı''da olacak demiryolu hattı döşenmelidir. Konforlu trenler içinde Türk topraklarını katedip dağ, tepe, nehir, vadi aşarak belli başlı şehirlere gidilebilmelidir. Ulaşım konusunda havayolunu yeterli göremeyiz. Havadan ulaşım, ülkelerin insanlarını birbirine yaklaştırmaz. Ülkeleri tanımak için ayağınızın yerden kesilmemesi gerekir. Gökyüzünde uçup uçup bir yere konmak hızlı ulaşım sağlar, hepsi o kadar.
Sonra pasaport, vize gibi ancak yabancı ülklere giderken aranan belgeler Türk ülkeleri arasında istenmemelidir. Cebinde bir kimlik belgesi ile, o da zaten çoğunlukla ehliyettir, her isteyen istediği Türk diyarına gidebilmelidir. Fransa''ya girişte, Almanya''ya girişte vatandaşlarımızdan istenen pasaport ve vize Kazakistan''a, Özbekistan''a giderken de isteniyorsa utanmamız gereken bir gidişat var demektir. Bütün Türk devletlerinden soydaşlarımız da Türkiye Cumhuriyeti''ne ceplerinde bir kimlik ile gelebilmelidir. Gidenler, gelenler isterlerse mallarını da götürmeli, gümrük diye bir mesele olmamalı; Adana karpuzu Aşkabat''ta yenirken, Kazakistan elması Türkiye sofralarına sunulmalıdır.
Unutmayalım, kolaylıkla, rahatlıkla gidemediğimiz yerler bizim değildir. Yolu yapmazsak, gidişi-gelişi kolaylaştırmazsak soydaşlık, kardeşlik, ağabeylik, dil, tarih, kültür beraberliği... hepsi kitabî laflar olarak kalmaya mahkûmdur. Emniyetli, rahat bir ulaşım sağlayacak yollar açılırsa, seyahat etmenin önündeki güçlükler, formaliteler kaldırılırsa zaten kültürel ve ekonomik işbirliği kendiliğinden gerçekleşecek, kardeşlik bağları kendiliğinden güçlenecektir. İnsanlarımız bugünkü şartlar altında bile Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile temas halinde, şartlar daha da iyileştiğinde onları durdurmak mümkün mü?
Turan budur işte. Yirmibirinci asrın "Turan"ı Türklerin rahatlıkla, kolaylıkla, güvenle, zevkle seyahat edebildiği bir coğrafya olmalıdır.
Amerika Türk İslam Ülkü Ocakları''nın 7 Ağustos günü New Jersey''in çok güzel bir parkında ilk defa tertiplediği, Halk Müziği''mizin değerli sanatçısı Esat Kabaklı''nın türküleriyle coştuğumuz Zafer Pikniği''nde önümüzdeki asrın "Turan"ını düşündüm durdum.

